TCK'nın 157/1,62,52/2-4 ve 50/1-a maddeleri uyarınca mahkumiyet
Dolandırıcılık suçundan sanığın mahkumiyetine ilişkin hüküm, sanık müdafisi tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Hükümden önce 05/08/2017 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 7035 sayılı Kanun’un 21. maddesi ile 5271 sayılı CMK'nın 291. maddesinin birinci fıkrasında düzenlenen ve bölge adliye mahkemelerinin kararlarına karşı yedi gün olarak öngörülen temyiz süresinin onbeş gün olarak değiştirildiği; ancak bölge adliye mahkemelerinin faaliyete geçtiği 20/07/2016 tarihinden önce verilen ve Yargıtay'dan geçen dosyalar hakkında 5320 sayılı Yasanın 8. maddesi uyarınca hüküm kesinleşinceye kadar 1412 sayılı CMUK'nın 305 ilâ 326. maddelerinin uygulanması gerektiği ve 1412 sayılı CMUK'nın 310. maddesi uyarınca da temyiz süresinin bir hafta olduğu gözetilmeden, hüküm fıkrasında kanun yoluna başvuru süresinin 15 gün olduğu belirtilmek suretiyle yanıltıcı ifade kullanılmış olması karşısında; sanık müdafisinin 7 günlük yasal süresi geçtikten sonra yaptığı temyiz isteminin süresinde olduğunun kabulü; ayrıca sanığa atılı dolandırıcılık suçunun 6763 sayılı Kanun’un 34. maddesi ile değişik 5271 sayılı CMK’nın 253. ve 254. madde fıkraları gereğince uzlaşma kapsamında olması nedeniyle, dosyanın uzlaşma bürosuna tevdii edildiği ancak; uzlaşmanın sağlanamadığı belirlenerek yapılan incelemede;
Sanığın, 2 yıl önce askerde iken tanıştığı katılanı arayarak kendisini ... olarak tanıtıp altın işinden bahsettiği, bu konuyu görüşmek için katılan ile ...'da ... alışveriş merkezinin önünde buluştukları, kendisinde 3000 adet altının olduğunu alıp alamayacağını sorduğu ve kontrol ettirmesi için numune bir altın verdiği, katılanın da altını ...'de bir kuyumcuya gösterdiği, gerçek altın olduğunu öğrenince para ile birlikte sanığın yanına arkadaşı olan tanık ... ile birlikte gittiği, daha sonra tanığın arabada bekleyip beraber Irlamaz köyüne gittikleri, sanığın içinde altın olduğunu söylediği turşu bidonunu katılana verdiği, katılanın bidonun içine elini attığında toprak olduğunu hissettiği, bu sırada kendilerine doğru iki kişinin gelmekte olduğunu ve etrafın kalabalıklaştığını gördüğü sırada sanığın katılanın elinde duran 65.000.TL parayı alarak kaçtığı, bu surette sanığın dolandırıcılık suçunu işlediği iddia olunan olayda,
Sanığın ikrar içeren savunması, katılan beyanları, tanık anlatımları ve dosya kapsamından; sanığın üzerine atılı suçtan mahkumiyetine ilişkin mahkemenin kabul ve uygulamasında bir isabetsizlik görülmemiş olup, sanığın olay anında katılanın elinde duran parayı alıp kaçtığına ilişkin katılanın soyut beyanından başka dosyada delil bulunmaması karşısında, sanığın eyleminin TCK'nın 142/2-b maddesinde düzenlenen suçu oluşturduğuna yönelik tebliğnamede bozma isteyen görüşe iştirak edilmemiştir.
Bozmaya uyularak yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre; sanık müdafisinin suçun sübutuna ve lehe hükümlerin uygulanmamasına yönelik temyiz itirazlarının reddiyle, hükmün ONANMASINA, 20/02/2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.