Kararın kaldırılması
Taraflar arasındaki genel kurul kararının iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü.
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalı şirkette 3000/12000 pay sahibi olduğunu, 16.08.2018 tarihinde yapılan olağanüstü genel kurul toplantısında envanter ve bilançonun onaylanmasına ilişkin 3 üncü gündem maddesinde sunulan bilançonun Türk Ticaret Kanunu uyarınca taşıması gereken zorunlu bilgileri taşımadığını, şirketin ticari, mali ve iktisadi durumuna ve yapılan işlemlere ilişkin raporun genel kurul toplantısından en az 15 gün önce ortakların incelenmesine sunulmasının zorunlu olmasına rağmen bilançonun tasfiye memurları tarafından ortaklara gönderilmediğini, toplantıda da bilançonun okunmadığını ve tartışılmadığını, bilançonun yasal düzenlemelere aykırı olduğu gibi açıklayıcı da olmadığını, bilançoda bilanço açıklamasının, gelir tablosu dip notlarının ve açıklamalarının bulunmadığını, 4 üncü gündem maddesinde şirket aleyhine işlem yapan kişilerin yeniden yönetim kurulu üyeliğine atandığını, 14.06.2014 tarihli genel kurulda şirketin tasfiyeye girmesine ve ...'ın tasfiye memuru olarak atanmasına ilişkin karar alındığını, ayrıca şirketin yıllık genel kurul toplantılarını sürekli olarak yapmaması sebebiyle 6102 Tük Ticaret Kanunun geçici 7 nci maddesine göre tasfiyeye girdiğini, bu kararda da ...'ın tasfiye memuru olarak atandığını, bu şahsın şirketin aleyhine işlemler yaptığını, şirkete ait taşınmazların ucuza satılmasına neden olduğunu, mahkemece azil şartlarının oluşması sebebiyle azline karar verildiğini, genel kurulda bir yıl süre ile görevlendirilmesine rağmen resmi belgeler ile oynayarak görev süresini 3 yıl olarak değiştirdiğini, diğer yönetim kurulu üyelerinin durumu bilmelerine rağmen 2 nci kez tahrifat yapılmış genel kurul tutanağını imzaladıklarını, bu kişilerin yeniden yönetim kurulu üyeliğine seçilmelerinin dürüstlük kurallarına aykırı olduğunu, 5 inci gündem maddesinde şirketin tasfiyeden dönüşüne ilişkin karar alındığını, tasfiye sürecinde olan bir şirketin genel kurul kararı ile tasfiyeden döndürülmesi için kâr amacını taşıyan bir şirket olması gerektiğini, böyle bir durumun mevcut olmadığını, 15 yıldan beri hiçbir faaliyeti veya kâr getirici işlemi olmadığını, kâğıt üzerinde kalmış bir şirket olduğunu, şirket ortakları arasındaki çekişmelere yeni bir dava oluşmasını sağlayacak ahlaka ve iyi niyet kurallarına aykırı bir karar olduğunu belirterek 3,4, ve 5 inci gündem maddelerinin iptaline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacı tarafından açılan azil davası neticesinde mevcut tasfiye memurunun görevinden azli ile yerine ..., ... ve ...'in tasfiye memuru olarak atanmasına karar verildiğini, fesih kararının geri alınmasının sadece bir amaç değişikliği anlamına gelmediğini, şirketin sınırlı olan tasfiye amacından aktif faaliyet amacına geri dönmüş olduğunu, tasfiyeden dönme kararının 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunun 548 inci maddesinde belirtilen tüm şartları taşıdığını, davacı tarafın iptal sebeplerinin tümüyle soyut, iyiniyet kurallarına aykırı olduğunu, seçilen üyelerin şirket ortağı olduğunu, seçilmelerine yasal bir engel bulunmadığını, davacının iddialarının soyut olduğunu, tasfiye memurlarının bilanço ve envanteri diğer ortaklara göndermesinin yasal zorunluluk olmadığı gibi finansal tablolar ve diğer belgelerin genel kurul toplantısından 15 gün önce şirketin merkez ve şubelerinde pay sahiplerinin bilgi edinmelerine açık tutulacağının açıkça hükme bağlandığını belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu edilen genel kurul toplantısının 3 ve 4 üncü gündem maddeleri ile alınan kararların yasa, ana sözleşme ve iyi niyet kurallarına uygun olduğu, 5 inci gündem maddesi ile alınan karar her ne kadar yasa, ana sözleşmeye uygunsa da şirketin öz sermayesini yitirmesi, bunun düzeltilmesi için herhangi bir açıklama yapılmaması, şirketin uzun zamandır faal olmaması nedeniyle söz konusu kararın iyi niyet kurallarına aykırı olduğu, davalı vekilince şirketin başka bir şirketle birleşeceği belirtilip 5 inci gündem maddesinde alınan kararın iyi niyet kurallarına aykırı olmadığını ileri sürmüş ise de, buna dair çalışma yapılıp karar alındığını somut olarak delillendirmediği gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile davalı şirketin 16.08.2018 tarihinde yapılan olağanüstü genel kurulunun 5 inci gündem maddesinde alınan kararın iptaline, diğer gündem maddeleri ile alınan kararlara ilişkin taleplerin reddine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.
1.Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; dava konusu genel kurulun 3 no.lu gündem maddesinde hazırlanan envanter ve bilanço müzakereye açılmadan, genel kurulda okunmadan ve ortaklara bilgi verilmeden onaya sunulmasının mümkün olmadığını ve müzakere edilmeden onaylanmasının da mümkün olmadığını, müvekkilinin genel kurul öncesi finansal tablolara ulaşamadığını, bilgi sahibi olamadığını, yönetim kurulu üyeliğinden alınan ...'ın Eskişehir Asliye Ticaret Mahkemesinin 2017/232 E. sayılı dosyasında yapılan yargılamada tasfiye memuru olarak görev yaptığı dönemde şirketi zarara uğrattığı belirlendiğinden yeniden yönetim kurulu üyesi olarak seçilmesinin iyi niyet kuralına aykırı olduğunu bildirerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak 3 ve 4 no.lu gündem maddelerinin de iptaline karar verilmesini istemiştir.
2.Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; şirketin tasfiyeden dönülmesine ilişkin genel kurul kararının yasa, ana sözleşme ve iyi niyet kurallarına uygun olduğunu, mevcut haliyle şirket borca batık durumda olmamakla amaç değişikliği gerçekleşmiş ve şirket sınırlı olan tasfiye amacından aktif faaliyet amacına geri döndüğünü, hükme esas alınan bilirkişi raporunun bilirkişinin görev sınırlarını aşmış olması nedeniyle kabulünün mümkün olmadığını, şirketin kâr elde etme ve varlığını sürdürme amacının devam ettiğini, dava dışı Ilgazlar İnşaat Tic. ve San. A.Ş. İsimli şirketin 17.01.2019 tarihinde yapılan olağanüstü genel kurul toplantısının 5 inci maddesinde "şirketimiz iştiraki "Ilgazlar Otomotiv Petrol Ürünleri İnşaat Sanayi ve Ticaret A.Ş.nin 31.12.2018 tarihi itibariyle çıkacak bilançosuna göre şirketimizle birleşme prosedürlerinin devretme devralma iş ve işlemlerinin hazırlanması hususunda yönetim kuruluna yetki verilmesine 2.370.000 adet payın olumlu oyu ile ...'ın 30.000 adet payın olumsuz oyuna karşın oy çokluğu ile kabul edildi." şeklinde karar alındığını, anılan kararla tasfiye halindeki müvekkili şirketin üçüncü bir şirketle birleşerek faal hale getirilmesinin söz konusu olduğunu, ancak müvekkili şirket ortaklarından ve aynı zamanda birleşme yapılacak şirket olan Ilgazlar İnşaat A.Ş.'nin ortağı Şenol Ilgaz'ın rahatsızlanarak hastaneye kaldırılması ve alınan karardan yaklaşık 2 ay sonra vefat etmesi nedeniyle kendisine şirket hisselerinin mirasçılara intikal işlemleri yapılamamış ve vefat nedeniyle birleşme işlemlerinin de tamamlanamadığını, şirket hisselerinin intikalinin sağlanmasından hemen sonra, birleşme işlemleri tamamlanarak şirket genel kurulu yapılacak ve sermaye arttırımı yoluna gidileceğini, dolayısıyla bu noktda şirketin öz sermayesini yitirdiğinden bahsetmenin mümkün olmayacağı gibi, bu tespitin hukuksal hiçbir geçerliliği de kalmayacağını bildirerek ilk derece mahkemesi kararının 5 inci maddenin iptali yönüyle kaldırılmasını istemiştir.
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı şirketin mal varlığının pay sahipleri arasında dağıtımına henüz başlanılmadığı ve dava konusu genel kurulun 5 no.lu gündem maddesinde alınan karar ile tasfiyeden dönülmesine karar verildiği, kararın şirket sermayesinin % 75'inin oyu ile alındığı anlaşılmış ise de, mahkemece alınan bilirkişi raporunda tespit edildiği ve dosyadaki beyanlardan anlaşıldığı üzere şirketin 16.08.2018 tarihli bilançosuna göre 579.126,46 TL varlığına karşılık 1.037.200,87 TL borcunun bulunduğu, şirketin mevcut ve kayıtlı sermayesinin borçlarını ödemeye yetmediği, şirketin uzun süreden beri gayri faal olduğu, toplantı tarihi itibariyle öz sermayesini yitirdiği, ortakların ana sözleşmedeki faaliyetlerini devam ettirebilmek adına tekrar sermaye koyma niyeti içinde olduklarına dair herhangi bir beyanda bulunmadıkları anlaşılmakla, tasfiyeden dönmeye ilişkin 5 no.lu karar ana sözleşme ve 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunun 548 inci maddesine uygun ise de, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunun 2 nci maddesi açısından dürüstlük kurallarına uygun olmadığından anılan Kanunun 445 inci maddesinde belirtilen iptal şartları oluşmakla ilk derece mahkemesince gündemin 5 no.lu maddesinde alınan kararın iptaline karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmediğinden davalı vekilinin istinaf itirazlarının reddine, davacı vekilinin istinaf itirazları yönünden yapılan incelemede; dava konusu genel kurul gündemin 4 üncü maddesinde davalı şirketin yönetim kurulu üyeliklerine 3 yıl süre ile Ilgazlar A.Ş., ... ile ... seçilmiş olup, davacı yanca, yönetim kurulu üyeliğine seçilen ...'ın tasfiye memuru olduğu dönemde şirket zararına hareket ettiğinden yönetim kurulu üyeliğine seçilmesinin dürüstlük kuralına aykırı olduğu ileri sürüldüğü, 6102 sayılı Kanun'un 359 uncu maddesinin üçüncü fıkrasında, yönetim kurulu üyelerinin nitelikleri düzenlendiği, buna göre, yönetim kurulu üyelerinin ve tüzel kişi adına tescil edilecek gerçek kişinin tam ehliyetli olması dışında yönetim kurulu üyesi olmak için başkaca bir şart öngörülmediği, aynı Kanun'un 363 üncü maddesinin 2 nci fıkrasında da, üyeliği sona erdiren sebeplerin seçilmeye de engel olduğunun belirtildiği, anılan maddenin 363 üncü maddesinin ikinci fıkrasında yönetim kurulu üyelerinden birinin iflasına karar verilmesi, ehliyetinin kısıtlanması veya bir üyelik için gerekli kanuni şartları veyahut esas sözleşmede öngörülen nitelikleri kaybetmesi halinde bu kişinin yönetim kurulu üyeliğinin herhangi bir işleme gerek olmaksızın kendiliğinden sona ereceğinin düzenlendiği, buna göre, 4 no.lu gündem maddesi ile davalı şirketin yönetim kurulu üyeliğine seçilen ...'ın iflasına karar verilmemiş ve ehliyetinin kısıtlanmamış olması, üyelik için gerekli kanuni şartları ya da esas sözleşmede öngörülen nitelikleri kaybetmemiş olması nedeniyle ...'ın yönetim kurulu üyeliğine seçilmesi iyi niyet kurallarına aykırılık teşkil etmediğinden davacı vekilinin bu yöne ilişkin istinaf itirazları yerinde görülmediği, gündemin 3 üncü maddesinde, envanter ve bilançonun onaya sunulduğu ve onaya sunulduğu şekilde oy çokluğu ile onandığı belirtilmiş ise de, anonim şirketlerle ilgili 6102 sayılı Kanunun 409 uncu maddesinin birinci fıkrasında "Genel kurullar olağan ve olağanüstü toplanır. Olağan toplantı her faaliyet dönemi sonundan itibaren üç ay içinde yapılır. Bu toplantılarda, organların seçimine, finansal tablolara, yönetim kurulunun yıllık raporuna, kârın kullanım şekline, dağıtılacak kâr ve kazanç paylarının oranlarının belirlenmesine, yönetim kurulu üyelerinin ibraları ile faaliyet dönemini ilgilendiren ve gerekli görülen diğer konulara ilişkin müzakere yapılır, karar alınır." hükmünü içerdiği, buna göre, genel kurul toplantılarında faaliyet dönemini ilgilendiren ve özellikle mali konuları içeren hususlara ilişkin müzakere edilmek suretiyle karar alınması gerekli olduğu, ne var ki, dava konusu genel kurul envanter ve bilançonun onaylanmasına ilişkin 3 no.lu gündem maddesinde şirketin envanter ve bilançosunun müzakere edilmeden onaylandığının anlaşıldığı, bu durumda envanter ve bilançonun onaylanmasına dair alınan karar usul ve yasaya aykırı olduğundan 3 no.lu gündem maddesinin de iptaline karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi isabetli görülmediği gerekçesi ile davacı vekilinin bu yöne ilişkin istinaf itirazının kabulüne karar vermek gerektiği gerekçesi ile davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, davacılar vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın kısmen kabulüne davalı şirketin 16.08.2018 tarihli Genel Kurul Toplantısının 3 üncü gündem maddesinde alınan kararın iptaline, 4 no.lu gündem maddesi yönünden talebin reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
1.Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; 4 numaralı gündem maddesinin de iptalinin gerektiğini, zira bu madde ile ... ve ...'ın 3 yıl süre için yönetim kurulu üyeliğine seçilmelerine karar verildiğini, ...'ın tasfiye memuru olduğu dönemde şirket zararına hareket ettiğini, hakkında açılan azil davasında mahkemece azil şartlarının oluştuğuna karar verildiğini, genel kurul toplantılarında 1 yıl süre ile görevlendirilmesine rağmen resmi belgeler ile oynama yaparak görev süresini 3 yıl olarak değiştirdiğini, dürüstlük kuralına aykırı davrandığını, diğer üyelerin bu durumu bilmesine rağmen iki kez tahrifat yapılan tutanağı imzaladıklarını, ticaret siciline yanlış bilgi veren ve şirkete ait taşınmazların zararına satılmasına neden olan şirket yöneticilerinin yeniden seçilmesi kararının iptali gerektiğini belirterek kararın sadece 4 üncü maddenin iptali yönünden bozulmasını istemiştir.
2.Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf başvuru dilekçesinde ileri sürdüğü itirazlarına ek olarak, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanun'un 392 nci maddesinin bir ve ikinci fıkraları ve 437 nci maddesinin bir ve ikinci fıkraları uyarınca finansal tablolar ve diğer belgelerin genel kurul toplantısından 15 gün önce şirket merkez ve şubelerinde pay sahiplerinin bilgi edinmelerine açık tutulacağının hükme bağlandığını, pay sahiplerinin anılan kanunun 392 nci maddesi uyarınca da genel kurul toplantıları beklenmeksizin şirketin tüm iş ve işlemleri hakkında bilgi alabileceklerini, davacı tarafça toplantı öncesi ve toplantı esnasında böyle bir talepte bulunulmadığı gibi, bilançonun tartışılması yönünden bir talep de gelmediğini belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
Uyuşmazlık, davalı şirketin 16.08.2018 tarihinde yapılan olağanüstü genel kurul toplantısında alınan 3,4 ve 5 inci gündem maddelerinin iptali istemine ilişkindir.
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2.6102 sayılı Türk Ticaret Kanunun 548 inci maddesi, 445 inci maddesi, 359 uncu maddesinin üçüncü fıkrası ve dördüncü fıkraları, 409 uncu maddesinin birinci fıkrası, 363 üncü maddenin ikinci fıkrası.
3. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunun 2 nci maddesi.
İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulü ile davalı şirketin 16.08.2018 tarihinde yapılan olağanüstü genel kurulunun 5 inci gündem maddesinde alınan kararın iptaline, diğer gündem maddeleri ile alınan kararlara ilişkin taleplerin reddine karar verilmiş, taraf vekilleri tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesi tarafından yapılan inceleme neticesinde davalı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Kanunun 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının b-1 bendi uyarınca esastan reddine, davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Kanunun 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının b-2 bendi uyarınca kısmen kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın kısmen kabulüne, 16.08.2018 tarihli genel kurul toplantısının 3 no.lu gündem maddesinde alınan kararların iptaline, 4 no.lu gündem maddesi yönünden talebinin reddine dair hüküm kurulmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesince, 5 no.lu gündem maddesi yönünden ilk derece mahkemesi tarafından verilen kararın yerinde olduğu gerekçesi ile davalı vekilinin istinaf başvurusunun reddine karar verildiği, 6100 sayılı Kanun'un 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının b-2 bendi uyarınca davacının istinaf istemi kısmen kabul edildiğine ve İlk Derece Mahkemesinin kararı kaldırıldığına göre Bölge Adliye Mahkemesince yeniden hüküm kurulurken 5 no.lu gündem maddesi yönünden de esas hakkında karar verilmesi gerekirken 5 no.lu madde yönünden sadece esastan ret kararı verilmesi doğru görülmemiş kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının usulden BOZULMASINA,
Bozma sebebine göre taraf vekillerinin temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgililere iadesine,
Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
19.02.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.