Taraflar arasındaki tasarrufun iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Kararın davacı vekili ve davalı ... vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı borçlu ...'ın davacıya olan borcu dolayısıyla hakkında İstanbul 8. İcra Müdürlüğü'nün 2017/14430 Esas sayılı dosyasında takibe geçildiğini, borcu karşılar malvarlığı bulunmadığını, yapılan araştırmada davalı borçlunun adına kayıtlı Gelibolu'da bulunan 2 adet taşınmazını davalı ...'a devrettiğini, Üsküdar'da bulunan taşınmazdaki hissesini ise davalı ...'a devrettiğini tespit ettiklerini, yapılan devirlerin muvazaalı olduğunu, davalı ... ile Turan'ın müşterek çocukları olduğunu, diğer davalıya devredilen hissenin de muvazaalı olduğunu beyanla İİK 277 ve devamı maddeleri uyarınca tasarrufun iptaline karar verilmesini talep etmiştir.

1.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; aciz belgesi alınmadan görülmekte olan davanın açılamayacağını, ayrıca tasarrufun iptali isteğine konu taşınmazların vekil edeninin diğer davalılara olan borçlarına karşılık olarak devredildiğini ileri sürerek, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

2.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; davanın haksız olduğunu, gerçek bedeller üzerinden devir yapıldığını belirterek davanın reddini savunmuştur.

3.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; diğer davalılar ve borç ile bir ilgisinin olmadığını, aciz vesikası bulunmadığını, devrin borcun doğum tarihinden önce olduğunu, taşınmazı değerinde aldığını, diğer hissedar olan ...nin de hissesini aldığını, toplam 545.000,00 TL ödediğini, tapuya güven ilkesi uyarınca iyi niyetli olduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur.

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davalı ... tarafından davalı ...'a yapılan satışın muvazaalı olduğuna dair davacı tarafça herhangi bir delil sunulmadığı, bilirkişi raporu ile tespit edilen bedel ve tapudaki bedel arasında ciddi fark bulunmadığı gerekçesiyle davalı ... yönünden davanın reddine, davalı ... yönünden yapılan devrin ise hem davalı borçlu ile müşterek çocuk sahibi olmaları dolayısıyla borçlunun durumunu biliyor olması, hem de tapudaki bedel ile bilirkişi tarafından tespit edilen bedel arasında misli fark olması ve bedel ödediğine dair herhangi bir delil ibraz edememesi gerekçesiyle davanın davalı ...'e yapılan satışlara yönelik kabulü ile, dava konusu ... Köyü, 3039 Parsel ve 3048 Parsel sayılı taşınmazlarda davalı ... ile davalı ... arasında yapılan hisse devrine ilişkin işlemin İİK 277 ve devamı maddeleri uyarınca iptali ile davacı tarafın alacaklı bulunduğu İstanbul 8. İcra Müdürlüğünün 2017/14430 Esas sayılı dosya borcuna sayılmak üzere satış isteme hususunda izin ve yetki verilmesine karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili ve davalı ... vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

1.Davacı vekili istinaf dilekçesinde; satış bedeli konusunda sadece davalı ...'in açıklamaları doğru kabul edilerek sonuca varılmasının usul ve yasaya aykırı olduğunu, ayrıca taşınmazın gerçek değerine ilişkin olarak hükme esas alınan bilirkişi raporunun yetersiz ve hatalı olduğuna ilişkin itirazları üzerinde durulmadan, söz konusu bu raporun hükme esas alınmasının hatalı olduğunu belirterek belirterek yerel mahkeme kararının kaldırılmasını talep etmiştir.

2.Davalı ... vekili istinaf dilekçesinde; vekil edenine yönelik davanın reddine karar verilmesi nedeniyle, lehine hüküm altına alınan vekalet ücretinin dava değeri üzerinden nispi olarak belirlenmesi gerekirken, maktu vekalet ücretine hükmedilmiş olmasının doğru bulunmadığını belirterek yerel mahkeme kararının bu yönüyle kaldırılmasını talep etmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davalı borçlu ... ile davalı ... arasında dava konusu taşınmazın 1/2 payının devrine ilişkin olarak 01.10.2015 tarihinde yapılan satış işleminin 272.500,00 TL bedel karşılığında gerçekleştirilmiş bulunduğu, oluşa uygun denetlenebilir gerekçeler içeren bilirkişi raporu ile belirlenen taşınmazın devir tarihindeki rayiç değerine de uygun olduğu gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, davalı ... vekilinin istinaf itirazlarının incelenmesinde, davalı ... aleyhine açılan dava tasarrufun iptali koşullarının oluşmaması nedeniyle esastan reddedildiğine göre davalı taraf yararına karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT hükümleri uyarınca dava değeri üzerinden nispi vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiği gerekçesiyle davalı ... vekili tarafından yapılan istinaf itirazının kabulüne, İstanbul 1. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 09.07.2019 gün ve 2017/550 E. - 2019/412 K. sayılı kararının HMK.m.353/1-b/2 hükmü uyarınca kaldırılmasına, davacının davasının davalı ... yönünden subuta ermediğinden reddine, davanın davalı ...'e yapılan satışlara yönelik kabulü ile, dava konusu ... Köyü, 3039 Parsel ve 3048 Parsel sayılı taşınmazlarda davalı ... ile davalı ... arasında yapılan hisse devrine ilişkin işlemin İİK 277 ve devamı maddeleri uyarınca iptali ile davacı tarafın alacaklı bulunduğu İstanbul 8. İcra Müdürlüğü'nün 2017/14430 Esas sayılı dosya borcuna sayılmak üzere satış isteme hususunda izin ve yetki verilmesine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

Davacı vekili temyiz dilekçesinde; İlk Derece Mahkemesi kararına karşı yaptığı istinaf başvurusunda bildirdiği sebepler ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir.

Uyuşmazlık, İİK 277 ve devamı maddelerine göre açılmış tasarrufun iptali istemine ilişkindir.

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 277 ve devamı maddeleri.

1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere, davalı ...'e devredilen taşınmazın gerçek değerini belirleyen bilirkişi raporuna itiraz edilmişse de, icra takibi sırasında davalı borçlunun bilinen adresinde tutulan 05.12.2017 tarihli haciz tutanağının İİK 105 inci maddesi gereğince aciz vesikası hükmünde olduğu, dava konusu tasarrufun ise 01.10.2015 tarihinde yapıldığı, tasarrufun haciz tarihinden geriye doğru 2 yıl içinde yapılmadığı, bu nedenle zaten bedel farkından dolayı iptale karar verilemeyeceği ve davalı 3.kişi ...'in davalı borçlu ...'ın mali durumu ile alacaklıları ızrar kastını bilen veya bilmesi gereken kişilerden olduğunun ispatlanamadığının anlaşılmasına göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

Açıklanan sebeplerle;
Davacı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddi ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz eden davacıya yükletilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

19.02.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.