Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş olup hükmün davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.

Davacı alacaklı vekili, borçlu şirketin ortaklarından ...’nın davalı 3.kişi şirketin dışardan atanan müdürü olduğunu, borçlu şirketin ...'lı işçisi ... üzerinden borçlu şirketi kurduklarını, borçlu şirketin diğer ortağı ...'ın ise aynı zamanda başka bir şirkette çalışan bir şahıs olduğunu, borçlu ile 3. kişi şirket arasında kuruluş tarihleri, faaliyet konuları, borcun doğumu ile ortaklar ve temsile yetkili şahıslar arasındaki yakın akrabalık ilişkisi dikkate alındığından borçlu şirketin alacaklılardan mal kaçırmaya yönelik hareket ettiğini açıklayarak davanın kabulü ile 3. kişinin istihkak iddiasının reddine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı 3. kişi vekili; haciz yapılan adreste 3.kişi şirketin borçlu şirket ile irtibatlı olduğunu gösterecek bir belgeye rastlanmadığını, müvekkil şirketin kuruluşunun borcun doğumundan önce olup müvekkili şirket ortakları ile borçlu şirket ortaklarının birbirinden farklı olduğunu açıklayarak davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece, borçlu şirket ile davalı 3.kişi şirketin ticaret sicil adreslerinin farklı olması, haciz işleminin borçlu şirketin adresinde yapılmamış olması, borçlu şirket ve 3.kişi şirket ortaklarının farklı olması, haciz mahallinde borçlu şirkete ait belgelere rastlanılmaması gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş, karar davacı alacaklı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, alacaklının İİK’nun 99. maddesine dayalı istihkak iddiasının reddi talebine ilişkindir.
Temyize konu olayda, davalı 3. kişi ile borçlu arasında danışıklı işlem olduğu, davacı alacaklı tarafından iddia edilmesine rağmen, mahkemece yapılan inceleme ve araştırma karar vermeye yeterli değildir. Bu nedenle, öncelikle borçlu ve 3. kişi şirket bünyesinde haciz tarihinden itibaren geriye doğru çalışanların tamamının listesini gösterir ... kayıtlarının getirtilmesi, ayrıca 3.kişi ortaklarından ...'ın dava dışı bir şirkette sigortalı çalışan olduğu iddia edildiğine göre anılan şahsın hangi tarihlerde nerede çalıştığının tespiti için ... kayıtlarının istenmesi, öte yandan borçlu ile 3.kişi şirket arasında organik bağ olduğu iddia edildiğine göre, borçlu, 3.kişi ve davadışı ...Teks.Ltd. şirketlerinin ilk kuruluşlarından itibaren tüm ortakları ile hisse devirlerini ve faaliyet adreslerini gösterir ticaret sicil kayıt örneklerinin dosya arasına alınması, bundan ayrı borçlu ve 3.kişi şirketin vergi kayıtları getirtilerek dava konusu haciz adresinde haciz tarihinden itibaren geriye doğru kimlerin hangi tarihler arasında faaliyet gösterdiğinin Vergi Dairesindeki kayıtlar üzerinden belirlenmesi, borçlu şirketin ticaret sicil adresinde ve haciz adresinde halihazırda faaliyet gösterip göstermediğinin kolluk marifetiyle araştırılması, bunların yanında davalı 3.kişinin satın aldığını bildirdiği mallara ilişkin fatura içeriklerinin davaya konu mahcuzlarla ve ticari defterlerindeki (açılış kapanış tasdikleri de gözönünde bulundurularak) kayıtlarla karşılaştırılması, ödemelerin yapılıp yapılmadığının saptanması için ticari defterlerinin getirtilerek uzman bilirkişi raporu düzenlettirilmesi bu doğrultuda toplanacak delillerin dava dosyasında bulunan diğer delillerle birlikte değerlendirilerek oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ve araştırma sonucu davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş ve hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir.

Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı alacaklı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle hükmün İİK'nun 366. ve HUMK'nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, taraflarca İİK'nun 366/3. maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 10 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine ve peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 17.05.2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.