Esastan ret
Taraflar arasındaki sözleşmenin feshi (malın iadesi) davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü.
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili ile davalı arasında 6361 sayılı Finansal Kiralama, Faktoring, Finansman ve Tasarruf Finansman Şirketleri Kanunu çerçevesinde 27.03.2015 tarihinde Finansal Kiralama Sözleşmesi (Sözleşme) imzalandığını, sözleşme ile davalı kiracıya bir adet makinenin teslim edildiğini, taksitlerin ödenmemesi üzerine müvekkili tarafından 23.02.2016 tarihinde ihtarname çekildiğini, fesih ihbarında bulunarak 60 gün içerisinde ödeme olmaması halinde, bu sürenin sonunda sözleşmenin bir ihtara gerek kalmaksızın feshedilmiş olacağı, kiralanan malların en geç 5 gün içerisinde bankaya aynen iade ve teslim edilmesinin bildirildiğini, ihtarnamenin muhataba tebliğ edilmiş olmasına rağmen borç ödenemeyerek temerrüt halinin sürdüğünü belirterek sözleşme gereği ödenmesi gereken kira bedellerinin ödenmemesi ve sair nedenlerle sözleşmenin fesih edilmiş olduğunun tespitine, makinenin zilyetliğinin teminatsız olarak gerekirse teminat mukabilinde ihtiyati tedbir kararı verilerek davacıya teslimine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesi sunmamıştır.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, davacı tarafın iddiasının sözleşmeye konu makineye ilişkin kira bedellerinin 6361 sayılı Kanun'un 31 inci maddesi gereği gönderilen ihtara rağmen ödenmemesi ve bu nedenle sözleşmenin haklı sebeple feshedilmiş olduğuna ilişkin olduğu, sözleşmede fesih konusunun 23 üncü kısımda düzenlendiği, 23.2 inci kısımda ise kiracının kira bedelini kısmen veya tamamen vadesinde ödememesi halinde kiralayan 30 gün, malın mülkiyetinin kiracıya geçeceği hallerde 60 gün mehil vermek suretiyle sözleşmeyi feshedebileceğinin düzenlenmiş olduğu, ihtarnamede Finansal Kiralamadan Kaynaklanan Borç kısmında borç tutarı yazmadığı gibi, açıklamaların 5 nolu kısmında ise "bulunması halinde" denilmek suretiyle borca ilişkin öncül konulduğu, ihtarnameden borç bulunduğu hususunun anlaşılamadığı, alınan bilirkişi raporunda, davalı kiracının ihtarname tarihi olan 23.02.2016 tarihi itibariyle davacı kiralayana herhangi bir borcunun olmadığı hususunun tespit edildiği, davacının sözleşmeye konu makineye ilişkin kira bedellerinin 6361 sayılı Kanun'un 31 inci maddesi gereği gönderilen ihtara rağmen ödenmemesi ve bu nedenle sözleşmenin haklı sebeple feshedilmiş olduğu iddiasının ispatlanamadığı, sözleşmenin haksız olarak feshedildiği gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; sözleşmenin davalının sözleşmeye aykırı hareketi nedeniyle haklı nedenle feshedildiğini, rapora itirazlarının dikkate alınmadığını, ihtarnamenin tebliğ şerhlerinin ilgili noterlikten istenilmesi yönündeki taleplerinin mahkeme tarafından dinlenmediğini ve tebliğ şerhi görülmeden karar verildiğini, ihtarname incelendiğinde 6 kalem borç üzerinden ihtarname çekildiğini, sözleşme gereğince müvekkilinin tüm kredileri kat etme hakkının bulunduğunu, sözleşmenin 21.4 üncü maddesinde kiracının keşide ettiği senetlerin veya çeklerin karşılıksız çıkması durumunda fesih haklarının bulunduğunu, borçlunun piyasada ödenmemiş ve karşılıksız çok sayıda bulunduğunu, tek başına bu hususun dahi sözleşmenin haklı nedenle fesih için yeterli olduğunu, bilirkişinin ihtarnameyi hiç irdelemediğini, sözleşmenin maddelerine hiç bakmadığını, sözleşmenin 21.13 maddesinde kira bedeli dışındaki alacaklardan herhangi birini kısmen veya tamamen vadesinde ödememiş olması halinin de sözleşmenin haklı nedenle feshedileceğinin belirtildiğini, yeniden bilirkişi incelemesi yapılması taleplerinin reddedildiğini belirterek kararın kaldırılmasını istemiştir.
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile taraflar arasında imzalanan sözleşmenin 21 inci maddesinde ihtarsız muacceliyet ve derhal fesih hallerinin düzenlendiği, davacı tarafça gönderilen ihtarnamede kredilerden, finansal kiralamadan, kredi kartlarından, sair nedenlerden, gayri nakdi kredilerden ve çek tanzim bedelinden kaynaklanan borçların gösterilerek "bulunması halinde" şeklinde bir ibare eklenmek suretiyle borçların ödenmesinin istendiği, ihtarnamenin 5 inci bendinde de yine bu ibare eklenerek finansal kiralamadan kaynaklanan borçların tebliğinden itibaren 60 gün içerisinde ödenmesinin istendiğinin görüldüğü, söz konusu ihtarnamede finansal kiralamadan kaynaklanan geciken borç tutarının olmadığının anlaşıldığı, finansal kiralamadan kaynaklı geciken borç bulunmadığı, davacının finansal kiralama sözleşmesinin feshini istemesinin hukuka uygun olmadığı, öte yandan davacı tarafça sözleşmenin 21/13 üncü maddesi ileri sürülmüş ise de, ihtarnamenin 5 inci bendinde davalının diğer borçlarını ödemediği gibi bir sebebe dayanılmadığının görüldüğü, dolayısıyla somut olayda davacı tarafın sözleşmenin bu maddesine dayanamayacağı açık olduğu, bu bağlamda İlk Derece Mahkemesince sözleşmenin feshinin haksız olduğu yönündeki gerekçenin yerinde olduğu, davacı taraf finansal kiralama sözleşmesini haklı nedenle feshettiğini ispatlayamadığından istinaf sebeplerinin yerinde olmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
1.Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde yer alan hususları aynen tekrar ederek davalı şirketin 23.01.2020 tarihi itibari ile iflas ettiğini, davalının taraf sıfatı kalmadığından davanın konusuz kalmasına karar verilmesi gerektiğini belirterek istinaf mahkemesi kararının kaldırılmasını, konusuz kalma nedeniyle dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesini istemiştir.
2.Davalı vekili temyize cevap dilekçesinde; iflas kararının istinaf incelemesi sonucu kaldırıldığını, iflas erteleme davasının Bakırköy 7. Asliye Ticaret Mahkemesinde devam ettiğini, iflasın taraf sıfatını ortadan kaldırmadığını, ilk alacaklılar toplantısına kadar davanın duracağını ve sonrasında davanın iflas masası tarafından takip edilebileceğini, mahkeme kararının uygun olduğunu, onanmasını talep etmiştir.
Uyuşmazlık, finansal kiralama sözleşmesinin feshedilmiş olduğunun tespiti ile finansal kiralama konusu malın iadesi istemine ilişkindir.
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2.6361 sayılı Finansal Kiralama, Faktoring, Finansman ve Tasarruf Finansman Şirketleri Kanunu'nun 31 inci maddesi.
1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup taraf vekillerince temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Davacı (Temlik alan) Mega Varlık Yönetim A.Ş. harçtan muaf olduğundan ödediği temyiz ilam harcı ve temyiz başvuru harcının isteği halinde temyiz eden davacı Mega Varlık Yönetim A.Ş.'ye iadesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
19.02.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.