İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak
sanıkların mahkûmiyetlerine, suça konu aracın müsaderesine

İlk Derece Mahkemesince verilen hükümlere yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I.HUKUKÎ SÜREÇ

1.Denizli 1. Asliye Ceza Mahkemesinin, 26.04.2019 tarihli ve 2018/865 Esas, 2019/610 Karar sayılı kararı ile sanıkların 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu'na (5607 sayılı Kanun) muhalefet suçundan, 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (e) bendi uyarınca beraatlerine, aracın müsadere talebinin reddi ile kararın kesinleşmesine müteakip idari prosedürler yerine getirildikten sonra yurt dışı edilmek üzere araç sahibine teslimine, söz konusu araçla ilgili Gümrük İdaresince idari işlem uygulanmamış ise uygulanmasının temini konusunda Gümrük Müdürlüğüne yazı yazılmasına karar verilmiştir.

2.Katılan ... İdaresi vekilinin istinaf başvurusu üzerine Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 10. Ceza Dairesinin, 16.12.2020 tarihli ve 2019/2501 Esas, 2020/3359 Karar sayılı kararı ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak sanıklar hakkında 5607 sayılı Kanun'un 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 62 nci maddesinin birinci fıkrası, aynı Kanun'un 52 nci maddesinin ikinci fıkrası, 51 inci maddesi, 53 üncü maddesi, 5607 sayılı Kanun'un 13 üncü maddesi yollamasıyla 5237 sayılı Kanun'un 54 üncü maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca erteli 1 yıl 8 ay hapis ve 4 gün karşılığı 80,00 TL adlî para cezası ile cezalandırılmalarına, hak yoksunluklarına ve suça konu aracın müsaderesine karar verilmiştir.

Katılan ... İdaresi vekilinin temyiz isteği, alt sınırdan ceza tayin edilmesinin hatalı olduğuna, adli para cezasının hesabında esas alınan tutarın en düşük ücret olarak belirlendiğine, takdiri indirim uygulanmaması gerektiğine, yasal şartları oluşmadan cezanın ertelenmesine karar verildiğine ilişkindir.

A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü

1.Olay tutanağı ve dosya kapsamına göre, kolluk görevlileri tarafından yapılan uygulama esnasında, sanık ...'ün sevk ve idaresindeki GG642PP yabancı plakalı aracın durdurulduğu, yapılan sorgulamada aracın giriş çıkış kayıtları doğrultusunda ülkede bulunma süresinin sona erdiğinin ve bu aracı yurda getiren... ...'nin araç içerisinde bulunmadığının tespit edilmesi üzerine aracın Gümrük İdaresine teslim edildiği anlaşılmıştır.

2.Taşıt takip sorgulamasında aracın 29.11.2017 tarihinde... ... tarafından getirildiği, Emniyet Genel Müdürlüğü sorgulamasında ise... ...'nin 29.11.2017 tarihinde saat 03.30 sıralarında Türkiye'ye giriş yaptığı, 01.12.2017 tarihinde aracı yurda bırakarak yurt dışına çıkış yaptığı tespit edilmiştir.

3.Bahse konu aracı yetkisiz şekilde kullanan sanık ... tarafından, sanık ... adına kayıtlı Gürcistan ülkesi tarafından düzenlenmiş ruhsat ibraz edildiği, sanık ...'nin 2016 yılından günümüze kadar oturum izinli olarak, ikametgah günü olan 185 gününü Türkiye'de tamamladığı anlaşıldığından araç getirme hakkı olmadığı tespit edilmiştir.

4.Sanık ... aşamalarda, sanık ...'nin aracı Gürcistan'dan... isimli şahıstan satın aldığını, aracı... isimli şahsın Sarp Sınır Kapısından geçirdiğini ve Gürcistan'a geri döndüğünü, sanık ... araç kullanmayı bilmediği için aracı kendisinin kullandığını, suç kastının bulunmadığını, sanık ... aşamalarda, arkadaşı olan sanık ...'ün kullanabilecekleri bir araç alalım dediğini, kendisinin de Gürcistan'da ucuz olduğu için Gürcistan'a gittiğini, Gürcistan'a gittikten sonra... isimli şahıstan bahse konu aracı satın aldığını, daha sonra sanık ...'in de Gürcistan'a geldiğini, aracı Sarp Sınır Kapısından...'un geçirdiğini ve Gürcistan'a geri döndüğünü, araç kullanmayı bilmediği için aracı sanık ...'in kullandığını, bu olayın suç olup olmadığını bilmediğini, suç kastının bulunmadığını beyan etmiştir.

5.İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama neticesinde, sanıkların aksi kanıtlanamayan savunmaları dışında atılı suçu işlediklerine dair soyut iddiadan başka cezalandırılmalarına yeterli, kesin

ve somut bir delil bulunmadığından, 5271 sayılı Kanun'un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (e) bendi uyarınca ayrı ayrı beraatlerine karar verilmiştir.

B.Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
Araca ait belgelerin incelenmesinde, anılan aracın sanık ... tarafından kullanıldığı anlaşılmaktaysa da aracın Gürcistan vatandaşı diğer sanık ... adına ruhsata kayıtlı olduğu, yapılan denetimlerde aracı kullanan şahsın Gürcistan vatandaşı olmadığı, araç ruhsat sahibi ...'nin ise Gürcistan vatandaşı olmakla birlikte geçici ithalat rejimi kapsamında turistik kolaylıktan yararlanılarak ülkeye araç getirmesi için yurt dışında kalma süresi olan 185 gün Gürcistan'da kalma süresinin bulunmadığının anlaşıldığı, bu doğrultuda gerek aracı kullanan ...'ün gerekse araç ruhsat sahibi ...'nin geçici ithalat rejimi kapsamında turistik kolaylıktan yararlanılarak gümrük vergisine tabi yabancı plakalı aracı geçici süre için ülkeye girişini sağlayarak ülkede kullanma haklarının bulunmadığı ve sanıkların soruşturma ile kovuşturma evrelerinde temin edilip birbiri ile örtüşen anlatımlarından, anılan aracın her iki sanık tarafından Gürcistan ülkesinde sanık ... adına satın alınarak, araç sahibi olan... ... isimli şahıs tarafından geçici ithalat rejimi kapsamında turistik kolaylıktan yararlanılarak ülkeye girişinin sağlandığı gözetilerek, sanıkların 5607 sayılı Kanun'a muhalefet suçundan mahkûmiyetlerine ve suça konu aracın müsaderesine karar verildiği anlaşılmıştır.

Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanıklar tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı anlaşıldığından, aşağıda yer alan hukuka aykırılıklar dışındaki temyiz sebepleri yerinde görülmemiştir.

1.Sanıkların eyleminin 5607 sayılı Kanun'un 3 üncü maddesinin birinci fıkrasının birinci cümlesi kapsamında kaldığı gözetilmeden, uygulama yeri bulunmayan aynı Kanun'un 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası gereğince hüküm tesis edilerek sanıklar hakkında fazla ceza tayini,

2.5607 sayılı Kanun'un 5 inci maddesinin ikinci fıkrasının "Yedinci fıkrası hariç, 3 üncü maddede tanımlanan suçlardan birini işlemiş olan kişi, etkin pişmanlık göstererek, soruşturma evresi sona erinceye kadar suç konusu eşyanın gümrüklenmiş değerinin iki katı kadar parayı Devlet Hâzinesine ödediği takdirde, hakkında, bu kanunda tanımlanan kaçakçılık suçlarından dolayı verilecek ceza yarı oranında indirilir. Bu fıkra hükmü, mükerrirler hakkında veya suçun bir örgütün faaliyeti çerçevesinde işlenmesi halinde uygulanmaz" hükmünü içerdiği, 7242 sayılı Kanun'un 62 nci maddesi ile değiştirilen 5607 sayılı Kanun'un 5 inci maddesinin ikinci fıkrası gereği kovuşturma aşamasında da etkin pişmanlık uygulamasının olanaklı hale geldiği ve 5607 sayılı Kanun'un 5 inci maddesinin ikinci fıkrasının son cümlesi kapsamında "Soruşturma evresinde, ihtar yapılmaması hâlinde kovuşturma evresinde hâkim tarafından sanığa ihtar yapılır" düzenlemesinin getirildiği cihetle, soruşturma aşamasında etkin pişmanlık hususunda ihtarat yapılmayan sanıklara ödeme ihtaratında indirim oranının 1/2 olarak bildirilmesi gerekirken, yazılı şekilde 1/3 olarak bildirilerek sanıkların yanıltılması ve haklarında ödemediklerinden bahisle etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanmaması, hukuka aykırı bulunmuştur.

Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle katılan ... İdaresi vekilinin temyiz istemi yerinde görüldüğünden Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 10. Ceza Dairesinin, 16.12.2020 tarihli ve 2019/2501 Esas, 2020/3359 Karar sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy çokluğuyla BOZULMASINA,

Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (b) bendi uyarınca takdîren Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 10. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

19.02.2024 tarihinde karar verildi.

(Karşı Düşünce)

Sayın Daire çoğunluğu ile uyuşmazlığımız sanığın eyleminin 5607 sayılı Kanun'un 3/1. maddesinde düzenlenen eşyayı gümrük işlemlerine tabi tutmaksızın yurda sokma suçunu mu yoksa 4458 sayılı Gümrük Kanunu'nun 238/1. maddesinde düzenlenen geçici ithalat rejimi kurallarına aykırı davranmak kabahatini mi oluşturduğuna ilişkindir.

Müsned suçun oluşabilmesi için eşyanın gümrük işlemlerine tabi tutulmadan yurda sokulması gerekir. Oysaki dava konusu araç geçici ithalat rejimi kapsamında, turistik kolaylıklardan faydalanılarak yurda getirilmiş, dolayısıyla bir gümrük rejimine tabi tutulmuştur. Bu araç geçici ithal edilen kara taşıtlarına ilişkin Gümrük Genel Tebliği hükümlerine göre, Gümrük İdaresinin takip ve kontrolü altındadır. Çıkış süresinin dolması halinde idarenin bunu kolaylıkla tespit etmesi mümkün olacaktır. Kanımızca araç gümrük rejimine tabi tutularak yurda giriş yapmış olup kaçağa kalmamıştır.

Gümrük Yönetmeliği 381. maddesi uyarınca, geçici ithaline izin verilen eşya, rejim altında kaldığı süre içinde giriş ayniyetine uygun olarak kullanılmak zorunda olup, meydana gelen olağan yıpranma dışında herhangi bir değişiklik yapılmadan süre sonunda yurt dışı edilmelidir.

Dava konusu araca yurda giriş ayniyetine uygun olarak el konulmuş olup şase, motor numaraları silinip değiştirilmemiş, sahte belge kullanılarak trafiğe tescile çalışılmamış, araçta değişen veya eksik parça bulunmamıştır.

Öte yandan söz konusu aracın geçici ithalat rejimi kapsamında turistik kolaylıklardan faydalanılarak ve gümrük rejimine tabi tutularak yurda getirilmiş eşya niteliği taşıdığı, bu itibarla yurda sokulmasının 5607

sayılı Kanun'un 3. maddesine aykırılık teşkil etmediği ve aracın Gümrük Genel Tebliği Hükümlerine göre Gümrük İdaresinin takip ve kontrolü altında bulunduğu, çıkış süresinin dolması halinde idarenin de bu durumu kolaylıkla tespit edebilip aracı yurt dışı edebilmesi nedeniyle dava konusu aracın yurda yasal yollardan girişi sabit olduğundan, yüklenen suçun unsurlarının oluşmadığı, eylemin 4458 sayılı Gümrük Kanunu'nun 238. maddesinde düzenlenen geçici ithalat rejimi kurallarına aykırı davranmak kabahatini oluşturduğu gözetilerek sanığın beratine karar verilmesi gerektiğinden Bölge Adliye Mahkemesi kararının bu sebepten bozulması gerektiği düşüncesiyle Yüksek Dairenin Bozma konusundaki kararına gerekçe yönünden iştirak edilmemiştir. 19.02.2024