Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen kararın, temyizen incelenmesi taraflar vekilleri tarafından istenilmekle, temyiz taleplerinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:

A) Davacı İsteminin Özeti:
Davacı vekili, davacının demir doğrama ve kaynak ustası olarak 1983 yılında davalı işyerinde işe başladığını, kısa dönemli giriş çıkışlarının olduğunu, bu çalışmalarının iş sözleşmesinin sona erdiği 2013 Kasım ayına kadar sürdüğünü, işe başladığı tarihten işten çıkarıldığı tarihe kadar kesintisiz olarak sürekli çalıştığını ileri sürerek, kıdem tazminatı, ücret, fazla mesai ücreti, ulusal bayram genel tatil ücreti, hafta tatili ücreti ve yıllık izin ücreti alacaklarının davalıdan tahsilini istemiştir.
B) Davalı Cevabının Özeti:
Davalı vekili, öncelikle tüm talep haklarının zamanaşımına uğradığını, davacının en son net ücretinin asgari ücret olan 847,71 TL olduğunu, davacının ilk olarak 1989 yılında kısa bir süre çalıştığını, dönem dönem davalı ile ilgisi bulunmayan başka firmalarda çalıştığını ve dönem dönemde davalının yanında çalıştığını, ancak bu iş ilişkisinin davacının iddia ettiği gibi kısa aralıklarla değil birbirinden bağımsız dönemlerde 4-5 yıllık aralıklarla işe girme ve bir süre çalıştıktan sonra çıkma şeklinde cereyan ettiğini, davacının iş akdinin izinsiz ve mazeretsiz işe gelmeme nedeni ile haklı nedenle feshedildiğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
C) Yerel Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkemece, toplanan delillere ve bilirkişi raporuna dayanılarak, gerek davacı tanıklarının gerekse davalı tanıklarının beyanlarından davacının önceki çalışma dönemlerinde de kendi isteği ile işten ayrıldığı ve en son çalıştığı dönemde de yine başka bir yerde iş bulması nedeniyle kendi isteği ile işten ayrıldığı, bu nedenle kıdem tazminatına hak kazanmadığı gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
D) Temyiz:
Kararı taraf vekilleri temyiz etmiştir.
E) Gerekçe:

1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, tarafların aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.

2-Davacının davalı işyerinde beş farklı dönemde yaptığı çalışmaların nasıl sona erdiği ve bu çalışmalar nedeniyle kıdem tazminatına hak kazanıp kazanmadığı uyuşmazlık konusudur.
Somut uyuşmazlıkta; Mahkemece, davacının yeni bir iş bulduğu için iş akdini kendisinin feshettiği kabul edilerek kıdem tazminatı talebinin reddine karar verilmiş ise de, bu kabul dosya kapsamı ile uyuşmamaktadır.
Şöyle ki; öncelikle 01.11.2011-13.11.2013 tarihleri arasındaki son dönem çalışmasında davacının davalıya 13.11.2013 tarihli noter ihtarnamesi gönderdiği ve ödenmemiş işçilik alacakları nedeniyle iş akdini haklı nedene dayanarak feshettiğini bildirdiği anlaşılmıştır. Mahkemenin de kabulünde olduğu üzere davacının fesih tarihi itibariyle hak edildiği halde ödenmemiş fazla mesai ve ulusal bayram genel tatil alacakları bulunduğundan davacının yaptığı fesih haklıdır. Önceki çalışma dönemleri yönünden ise taraflardan herhangi birisine ait yazılı fesih bildirimi bulunmamaktadır. Mahkemece esas alınan, “davacının başka bir yerde iş bulduğu için işyerinden ayrıldığı ve herhangi bir haklı neden ileri sürmediği” olgusunun ise 02.03.2004-30.10.2008 tarihleri öncesindeki çalışmalara ilişkin olduğu anlaşılmaktadır.
Davacı işçi 01.11.2011-13.11.2013 tarihleri arasındaki çalışmasını haklı nedenle feshettiğini kanıtladığı ve kimin tarafından iş akdinin feshedildiği tespit edilemeyen 02.03.2004-30.10.2008 tarihleri arasındaki çalışma dönemi için ise ispat külfeti üzerinde olan davalı işverence feshin kıdem tazminatı gerektirmeyecek şekilde gerçekleştiği ispatlanamadığından, davacı 02.03.2004-30.10.2008 ve 01.11.2011-13.11.2013 tarihleri arasındaki çalışmaları karşılığında kıdem tazminatına hak kazanmıştır. Mahkemece bu dönemler için davacının hak ettiği kıdem tazminatının hesaplatılıp hüküm altına alınması gerekirken, kıdem tazminatı talebinin tamamen reddine karar verilmesi hatalıdır.

3-Davacı davalı işyerinde geçen çalışmaları karşılığında yıllık izin ücreti talep etmiş, Mahkemece beş dönem halinde gerçekleşen toplam 8 yıl, 10 ay, 11 günlük çalışma süresi için 126 gün yıllık izin hak edildiği ve işverence kullandırılan izin bulunmadığı sonucuna varılarak hüküm kurulduğu anlaşılmıştır.
Davalı vekili cevap dilekçesinde zamanaşımı defi’nde bulunmuş, Mahkemece alacağın zamanaşıma uğramadığı kabul edilmiştir.
İşçinin işyerindeki yıllık izin ücreti hakkına esas kıdemi zamanaşımına uğramazken, yıllık izin ücreti alacağı 818 sayılı Borçlar Kanunu döneminde 5 yıllık zamanaşımına tabidir. Davacının üçüncü dönem çalışmasının sonu olan 31.01.1998 ile dördüncü dönem çalışmasının başlangıcı olan 02.03.2004 tarihleri arasında 5 yıldan daha fazla süre geçtiğinden davacının 02.03.2004 tarihinden önceki çalışmalarına ilişkin yıllık izin ücreti alacakları zamanaşımına uğramıştır. O halde Mahkemece, davacının yıllık izin ücreti sadece 02.03.2004-30.10.2008 ile 01.11.2011-13.11.2013 tarihleri arasındaki çalışmaları için hesaplatılmalı, hesaplama sırasında da daha önceki çalışmalara ilişkin kıdem karşılığında hak edilen yıllık izin süresinin miktarı dikkate alınmalıdır. Buna göre davacının zamanaşımına uğramayan yıllık izin ücretine hak kazandığı 6 yıllık çalışmasının ilk üç yılı için 14’er günden 42 gün, son üç yılı için ise 20’şer günden 60 gün olmak üzere toplam 102 gün yıllık ücretli izni mevcut olup, kullandırıldığı işverence ispatlanan yıllık izin bulunmadığından Mahkemece yıllık izin ücreti hesabının 102 gün üzerinden yapılması gerekirken, 126 gün üzerinden hesaplama yapan hatalı bilirkişi raporuna itibarla karar verilmesi isabetsiz olup bozmayı gerektirmiştir.
F) Sonuç:

Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı sebeplerden dolayı BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 16.09.2019 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.