Mahkûmiyet

Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun'un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun'un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ
1.(Kapatılan) Van Jandarma Asayiş Kolordu Komutanlığı Askerî Mahkemesinin, 05.06.2012 tarihli ve 2012/517 Esas, 2012/190 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında 21.01.2012-31.01.2012 tarihleri arasında izin tecavüzü suçundan, 1632 sayılı Askerî Ceza Kanunu'nun (1632 sayılı Kanun) 66 ncı maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi, 73 üncü maddesi ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 62 nci maddesi uyarınca 5 ... hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.

2. Anılan kararın sanık müdafii tarafından temyizi üzerine (Kapatılan) Askerî Yargıtay 3. Dairesinin 10.09.2013 tarihli ve 2013/1079 Esas, 2013/1037 Karar sayılı ilâmı ile;
"...23.01.2013 tarihli ve 28537 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Anayasa Mahkemesinin 17.01.2013 tarihli, 2012/80 Esas ve 2013/16 Karar sayılı kararıyla; ASCK’nın 47’nci maddesinin birinci fıkrasının (A) bendinin birinci ve ikinci cümlelerinin, EK 8’inci maddesinin ikinci fıkrasında yer alan “... kısa süreli hapis cezasına seçenek yaptırımlar ile...” ibaresinin ve ASCK’nın Ek 10’uncu maddesinin ikinci fıkrasının Anayasa’ya aykırı olduğu kabul edilerek iptaline karar verilmiş olduğundan, sanık hakkında CMK’nın 231, TCK’nın 50 ve 51’inci maddeleri kapsamında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına, hapis cezasının seçenek yaptırımlara çevrilmesine veya ertelenmesine ilişkin hükümlerin uygulanıp uygulanmayacağı konularında değerlendirme yapılması..." nedeniyle bozulmasına karar verilmiştir.

3. (Kapatılan) Van Jandarma Asayiş Kolordu Komutanlığı Askerî Mahkemesinin, 30.04.2014 tarihli ve 2013/1331 Esas, 2014/191 Karar sayılı kararı ile; sanık hakkında 21.01.2012-31.01.2012 tarihleri arasında izin tecavüzü suçundan, 1632 sayılı Kanun'un 66 ncı maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi, 73 üncü maddesi ve 5237 sayılı Kanun'un 62 nci maddesi uyarınca 5 ... hapis cezası ile cezalandırılmasına, 5271 sayılı Kanun'un 231 inci maddesinin beşinci fıkrası uyarınca sanık hakkındaki hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına, aynı maddenin sekizinci fıkrası uyarınca 5 yıllık denetim süresine tabi tutulmasına karar verilmiş, bu karar sanık müdafiinin itirazı üzerine (Kapatılan) Şırnak 23. Jandarma Sınır Tümen Komutanlığı Askerî Mahkemesinin 06.08.2014 tarihli ve 2014/80 Evrak, 2014/38 Müt. sayılı kararı ile itirazın reddine karar verilmek suretiyle 06.08.2014 tarihinde kesinleşmiştir.

4. Sanık hakkında verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının 06.08.2014 tarihinde kesinleşmesinin ardından 5 yıllık denetim süresi içerisinde 03.04.2016 tarihinde bina içinde muhafaza altına alınmış olan eşya hakkında hırsızlık suçunu işlediğinin İstanbul Anadolu 10. Asliye Ceza Mahkemesinin 11.10.2016 tarihli ve 2016/216 Esas, 2016/563 Karar sayılı kararı ile ihbar edilmesi üzerine dosyanın yeniden ele alınarak yapılan yargılama sonucunda, Tatvan 1. Asliye Ceza Mahkemesinin, 28.02.2018 tarihli ve 2017/421 Esas, 2018/166 Karar sayılı kararı ile önceki hükmün açıklanarak sanık hakkında 21.01.2012-31.01.2012 tarihleri arasında izin tecavüzü suçundan 1632 sayılı Kanun'un 66 ncı maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi, 73 üncü maddesi, 5237 sayılı Kanun'un 62 nci maddesinin birinci fıkrası ve 53 üncü maddesi uyarınca 5 ... hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.

Sanığın temyiz isteği; verilen cezanın ertelenmesi veya para çevrilmesi talebine ilişkindir.

1.Sanığın, askerlik hizmetini yerine getirmekte iken dört günü yol süresi olmak üzere toplam yirmi dört gün süreyle izne gönderildiği, bu nedenle Elazığ Kabul ve Toplanma Merkezinden 27.12.2011 tarihinde ayrıldığı, 20.01.2012 tarihinde saat 24.00’e kadar Birliğine katılması gerekirken 31.01.2012 tarihinde kendiliğinden Elazığ Kabul ve Toplanma Merkezine katılış yaptığı anlaşılmaktadır.

2. Sanığın savunmasında; arkadaşlarına olan borçlarını ödemek için izne gittiğini, izinde çalıştığını ve para biriktirdiğini ancak parayı denkleştiremediği için biraz daha çalışmak zorunda kaldığını, 31.01.2012 tarihinde kendiliğinden gelerek teslim olduğunu beyan ettiği belirlenmiştir.

3. Sanığın 22.12.2011-15.01.2012 tarihleri arasında dört günü yol süresi olmak üzere toplam 24 gün süre ile kanuni izne gönderildiğine dair erbaş-er izin belgesi dava dosyasında mevcuttur.

4. 27.12.2011 tarihinde KTM Amirliğinden çıkış yapan ve izni başlayan sanığın 19.01.2012 tarihinde izni bitmesine rağmen anılan tarihte birliğine katılmadığı, 31.01.2012 tarihinde Elazığ KTM Amirliğine katıldığı hususunda Birliği Komutanlığınca düzenlenen 07.02.2012 tarihli tutanak, sanığın Elazığ Kabul ve Toplanma Merkezine giriş-çıkış tarih ve saatlerini gösterir nizamiye kayıtları, sanık hakkında düzenlenen vaka kanaat raporu, sanığın gördüğü tedavilere ait sağlık kayıtları ve sanık hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının açıklanması için ihbarda bulunan İstanbul Anadolu 10. Asliye Ceza Mahkemesinin 11.10.2016 tarihli ve 2016/216 Esas, 2016/563 Karar sayılı kararı ve kesinleşme şerhi dosya kapsamında mevcuttur.

5. Sanık hakkında yaptırılan adlî gözlem işlemi neticesinde Diyarbakır ... Hastanesi Baştabipliğince tanzim olunan ve "sanığın suç tarihlerinde (21.01.2012-31.01.2012) ve halen askerliğe elverişli olduğu" görüşünü içeren 15.05.2012 tarihli ve 4412 sayılı sağlık kurulu raporu ile "sanığın suç tarihleri itibarıyla cezai ehliyetini etkileyebilecek bir tablo içerisinde olmadığı, 5237 sayılı Kanun'un 32,34 ve 57 nci maddelerinden yararlanamayacağı" görüşünü içeren 16.05.2012 tarihli adlî rapor dava dosyasında mevcuttur.

6. Sanığa ait güncel adlî sicil kaydı, Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) üzerinden temin olunarak dava dosyasına eklenmiştir.

1.Sanığın gönderilmiş olduğu izinden 21.01.2012 tarihine kadar dönmesi gerekirken dönmediği, 31.01.2012 tarihinde kendiliğinden katılış yaptığı, savunmasında beyan ettiği hususların askerlik hizmetine tercih edilebilecek bir mazeret olarak kabulüne imkan bulunmadığı, buna göre "Olay ve Olgular" başlığı altında ayrıntılarına yer verilen delillere, (Kapatılan) Askerî Yargıtay 3. Dairesinin bozma ilâmına ve tüm dosya kapsamına göre, Mahkemece, geçerli bir özrü bulunmayan sanık hakkında, izin tecavüzüne konu eylemin sabit görülmesinde bir isabetsizlik görülmediğinden hükümde bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmamıştır.

2. 5271 sayılı Kanun'un 231 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca açıklanması geri bırakılan hükmün, sanığın denetim süresi içinde yeni bir suç işlemesi sebebiyle yeniden ele alınıp hükmün açıklanmasına karar verildiğinde, aynı Kanun'un 231 inci maddesinin ikinci fıkrası hükmü uyarınca önceki hükümde değişiklik yapılmadan aynen açıklanması, ancak kendisine yüklenen yükümlülükleri yerine getiremeyen sanığın durumu değerlendirerek; cezanın yarısına kadar belirlenecek bir kısmının infaz edilmemesi ya da koşullarının varlığı halinde hükümdeki hapis cezasının ertelenmesi veya seçenek yaptırımlara çevrilmesine dair cezanın bireyselleştirilmesi hükümlerinin tatbik edilebileceği, bunun dışındaki hususlarda hükmün değiştirilemeyeceği gözetildiğinde, denetim süresi içinde yeniden kasten suç işlediği anlaşılan sanık hakkında önceki hükmün aynen açıklanmasında bu nedenle bir isabetsizlik görülmediğinden hükümde bu yönüyle de hukuka aykırılık bulunmamıştır.

3. Gerekçeli karar başlığında suç tarihlerinin sanığın izin tecavüzünde bulunduğu tarihleri kapsayacak biçimde "21.01.2012-31.01.2012" şeklinde gösterilmesi yerine "21.01.2012" olarak gösterilmesi mahallinde düzeltilmesi mümkün yazım hatası olarak kabul edilmiştir.

4. Sanığın 10.05.2012-15.05.2012 tarihleri arasında adlî gözlem altında geçirdiği sürelerin 5237 sayılı Kanun'un 63 üncü maddesi uyarınca verilen ceza süresinden mahsubunun ve 5237 sayılı Kanun'un 53 üncü maddesinin uygulanması ile ilgili olarak hükümden sonra 7242 sayılı Kanun ile yapılan değişikliklerin, infaz aşamasında gözetilmesi mümkün görülmüştür.

5. Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımın ... biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanığın yerinde görülmeyen temyiz sebepleri reddedilmiştir.

Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Tatvan 1. Asliye Ceza Mahkemesinin, 28.02.2018 tarihli ve 2017/421 Esas, 2018/166 Karar sayılı kararında sanık tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden sanığın temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

07.12.2023 tarihinde karar verildi.