B O Z M A Ü Z E R İ N E

HÜKÜMLER: Mahkûmiyet

Sanıklar hakkında bozma üzerine kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ
Tarsus 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 04.02.2020 tarihli ve 2019/6 Esas, 2020/24 Karar sayılı kararı ile sanıklar hakkında ayrı ayrı dolandırıcılık suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun(5237 sayılı Kanun) 157 nci maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesi, 52 nci maddesinin ikinci ve dördüncü fikraları, 53 üncü maddesi uyarınca 2'şer yıl 6'şar ay hapis ve 2.000,00'er TL adli para cezası ile cezalandırılmalarına ve hak yoksunluklarına, karar verilmiştir.

1. Sanık ... müdafiinin temyizi; sanığın atılı suçu işlemediğinin sabit olduğuna, ayrıca zararın giderilmesi nedeniyle etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanması gerektiğine,

2. Sanık ...'nun temyizi: suçun sübutuna, eksik araştırma ile karar verildiğine,
İlişkindir.

Suç tarihinde katılanı arayan kişilerin kendilerini başkomiser ve başsavcı olarak tanıtıp, katılanın kullanmış olduğu telefonundan bir yarbay ve albayın eşine küfür edildiğini, ayrıca kendisinin telefonlarıyla terör örgütüne para aktarıldığını, katılanın banka hesaplarının güvenliğini sağlamaya çalıştıklarını ve bunun için parasını kendilerinin belirlemiş olduğu bir hesaba yatırması gerektiğini beyan ederek katılanı ikna ettikleri, katılanın da 35.500,00 TL parayı sanık ...'in hesabına yatırdığı, sanığın bu parayı çekerek sanık ...'na verdiği, sanık ...'in de bu paranın 3.000,00 TL'sini tekrar sanık ...'e verdiği, sanıkların üzerlerine atılı dolandırıcılık suçunun uzlaşma kapsamında olması nedeniyle, dosyanın uzlaştırma bürosuna tevdi edildiği ancak uzlaşmanın sağlanamadığı belirlenerek sanıkların dolandırıcılık suçundan cezalandırılmasına dair temyiz incelemesine konu mahkûmiyet hükümlerinin kurulduğu anlaşılmıştır.

A. Sanık ... Hakkında Kurulan Hüküm Yönünden

1. Katılanın aşamalarda değişmeyen istikrarlı anlatımları, banka kayıtları, olay ve yakalama tutanakları uyarınca sanığın üzerine atılı suçun sübuta erdiği belirlenmekle, sanık hakkında mahkûmiyet hükmü kurulmasında bir isabetsizlik görülmediğinden, hükümde bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmamıştır.

2. Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfi ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanığın yerinde görülmeyen temyiz sebepleri reddedilmiştir.

B. Sanık ... Hakkında Kurulan Hüküm Yönünden
Sanık ...'in alınan beyanlarında, mahalleden tanıdığı sanık ...'in borçları nedeniyle kendi hesabını kullanamadığını, banka hesabı olup olmadığını sorduğunu, var diye cevap vermesi üzerine hesabını kullanmak istediğini, kendisinin de bu teklifi kabul edip hesap numarasını verdiğini, iki gün sonra sanık ...'in kendisini arayarak hesaba para geldiğini söylemesi üzerine 35.000,00 TL parayı çekip sanık ...’e verdiğini, bunun üzerine sanık ...'in de vergi ve komisyon masrafları için 3.000,00 TL parayı kendisine verdiğini, bu paranın dolandırıcılık parası olduğunu öğrenince polise teslim ettiğini beyan etmesi, dosya kapsamında tanık olarak ifadesi alınan Seyfettin Yeşil'in beyanında, sanık ...'in dükkanında oturduğu sırada sanık ...'nun geldiğini ve hesap numarası istediğini beyan etmesi, kolluk görevlileri tarafından düzenlenen 14.12.2011 tarihli tutanakta, sanık ...'in yakalandığında samimi ikrarda bulunacağını söyleyerek ...'in olayla alakasının olmadığını, hesabına para geleceğini belirterek hesap numarasını istediğini belirtmesi ve bu hususun kolluk görevlilerince tutanağa bağlanması karşısında, sanık ...'in hesap numarasının dolandırıcılık eylemi için kullanılacağını bilerek sanık ...'na verdiğine ve gelen parayı çektiğine dair, savunmasının aksine, mahkumiyetine yeterli, her türlü şüpheden uzak, somut delil bulunmadığı gözetilmeden beraati yerine mahkûmiyetine hükmedilmesi hukuka aykırı bulunmuştur.

A. Sanık ... Hakkında Kurulan Hüküm Yönünden

Gerekçe bölümünde (A) bendinde açıklanan nedenlerle Tarsus 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 04.02.2020 tarihli ve 2019/6 Esas, 2020/24 Karar sayılı kararında sanık tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden sanığın temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,

B. Sanık ... Hakkında Kurulan Hüküm Yönünden

Gerekçe bölümünde (B) bendinde açıklanan nedenlerle Tarsus 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 04.02.202 tarihli ve 2019/6 Esas, 2020/24 Karar sayılı kararına yönelik sanık müdafiinin temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

07.12.2023 tarihinde karar verildi.