B O Z M A Ü Z E R İ N E
HÜKÜMLER: Mahkûmiyet
Sanıklar hakkında bozma üzerine kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteklerinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. ... 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 13.09.2012 tarihli ve 2011/530 Esas, 2012/391 Karar sayılı kararı ile suçun niteliği itibari ile Ağır Ceza Mahkemesinin görevli olduğu gerekçesi ile görevsizlik kararı verilmiştir.
2. ... 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 16.10.2012 tarihli ve 2012/240 Esas, 2012/186 Karar sayılı kararı ile suçun niteliği itibari ile Asliye Ceza Mahkemesinin görevli olduğu gerekçesi ile görevsizlik kararı verilmiştir.
3. Yargıtay 5. Ceza Dairesiinin 14.01.2013 tarihli ve 2012/15938 Esas, 2013/287 Karar sayılı kararı ile ... 2. Asliye Ceza Mahkemesinin görevsizlik kararı kaldırılmıştır.
4. Bunun üzerine yapılan yargılama sonunda, ... 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 22.04.2014 tarihli ve 2013/72 Esas, 2014/226 Karar sayılı kararı ile sanıklar hakkında beraat kararı verilmiştir.
5. ... 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 22.04.2014 tarihli ve 2013/72 Esas, 2014/226 Karar sayılı kararının katılan vekili tarafından temyizi üzerine Yargıtay 15. Ceza Dairesiinin 13.11.2019 tarihli ve 2017/29117 Esas, 2019/11564 Karar sayılı kararı ile "sanıkların iştirak halinde hileli hareketlerle aldattıkları katılandan haksız menfaat temin etmeleri şeklindeki eylemlerinin TCK'nun 157/1. maddesinde düzenlenen ve 6763 sayılı Kanun'un 31. maddesi ile değişik 5271 sayılı CMK'nın 253 ve 254 maddeleri gereğince uzlaşma kapsamında yer alan dolandırıcılık suçunu oluşturduğu gözetilmeden, sanıkların mahkumiyeti yerine yazılı şekilde beraatına hükmedilmesi" nedeniyle bozulmasına karar verilmiştir.
6. Bunun üzerine yapılan yargılama sonunda, uzlaşmanın sağlanamadığı ve ... 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 01.09.2020 tarihli ve 2019/603 Esas, 2020/254 Karar sayılı kararı ile sanık ... hakkında dolandırıcılık suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 157 nci maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesinin birinci fıkrası, 53 üncü, 63 üncü ve 58 inci maddeleri uyarınca 1 yıl 8 ay hapis ve 1000 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına, mükerrirlere özgü infaz rejimi, infaz sonrasında denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına ve hak yoksunluklarına, sanık ... hakkında dolandırıcılık suçundan, 5237 sayılı Kanun'un 157 nci maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesinin birinci fıkrası ve 53 üncü maddeleri uyarınca 1 yıl 8 ay hapis ve 1000 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına, karar verilmiştir.
1. Sanık ... temyiz dilekçelerinde özetle; olayın diğer sanıkla katılan arasında gerçekleştiği ve kendisinin bu olaydan bilgisi bulunmadığı, olayın bir hukuki mesele olduğu, diğer sanığın katılanla çeltik alış verişinden de bahsettiği, katılanla diğer sanık arasındaki çeltik alımını sonradan öğrendiği, pazarlık ya da kamyona yükleme aşamasında bulunmadığı, diğer sanığın çeltikleri satarken kendisine sormadığı, kendisinin yıllarca çeltik kuruttuğu, kurutma makinası bulunduğunu, isteseydi bu çeltikleri kendisine de alabileceği, kendisinin hileli davranmadığı, kendisine ya da başkasına yarar sağlamadığı, dosyada aksine delil bulunmadığı, suçun unsurlarının oluşmadığı, olayın hiçbir safhasında yer almadığı gerekçeleri ile ve re’sen gözetilecek nedenlerle kararın bozulmasını ve beraatini istemiştir.
2. Sanık ... temyizi dilekçelerinde özetle; önceden beraat verildiği, mağdur olduğu, kalan mahsubunun verilmediği, pirincin çürük olduğunu çalışanlarının da söylediği, katılan parasını kendisinden tahsil ettiği halde ceza aldığı, kendisinin şirketinin bulunduğu, tamamen ticaretle ilgili olduğu, hatta kendisinden devletten fazla alacağım diye müstahsil istemesi ve polisin araştırmasına rağmen mağdur olduğu gerekçeleri ile beraatini istemiştir.
3. Katılan vekili temyizinde özetle; katılan tacir olarak davrandığından ve sanıklara da mal alıcısı olarak davrandıklarından 5237 sayılı Kanun'un 158 inci maddesinin (h) ve (i) bendlerinin uygulanması ve sanıkların bu maddelere göre cezalandırılmaları gerektiği, suçun niteliği ve kastın yoğunluğu, katılanın zararları dikkate alındığında verilen hapis ve adli para cezalarının miktarının az olduğu, sanıkların sabıkalı geçmişleri ve pişmanlık göstermemeleri dikkate alındığında 5237 sayılı Kanun’un 62 nci maddesinin uygulanmaması gerektiği gerekçeleri ve re’sen gözetilecek nedenlerle karar verilmesi istenmiştir.
1. Sanıkların yargılama konusu eylemi için, 5237 sayılı Kanun’un 157 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca belirlenecek cezanın türü ve üst haddine göre aynı Kanun’un 66 ncı maddesinin birinci fıkrasının (e) bendi gereği 8 yıllık olağan zamanaşımı süresinin öngörüldüğü anlaşılmıştır.
2. 5237 sayılı Kanun’un 67 nci maddesinin ikinci fıkrasının (d) bendi uyarınca zamanaşımı süresini kesen son işlemin sanıkların 17.01.2012 tarihli Mahkeme sorgusu olduğu ve bu tarihten, hüküm tarihine kadar, 8 yıllık olağan zamanaşımı süresinin gerçekleşmiş olduğu belirlenmiştir.
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle ... 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 01.09.2020 tarihli ve 2019/603 Esas, 2020/254 Karar sayılı kararına yönelik sanıkların ve katılan vekilinin temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükümlerin, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesinin birinci fıkrası gereği BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322 nci maddesinin birinci fıkrasının (1) numaralı bendinin verdiği yetkiye dayanılarak sanıklar hakkındaki kamu davalarının 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin sekizinci fıkrası gereği gerçekleşen zamanaşımı nedeniyle, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle DÜŞMESİNE,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
07.12.2023 tarihinde karar verildi.