1-... (kendi adına asaleten, kızı Nesrin Demir adına ve Suat Ramazan Demir adına velayeten) 2-... vekili Avukat ...
DAVALI/KARŞI DAVACI: ... vekili Avukat ...
Davanın Kısmen Kabulü
Taraflar arasındaki tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda Mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, karar taraf vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
Davacılar/karşı davalılar vekili; 03.06.2012 müvekkillerinin desteği...'in kullandığı motosiklet ile davalı yönetimindeki aracın çarpışması neticesinde yaşamını yitirdiğini, davalı sürücünün kazada asli kusurlu olduğunu ileri sürerek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla davacı ... için 2.000,00 TL ve davacı çocuklar için 1.000,00'er TL olmak üzere toplam 5.000,00 TL destekten yoksun kalma tazminatı ile davacı ... için 20.000,00 TL ve davacı çocuklar için 10.000,00'er TL olmak üzere toplam 50.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı/karşı davacı vekili; 03.06.2012 tarihinde kazada müteveffanın tam kusurlu olup müvekkilinin kusurunun bulunmadığını, talep edilen tazminat miktarlarının fahiş olduğunu belirterek davanın reddini savunmuş; kaza nedeniyle müvekkilinin aracının hasar gördüğünü ve gerçek değerinin altında bir fiyata satıldığını ileri sürerek hasar gören araç için fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 4.000,00 TL maddi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle davacılardan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece, toplanan delillere ve benimsenen bilirkişi raporlarına göre, asıl ve karşı davanın kısmen kabulüne karar verilmiş; hüküm, davacı-karşı davalılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesinin 25.05.2015 gün ve 2013/19639 E., 2015/7674K. sayılı ilamı ile "... Somut olayda, davacı-karşı davalılar vekili tarafından eldeki davadan önce aynı kazaya ilişkin olarak davalının sürücüsü olduğu aracın trafik sigortacısı olan Aviva Sigorta A.Ş.'ye karşı destekten yoksun kalma tazminatı talebiyle Ankara 8. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2012/350 Esas sayılı dosyası ile dava açıldığı; mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiş ise de, kararın kesinleşmediği anlaşılmaktadır. Bu durumda mahkemece, bahse konu davanın, eldeki dava yönünden bekletici mesele yapılarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir." gerekçesi ile hüküm bozulmuş; bozma nedenine göre diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına karar verilmiştir. Mahkemece, uyulmasına karar verilen bozma ilamı ve toplanan delillere göre; asıl davanın maddi tazminat talebi yönünden reddine, asıl davanın manevi tazminat talebi yönünden kısmen kabulü ile karşı davanın kısmen kabulüne karar verilmiş; hüküm, taraf vekilleri tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosya içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde bir usulsüzlük bulunmamasına, uyulan bozma kararı doğrultusunda inceleme yapılıp hüküm verilmiş olmasına göre, taraf vekillerinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan ve yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2-Davacıların davalı sürücüye müteselsil sorumlu olarak dava açmakta hukuki yararları bulunmaktadır. Yargılama sırasında Ankara 8. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2012/350 Esas sayılı dosyasında diğer müteselsil sorumlu ZMSS tarafından davacıların zararının tamamı karşılanmış olması nedeniyle davanın konusuz kalması sebebiyle karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi gerekirken ve HMK’nın 331/1 maddesi kapsamında davacı lehine olacak şekilde yargılama giderlerine hükmedilmesi gerekirken destekten yoksun kalma tazminatı talebinin reddine karar verilmesi ve davanın reddi hükmü gereği yargılama giderlerinden sorumlu tutulması hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
3-Mahkemece verilen ilk hükmü davalı/karşı davacı temyiz etmediği için ilk hükmün bu davalı yönünden kesinleşmiş olduğu dikkate alınmadan kesinleşen dava yönünden yeniden hüküm kurulması doğru olmamıştır.
4-Manevi tazminat zenginleşme aracı olmamakla beraber, bu yöndeki talep hakkındaki hüküm kurulurken olay sebebiyle duyulan acı ve elemin kısmen de olsa giderilmesi amaçlanmalı ve bu sebeple tarafların sosyal ve ekonomik durumları ile birlikte olayın meydana geliş şekli de gözönünde tutularak, B.K.’nun 47. maddesindeki özel haller dikkate alınarak, hak ve nesafet kuralları çerçevesinde bir sonuca varılmalıdır. Zira, MK'nun 4. maddesinde, kanunun takdir hakkı verdiği hallerde hakimin hak ve nesafete göre hükmedeceği öngörülmüştür.
Yukarıda belirtilen hususlar dikkate alındığında, takdir olunan manevi tazminatın çok düşük olduğu görülmüş ve hakkaniyete uygun bir manevi tazminata hükmedilmek üzere kararın bozulması gerekmiştir.
Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle taraf vekillerinin diğer temyiz itirazlarının REDDİNE, (2), (3) ve (4) numaralı bentlerde açıklanan nedenler davacılar/karşı davalılar vekilinin (3) numaralı bentte açıklanan nedenle davalı/karşı davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile mahkeme kararının BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde davacıya ve davalıya iadesine, dosyanın mahkemesine gönderilmesine 19.02.2024 gününde oy birliğiyle karar verildi.