İzmir 1. Aile Mahkemesinin, 03.06.2020 tarihli ve 2020/2240 D.İş sayılı ve 10.06.2020 tarihli ve 2020/2240 D.İş sayılı ek kararları ile ... hakkında, 6284 sayılı Kanun'un 13. maddesi uyarınca 3 ve 15 gün zorlama hapsi uygulanmasına karar verilmiştir.
Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 309 uncu maddesinin birinci fıkrası uyarınca, 15.02.2022 tarihli evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 11.04.2022 tarihli ve KYB - 2022/26293 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü:
I. İSTEM
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 11.04.2022 tarihli ve KYB - 2022/26293 sayılı kanun yararına bozma isteminin;
“1- İzmir 1. Aile Mahkemesinin 03/06/2020 tarihli ve 2020/2240 sayılı değişik iş ek kararı yönünden yapılan incelemede;
Dosya kapsamına göre, mağdur Muhammet Işık’ın talebi üzerine ... hakkında 6284 sayılı Kanun’un 5/2. maddesi delaletiyle 5/1. maddesindeki tedbirlerin 30 gün süreyle uygulanmasına dair
İzmir 1. Aile Mahkemesinin 29/05/2020 tarihli ve 2020/2240 sayılı değişik iş sayılı kararını müteakip, ...’ın 01/06/2020 tarihinde mağdurun evine gelerek tehdit ve hakaretlerde bulunduğu gerekçesiyle 3 gün süreyle zorlama hapsi verilmiş ise de, 6284 sayılı Ailenin Korunması Ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanuna İlişkin Uygulama Yönetmeliğinin 38/3. maddesinde yer alan “Zorlama hapsine karar verilebilmesi için şiddet uygulayana, tedbir kararına aykırı davranması halinde hakkında zorlama hapsi uygulanacağına dair ihtarın da yeraldığı tedbir kararının tefhim veya tebliğ edilmiş olması gerekir.” şeklindeki düzenleme nazara alındığında, tazyik hapsine karar verilebilmesi için tedbir kararının tebliğ edilmesi gerektiği,
Somut olayda, İzmir 1. Aile Mahkemesinin 29/05/2020 tarihli tedbir kararının ...’a 02/06/2020 tarihinde tebliğ edildiği, 01/06/2020 tarihinde gerçekleşen olayla ilgili zorlama hapsi uygulanamayacağı gözetilmeden yazılı şekilde karar verilmesinde,
2- İzmir 1. Aile Mahkemesinin 10/06/2020 tarihli ve 2020/2240 sayılı değişik iş ek sayılı kararı yönünden yapılan incelemede;
İzmir 1. Aile Mahkemesinin 29/05/2020 tarihli tedbir kararının 02/06/2020 tarihinde tebliğ edilmesinden sonra gerçekleşen ilk ihlalin 03/06/2020 tarihinde gerçekleştiği, 6284 sayılı Kanun’un 38/5. maddesi “Kanun hükümlerine göre hakkında tedbir kararlarına aykırı hareket eden şiddet uygulayana, fiili bir suç oluştursa bile, ihlal edilen tedbirin niteliğine ve aykırılığın ağırlığına göre hâkim tarafından üç günden on güne kadar zorlama hapsine tâbi tutulmasına karar verilir.” şeklindeki düzenleme uyarınca on günden fazla olmamak üzere tazyik hapsine karar verilmesi gerekirken 15 gün zorlama hapsine karar verilmesinde,
İsabet görülmemiştir.” şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır.
Kanun yararına bozma istemine konu karara dayanak teşkil eden 6284 sayılı Kanun'un 2/1-c maddesinde bu Kanun'un uygulanmasında, hâkim deyiminden aile mahkemesi hâkiminin anlaşılacağının belirtildiği, 5,9 ve 13. maddelerinde düzenlenen önleyici tedbir kararı verilmesi, tedbir kararına aykırılık halinde zorlama hapsi verilmesi ve bu kararlara itirazların da aile mahkemesi hâkimlerince inceleneceğinin düzenlendiği, 4787 sayılı Kanun'un 1/2. maddesindeki “Bu Kanun, aile hukukundan doğan dava ve işleri görmek üzere kurulan aile mahkemelerine dair hükümleri kapsar.” şeklindeki, 2/2. maddesindeki “Aile mahkemesi kurulamayan yerlerde bu Kanun kapsamına giren dava ve işlere, Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulunca belirlenen Asliye Hukuk Mahkemesince bakılır.” şeklindeki ve 7/2. maddesinin “Özel kanunlardaki hükümler saklı kalmak kaydıyla, bu Kanunda hüküm bulunmayan konularda Türk Medeni Kanunu'nun aile hukukuna ilişkin usul hükümleri ile Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu hükümleri uygulanır.” şeklindeki düzenlemeler ile yine 5235 sayılı Kanun'un 4,5,6 ve 36. maddelerindeki düzenlemeler göz önüne alındığında Aile Mahkemelerinin hukuk mahkemeleri olduğu ve hukuk yargılaması yaptıklarında tereddüt bulunmadığı,
5271 sayılı Kanun'un 1. maddesinin “Bu Kanun, ceza muhakemesinin nasıl yapılacağı hususundaki kurallar ile bu sürece katılan kişilerin hak, yetki ve yükümlülüklerini düzenler.” şeklinde olup, açıkça bu yasanın uygulama alanının ceza yargılamaları olduğunun belirtildiği, 6284 ve 4787 sayılı Kanun'larda bu anlamda 5271 sayılı Kanun'a bir atıf da bulunmadığı cihetle, hukuk mahkemesi olan aile mahkemesi tarafından, hukuk yargılaması sonucunda verilen kararların, uygulama alanı ceza muhakemesi olan 5271 sayılı Kanun'un 309. maddesi uyarınca kanun yararına bozulmasının mümkün olmadığı düşünülmüştür.
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, kanun yararına bozma istemi doğrultusunda düzenlediği tebliğnamedeki düşünce yerinde görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesindeki koşulları taşımayan KANUN YARARINA BOZMA İSTEMİNİN oy birliğiyle REDDİNE,
Dava dosyasının, Mahkemesine sunulmak üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
19.02.2024 tarihinde karar verildi.