İstinaf başvurusunun esastan reddine

Taraflar arasındaki Yeniden İnceleme ve Denetleme Kurulu (YİDK) kararının iptali ile markanın hükümsüzlüğü davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Kararın davalılar vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı kurum ve davacı vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda;

İlk Derece Mahkemesince verilen kararı istinaf etmeyen ve bölge adliye mahkemesi tarafından verilen karar ile aleyhine bir durum oluşturulmayan davacı yanın temyiz hakkının bulunmadığının anlaşılması karşısında, davacı vekilinin temyiz dilekçesinin reddine; davalı kurum vekilinin ise temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor okunduktan sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı şirketin 2012/83887 sayılı “go+” ibareli markanın 04,35,37,39 ve 40. sınıflarda tescili için başvuruda bulunduğunu, markanın ilanına müvekkili tarafından 2002 21178 sayılı “GO şekil + AC ... Company” ve “şekil + GO GO-LOGISTICS ... Operations Local Solutions” ibareli markalara dayanılarak itiraz edildiğini, benzerlik ihtimali bulunmadığı gerekçesiyle itirazın reddine ve tescil işlemlerinin devamına karar verildiğini, bu karara itirazın da 2015-M-8729 sayılı YİDK kararı ile nihai olarak reddedildiğini, oysa YİDK kararında iddia edilenin aksine somut olayda 556 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin (556 sayılı KHK) 8 ... maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinde öngörülen bütün koşulların gerçekleştiğini ve iltibas ihtimalinin bulunduğunu, bilirkişi raporları ve yargı kararları ile müvekkilinin markalarının esas unsurunun “go” olduğunun tespit edildiğini, davalı markasının esas unsurunun da “go” ibaresi olduğunu, YİDK kararının iptali ile dava konusu markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesi gerektiğini ileri sürerek davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.

1.Davalı şirket vekili cevap dilekçesinde; markalar arasında benzerlik bulunmadığını, davacı markalarının tanınmışlıktan uzak olduğunu, 2015/196 E. sayılı dava ile birleştirme kararı verilmesini savunarak davanın reddini istemiştir.

2.Davalı kurum vekili cevap dilekçesinde; YİDK kararının usul ve yasaya uygun bulunduğunu savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davalı şirket marka başvurusunun “GO +” ibaresinden oluştuğu, markada ayırt edici esaslı unsurun GO kelimesi olduğu, zira "+" işaretinin markaya herhangi bir ayırt edicilik katmadığı, davacı markasının esaslı unsuru olan GO kelimesinin, davalının "GO +" markasında aynen ve kül halinde yer aldığı, bunun da markalar arasında benzerliğe ve ilişkilendirme ihtimaline yol açtığı, davalı şirketin marka başvurusunun kapsadığı 04,35/06 ve 40. sınıflar bakımından ise markalar arasında benzerlik ve iltibas tehlikesi bulunmadığı, davacının 2012/07173 sayılı markasının 23.01.2012 başvuru tarihli olduğu ve dava konusu başvurunun yapıldığı tarihte henüz tescil dahi edilmemiş olduğu, dolayısıyla da bu markanın, dava konusu başvurunun yapıldığı 03.10.2012 tarihi itibariyle henüz taraflar arasında çekişme konusu olmaktan çıkmadığı, dava konusu başvuru tarihinde tescilli dahi olmayan bu markanın müktesep hak oluşturamayacağı, dosya kapsamı uyarınca, davacının "go" markasının tanınmış marka olduğu iddiasının ispatlanamadığı, söz konusu ticaret unvanının ilişkin olduğu faaliyet alanı ile dava konusu markanın kapsadığı mal ve hizmetler farklı olduğundan davacının ticaret unvanının somut olayda bir tescil engeli oluşturmadığı, kötüniyet iddiasının ispat edilemeği gerekçesi ile davanın kısmen kabulüne, YİDK'in 28.09.2015 tarih 2015-M-8729 sayılı kararının 35/02,04,05,37/02,03,04 ve 05 gruplar (35. sınıf: 02. Büro hizmetleri. 04. Ticari ve sınai ürünler için eksperlik hizmetleri. 05. Açık artırmaların düzenlenmesi ve gerçekleştirilmesi hizmetleri.37.sınıf: 02 Temizlik araçları ve makinelerinin kiralanması hizmetleri. 03 ... araçları servis istasyonu hizmetleri (bakım, tamir ve akaryakıt dolumu). 04 ... araçlarının bakımı ve tamiri hizmetleri; gemi inşaatı hizmetleri. 05 ... taşıtlarının bakım ve tamiri hizmetleri.) yönünden iptaline, fazlaya dair talebin reddine, hükümsüzlük talebinin kısmen kabul kısmen reddi ile davalı adına tescilli 2012/83887 sayılı GO+ ibareli markanın tescilli olduğu 35/02,04,05,37/02,03,04,05 gruplar (35. sınıf: 02. Büro hizmetleri. 04. Ticari ve sınai ürünler için eksperlik hizmetleri. 05. Açık artırmaların düzenlenmesi ve gerçekleştirilmesi hizmetleri, 37. sınıf: 02. Temizlik araçları ve makinelerinin kiralanması hizmetleri. 03. ... araçları servis istasyonu hizmetleri (bakım, tamir ve akaryakıt dolumu). 04. ... araçlarının bakımı ve tamiri hizmetleri; gemi inşaatı hizmetleri. 05. ... taşıtlarının bakım ve tamiri hizmetleri.) yönünden hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine, hükümsüzlükle ilgili fazlaya dair talebin reddine karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.

1.Davalı şirket vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; müvekkilinin markasının "go" ... unsurdan oluşturulduğunu, 2010 yılından itibaren tescilli olan seri markalardan birisi olduğunu, müvekkili adına tescilli 2010/85492 "go lojistik" markasına karşı hükümsüzlük davası açılmasının 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu (6769 sayılı Kanun) hükümleri gereğince mümkün olmadığını, davacı tarafın 37. sınıfta yer ... akaryakıt istasyonları hizmetinde faaliyette bulunmasının mümkün bulunmadığını, ayrıca 35. sınıfın alt sınıfları için geçerli olan fiili kullanım kriterinin 37. sınıf için de değerlendirilmesi gerektiğini, davacı tarafın markasının 37. sınıfta tescilli olmadığını, taraf markaları arasında müşteri çevresi nezdinde karışıklığın doğmasının imkansız olduğunu, lehe olan Yargıtay kararlarının dikkate alınmadığını ileri sürerek, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

2.Davalı kurum vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; mahkemece 2012/07173 sayılı markanın müktesep hak oluşturmayacağı yönündeki değerlendirmenin hatalı olduğunu, başvuru sahibinin kazanılmış hakkının bulunduğunu, davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, marka kapsamlarının farklı olduğunu, markalar arasında karıştırılacak derecede benzerlik bulunmadığını ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davalı şirketin marka başvurusunun “GO +” ibaresinden oluştuğu, davalının başvurusuna konu markada ayırt edici esaslı unsurun "GO" kelimesi olduğu, zira "+" işaretinin markaya herhangi bir ayırt edicilik sağlamadığı, davacı şirketin markasının da esaslı unsuru olan "GO" kelimesinin, davalının "GO +" markasında aynen yer almasının markalar arasında benzerlik ve ilişkilendirmeye yol açtığı, çekişme konusu olan 35. sınıf itibariyle 35/02,04,05 (35/06 grup perakendecilik hizmeti hariç) 37/02,03,04,05 grup yönünden markaların hizmet listelerinin aynı/aynı tür hizmetlerden oluştuğu, bu sebeple de taraf markaları arasında 35/02,04,05 ve 37/02,03,04,05 sınıf bakımından 556 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin (556 sayılı KHK) 8 ... maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi anlamında "karıştırılma ihtimali” ve davalı başvurusu yönünden tescil engeli/hükümsüzlük nedeni bulunduğu, müktesep hak koşullarının somut uyuşmazlıkta olmadığı, dairece benzer bir uyuşmazlık için verilen 08.03.2017 tarihli, 2017/209 E. ve 2017/216 K. sayılı karar ile 37. sınıftaki hizmetlerin itiraza mesnet markaların kapsamları ile benzer bulunduğunun belirlendiği, Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2017/2159 E. ve 2018/7841 K. sayılı kararının da aynı yönde olduğu, istinaf itirazında sunulan diğer kararların iş bu uyuşmazlık için emsal olmayacağı, zira her uyuşmazlığın dosya kapsamına göre irdelenmesi gerektiği gerekçesiyle davalılar vekillerinin istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı kurum ve davacı vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.

1.Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; davanın tümüyle kabul edilmesi gerektiğini belirterek kararın bozulmasını istemiştir.

2.Davalı kurum vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde belirttiği sebep ve gerekçelerle hükmün bozulmasını istemiştir.

Uyuşmazlık, YİDK kararının iptali ile markanın hükümsüzlüğü istemine ilişkindir.

1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 ... maddeleri.

1.Davacı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesinde;
6100 sayılı Kanun'un 361 ... maddesinin ikinci fıkrası gereğince bölge adliye mahkemesi kararlarına karşı temyiz yoluna başvurmada hukuki yararın bulunması gerekmektedir. İlk derece mahkemesi kararına karşı istinaf kanun yoluna başvurmayan veya süresini geçirdiği için istinaf yoluna başvurmamış sayılan taraf yönünden verilen karar kesinleşeceğinden, artık bu tarafın temyiz yoluna başvurabilmesi için bölge adliye mahkemesince aleyhine hukuksal bir durumun yaratılması gerekir.

Somut olayda; ilk derece mahkemesi kararının davacı vekiline usulüne uygun tebliğ edilmesine rağmen adı geçen tarafından istinaf yoluna başvurulmamış olup, anılan karar yalnızca davalılar vekillerince istinaf edilmiştir. İstinaf başvurusunun reddine karar veren Bölge Adliye Mahkemesince davacı aleyhine ... bir hukuksal durum yaratılmadığına göre, davacı vekilinin temyiz dilekçesinin reddine karar verilmesi gerekmiştir.

2.Davalı kurum vekilinin temyiz itirazlarına gelince;
Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 ... maddesinde yer ... sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı kurum vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

Açıklanan sebeplerle;

1.Davacı vekilinin temyiz dilekçesinin REDDİNE,

2.Davalı kurum vekilince temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 ... maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Davacı yandan peşin alınan temyiz harcının talep halinde davacı tarafa iadesine,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz eden davalı yana yükletilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

19.02.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.