Mahkûmiyet
Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
...28. Asliye Ceza Mahkemesinin, 28.01.2016 tarihli ve 2016/27 Esas, 2016/33 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında resmi belgede sahtecilik suçundan 2 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına ve cezanın mükerrirlere özgü infaz rejimine göre infazı ile infazdan sonra denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına karar verilmiştir.
Sanığın temyiz istemi, savunma hakkının kısıtlandığına ilişkindir.
1. Sanığın, hakkındaki cezalardan dolayı yakalanmamak amacıyla olay günü ...Asayiş Şube Müdürlüğü Oto Hırsızlığı Büro Amirliğinde görev yapan polis memurlarının yaptığı denetim sırasında ... isimli kişiye ait sahte nufus cüzdanını vermek suretiyle hakkında resmi belgede sahtecilik suçundan kamu davası açılmıştır.
2. Sanık, suçlamayı kabul etmiştir.
3. Uzmanlık raporuna göre, suça konu belgenin gerçekleriyle karşılaştırılması sonucu matbu basım, desenlerdeki detay ve ultraviyole ışık altındaki görünüm özellikleri yönünden farklılıklar bulunduğundan tamamen sahte olarak düzenlendiği ve ilk nazarda ve kolaylıkla farkedilemeyecek nitelikte olduğundan aldatma kabiliyetinin olduğunun belirlendiği görülmüştür.
4. Mahkemece, suça konu belge getirilip incelenmeden, tüm dosya kapsamı, sanığın ikrarı ve uzmanlık raporu ile sübut bulan suçtan mahkumiyet hükmü kurulmuştur.
1.Sanığa iddianamenin 20.01.2016 tarihinde tebliğ edildiği, 28.01.2016 tarihli duruşmada da iddianame ve eklerinin okunup sanığın savunma için süre istemediği ve savunmada bulunduğu anlaşıldığından savunma hakkının kısıtlandığına dair temyiz nedenlerinin reddine karar verilmiştir.
2.Uzmanlık raporuna göre, suça konu nüfus cüzdanının tamamen sahte olarak düzenlendiği ve yapılan sahteciliğin ilk nazarda ve kolaylıkla farkedilemeyecek nitelikte olduğundan aldatma kabiliyetinin olduğu şeklinde görüş bildirildiği ancak raporda mühür izinden bahsedilmediği anlaşıldığından, ayrıntıları YCGK'nın 14.10.2003 tarih ve 232-250 sayılı, 09.10.2012 tarihli ve 2011/8-335 Esas, 2012/1804 Karar sayılı kararlarında da açıklandığı üzere; sahtecilik suçunun oluşabilmesi için belgenin nesnel olarak aldatıcılık niteliğinin bulunması ve aldatma keyfiyetinin belgeden objektif olarak anlaşılması gerektiği, muhatabın hatasından, dikkatsizlik veya özensizliğinden kaynaklanan fiili iğfalin, aldatıcılık niteliğinin varlığını göstermeyeceği ve belgede sahtecilik suçlarında aldatıcılık niteliği bulunup bulunmadığının tayin ve takdiri hakime ait olup, yasal unsurlarının tam olup olmadığı ve aldatıcılık niteliğinin bulunup bulunmadığı hususunda gözlem yapılması gerekirken eksik araştırma ile verilen karar hukuka aykırı bulunmuştur.
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle ...28. Asliye Ceza Mahkemesinin, 28.01.2016 tarihli ve 2016/27 Esas, 2016/33 Karar sayılı kararında sanığın temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
06.12.2023 tarihinde karar verildi.