Mahkûmiyet
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: Bozma
Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33. maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8. maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun 305. maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 260/1. maddesi gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310. maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317. maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:
Dosya içeriğine göre diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. Ancak;
1.Sanığın evinde 11.02.2014 tarihinde yapılan kontrolde "Abonenin sayacı yanmış tespit edilmiş, harici bir hat çekerek sayacı devre dışı bıraktığı tespit edilmiştir" şeklinde tutanak tanzim edildiği, sanığın savunmasında "... elektrik saatinin yandığını, saatin değiştirilmesi için ...'a başvuru yaptığını" belirttiği, Mahkemece, sanığın, sayacın yanması ile ilgili bir başvurusunun olup olmadığının araştırıldığı, katılan kurum tarafından 23.09.2013 tarihli yanık sayaç tutanağının mevcut olduğunun bildirildiğinin anlaşılması karşısında; sanığın başvurusu üzerine sayacın değiştirilip değiştirilmediği, değiştirilmiş ise ne zaman değiştirildiği araştırılıp, 11.02.2014 tarihli tutanak ile ile ilgili olarak, tutanak mümzileri de tanık olarak dinlenmek suretiyle sanık hakkında hüküm kurulması gerektiği gözetilmeden eksik kovuşturma ile yazılı şekilde karar verilmesi,
2.Yapılacak araştırmaya göre suçun ... olduğunun anlaşılması halinde ise; 05.07.2012 tarihinden sonra işlenen suçlar bakımından, 6352 sayılı Kanun'un 84. maddesi ile 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 168. maddesine eklenen 5. fıkra uyarınca, zararın soruşturma tamamlanmadan önce tazmin edilmesi halinde kamu davası açılamayacağı, başka bir anlatımla zarar giderimi konusunun dava şartı olduğu dikkate alındığında, soruşturma aşamasında şüpheliye, belirlenen vergili ve cezasız zarar miktarını kamu davası açılmadan önce tamamen tazmin etmesi halinde hakkında dava açılmayacağı da hatırlatılarak usulünce bildirimde bulunulup, makul bir süre tanınması ve soruşturma aşamasında zararın tamamen tazmini halinde kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmesi, tamamen tazmin edilmemesi halinde ise dava açılması gerekmektedir. Ancak anılan şekilde soruşturma aşamasında kurum zararı bilirkişiye tespit ettirilmeden ve tespit ettirilse dahi usulünce bildirimde bulunulmadan sanık hakkında dava açılması halinde sanık kovuşturma aşamasında zararı tamamen giderirse, zarar soruşturma aşamasında giderilmiş gibi, 5271 sayılı Kanun'un 223/8. maddesi gereğince kamu davasının düşürülmesine karar verilmesi, ayrıca sanığın 5237 sayılı Kanun'un 168. maddesinin 5. fıkrası hükmünden kaç kez yararlandığının denetimi açısından verilecek kararın 6352 sayılı Kanun'un 103. maddesi ile 5352 sayılı Adli Sicil Kanunu'nun 6. maddesine eklenen 2. fıkra uyarınca adli sicilde bunlara mahsus sisteme kaydının sağlanması gerekir.
Bu açıklamalar ışığında somut olayda; sanığa soruşturma aşamasında ödeme ihtarı yapılmamış olması, kovuşturma aşamasında ise katılan kurumun cezasız ve vergisiz zarar miktarının bilirkişi aracılığıyla tespit edilmesi karşısında, bilirkişiden rapor alınmak suretiyle katılan kurumun vergili ve cezasız ... zararı tespit edilerek, bilirkişi tarafından hesaplanan zararın makul süre içerisinde giderilmesi halinde 5271 sayılı Kanun'un 223/8. maddesi uyarınca kovuşturma ... gerçekleşmediğinden hakkında düşme kararı verileceğine dair sanığa ihtaratta bulunulup sonucuna göre sanığın hukuki durumunun belirlenmesi gerektiği gözetilmeden yazılı şekilde hüküm kurulması,
3.Kabule göre de;
Kısa süreli hapis cezası ertelenen sanık hakkında 5237 sayılı Kanun'un 53/4. maddesi uyarınca birinci fıkrada belirtilen hak yoksunluklarının uygulanamayacağının gözetilmemesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebeplerden dolayı istem gibi BOZULMASINA, 06.12.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.