Ceza verilmesine yer olmadığı, akıl hastalarına özgü güvenlik tedbirleri uygulanması

Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun'un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun'un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu'nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun'un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun'un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
Sandıklı Asliye Ceza Mahkemesinin, 30.03.2016 tarihli ve 2015/154 Esas, 2016/319 Karar sayılı kararıyla, sanık hakkında hakaret suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 32 nci maddesinin birinci fıkrası ve 57 nci maddesi ile 5271 sayılı Kanun'un 223 üncü maddesinin üçüncü fıkrasının (a) bendi uyarınca, ceza verilmesine yer olmadığına, sanığın tedavi ve koruma altına alınmasına, karar verilmiştir.

O yer Cumhuriyet savcısının temyiz sebebi, sanığın 5237 sayılı Kanun'un 32 nci maddesinin ikinci fıkrası dikkate alınarak cezalandırılması gerektiğine ilişkindir.

Halk eğitim merkezinde hizmetli olarak çalışan sanığın, aralarında daha önceden tartışma yaşanan ve eğitim merkezinin müdür yardımcısı olan katılana yönelik sinkaflı sözlerle hakarett ettiği iddiasıyla açılan kamu davasına ilişkin, Yerel Mahkemece, sanığın tevil yollu ikrarı, katılan beyanı, tanıklar M. K. ve Y. K.'nın anlatımları, ... Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Bilirkişi Kurulu'nun 01.03.2016 tarihli raporu ve tüm dosya kapsamıyla, sanığın atılı suçu işlediğinin sabit olduğu ancak alınan sağlık kurulu raporunda, sanığın işlediği iddia edilen fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını algılama ve bu fiille ilgili olarak davranışlarını yönlerdirme yeteneğinin önemli derecede olmamakla birlikte azaltacak nitelikte bir akıl hastalığı bulunduğunun bildirilmesi nedeniyle sanık hakkında ceza verilmesine yer olmadığına karar verildiği anlaşılmıştır.

Sanığın yargılama konusu eylemi için 5237 sayılı Kanun'un 125 inci maddesinin birinci maddesi uyarınca belirlenecek cezanın tür ve üst haddine göre, aynı Kanun'un 66 ncı maddesinin birinci fıkrasının (e) bendi gereği 8 yıllık olağan dava zamanaşımı süresinin öngörüldüğü anlaşılmıştır.
5237 sayılı Kanun’un 67 nci maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi uyarınca zamanaşımı süresini kesen son işlem olan sanığın sorgusunun yapıldığı 11.06.2015 tarihinden itibaren 8 yıllık olağan zamanaşımı süresinin gerçekleşmiş olduğu belirlenmiştir.

Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle, Yerel Mahkeme kararına yönelik O yer Cumhuriyet savcısının temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun'un 321 inci maddesinin birinci fıkrası gereği BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun'un 322 nci maddesinin birinci fıkrasının (1) numaralı bendinin verdiği yetkiye dayanılarak sanık hakkındaki kamu davasının 5271 sayılı Kanun'un 223 üncü maddesinin sekizinci fıkrası gereği gerçekleşen zamanaşımı nedeniyle, Tebliğname'ye aykırı olarak, oy birliğiyle DÜŞMESİNE,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
06.12.2023 tarihinde karar verildi.