Taraflar arasında görülen davada Ankara 5. Sulh Hukuk Mahkemesi’nce verilen 08.06.2011 tarih ve 2010/382-2011/1249 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin davalı ... nezdinde 12.04.2001 tarihli Birikimli Hayat Sigortası Poliçesi ile sigortalı olup, poliçe bedellerinin kredi kartından her ay düzenli olarak çekilmesi için müvekkilince davalı şirkete yetki verildiğini, ancak kredi kartından sürekli ve artan miktarlarda prim kesilmesi üzerine yapılan araştırma sonunda, müvekkili adına düzenlenmiş imzaları sahte üç poliçenin daha olduğu ve bu poliçeler için primlerin kesildiğinin anlaşıldığını, müvekkilince poliçelerin iptali ile haksız kesilen primlerin iadesinin talep edilmesi üzerine 3.519,23 TL iade edilmiş ise de kesinti yapılmaya devam edildiğini, işlemi yapan davalı şirket çalışanı, davalı .....'in evrakta sahtecilik suçundan cezalandırılmasına karar verildiğini ileri sürerek, 6.760.00 TL'nin sahte poliçelerin tanzim tarihinden itibaren mevduata uygulanacak en yüksek faiz oranı ile birlikte davalılardan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı ..., poliçelerin davacının isteği üzerine düzenlendiğini belirterek davanın reddini savunmuştur.
Davalı ...Ş. vekili, davacının müvekkili nezdinde 14.04.2001,22.04.2002,26.06.2003 ve 22.03.2004 başlangıç tarihli poliçeler ile hayat sigortası kapsamına alındığını, 26.06.2003 tarihli poliçe için yapılan 2.371,73 TL ödeme ile 22.03.2004 tarihli poliçe için yapılan 1.147,50 TL ödemenin davacıya iade edildiğini, 14.04.2001 ve 22.04.2002 tarihli poliçeler ile ilgili davacı tarafından iştira talebinde bulunulmadığı için tenzil konumunda bulunduğunu, talep halinde gereğinin yapılacağını belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi kurulu raporları, Ankara 1. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 2008/98 Esas-2009/59 Karar sayılı ilamı ve tüm dosya kapsamına göre, davalı ...'in davaya konu üç adet sigorta poliçesi başvuru formunu, davacının talimatı dışına çıkarak doldurması nedeni ile özel belgede sahtecilik suçundan cezalandırılmasına karar verildiği ve hükmün 07.04.2009 tarihinde kesinleştiği, 22.04.2002 tanzim tarihli poliçe için kesinti ve iadenin olmadığı, ancak diğer poliçeler için 06.07.2005 tarihinde toplam 3.519,23 TL iadenin yapıldığı, 22.04.2002 ile 22.06.2005 tarihleri arasında davacının kredi kartından yapılan kesintiler toplamının 8.910,82 TL olduğu, iade edilenin tenzili ile 5.291,59 TL bakiye prim borcunun kaldığı, davacının ödemekle yükümlü olduğu sigorta poliçe bedellerinin de bu miktar içinde kaldığı gözetilerek bu bedellerin tenzili ile davacı alacağının 2.664,10 TL olduğunun tespit edildiği, her ne kadar faizin alacağın kesinti tarihlerinden itibaren başlatılması talep edilmiş ve haksız fiil niteliği sebebi ile bu talebin kabulü gerekmekte ise de faiz başlangıcı konusunda talepte bulunulmadığı ve kesinti tarihlerinin tespit edilemediği, bu nedenle faizin dava tarihinden itibaren işleyeceği gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile 2.664,10 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan tahsiline, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazları yerinde değildir.
2- Dava dilekçesinde dava konusu primlerin, sahte olarak düzenlenen poliçelerin düzenlenme tarihinden itibaren işletilecek faiziyle birlikte tahsili talep edilmiş; mahkemece, prim kesinti tarihlerinin belirlenemediği gerekçesiyle dava tarihinden itibaren faize hükmedilmiştir. Her ne kadar prim kesinti tarihleri belirlenememiş ise de, mahkemece benimsenen bilirkişi raporunda haksız kesintilerin 22.6.2005 tarihine değin sürdürüldüğü açıklanmış olmakla, faiz başlangıcının en geç bu tarih kabul edilerek, saptanan ve hüküm altına alınan alacağa bu tarihten itibaren faiz işletilmesi yerine, yanılgılı değerlendirmeye dayalı olarak yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmamış, davacı vekilinin bu yöne ilişkin temyiz itirazının kabulü ile yerel mahkeme kararının davacı lehine bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazının kabulü ile yerel mahkeme kararının davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 30.11.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.