B O Z M A Ü Z E R İ N E

HÜKÜMLER: Mahkûmiyet

Sanıklar hakkında bozma üzerine kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, kanun yolu bildiriminde temyiz süresinin yanıltıcı şekilde 15 gün olarak belirtilmiş olması gözetilerek temyiz istemlerinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ

1. Milas 3. Asliye Ceza Mahkemesinin, 04.11.2014 tarihli ve 2014/89 Esas, 2014/355 Karar sayılı kararı ile sanıklar hakkında dolandırıcılık suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 157 nci maddesinin birinci fıkrası, 52 ve 53 üncü maddeleri uyarınca 3 yıl hapis cezası ve 4.000,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmalarına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.

2. Milas 3. Asliye Ceza Mahkemesinin, 04.11.2014 tarihli ve 2014/89 Esas, 2014/355 Karar sayılı kararının sanıklar tarafından temyizi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 15. Ceza Dairesinin 21.12.2017 tarihli ve 2017/36269 Esas, 2017/28645 Karar sayılı kararı ile "Sanıklara yüklenen dolandırıcılık suçu nedeniyle, hükümden sonra 02/12/2016 tarih ve 29906 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak aynı tarihte yürürlüğe giren 6763 sayılı Kanun'un 34. üncü maddesi ile değişik 5271 sayılı CMK'nın 253 üncü ve 254 üncü madde fıkraları gereğince uzlaştırma işlemleri için gereği yapılarak sonucuna göre sanıkların hukuki durumunun takdir ve tayini zorunluluğu" nedeniyle bozulmasına karar verilmiştir.

3. Milas 3. Asliye Ceza Mahkemesinin 13.02.2019 tarihli ve 2018/10 Esas, 2019/89 Karar sayılı kararı ile sanıklar hakkında dolandırıcılık suçundan, 5237 sayılı Kanun'un 157 inci maddesinin birinci fıkrası, 52 ve 53 üncü maddeleri uyarınca 3 yıl hapis cezası ve 4.000,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmalarına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.

Sanıklar ve sanık ... müdafinin temyiz istekleri, atılı suçu işlemediklerine, haklarına verilen mahkûmiyet hükümlerinin bozulması gerektiğine ilişkindir.

Katılan ile sanık ...'nın tanıştırıldıkları ve evlenmeye karar verdikleri, olay tarihinde taraflar arasında resmi nikah işlemi yapıldıktan sonra, sanık ...'ya düğün hediyesi olarak altınların verildiği, nikahtan sonra, kına organizasyonu için kuaföre giden sanık ... ile yanında bulunan diğer sanık ...'nin katılanı çiçek alma bahanesi ile kuaförden uzaklaştırdıktan sonra altınları alarak kaçtıkları iddiası ile sanıklar hakkında üzerilerine atılı suçu işledikleri iddiası ile kamu davası açılmış, taraflar arasında uzlaşmanın sağlanamadığına ilişkin rapor tanzim edilmiş ve sanıkların savunmaları, tanık beyanları ve tüm dosya kapsamı ile sanıkların atılı suçu işlediklerinin sabit olduğu kabulü ile haklarında temyize konu mahkûmiyet hükümleri kurulmuştur.

1. Hükmolunan adli para cezasının ödenmemesi halinde uygulanacak olan 5275 sayılı Kanun’un 106 ncı maddesinin üçüncü fıkrasında, 28.06.2014 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanan 6545 sayılı Kanun'un 81 inci maddesiyle yapılan değişikliğin ve 5237 sayılı Kanun'un 53 ncü maddesine ilişkin uygulamanın Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 tarihli ve 2014/140 Esas, 2015/85 Karar sayılı iptal kararının infaz aşamasında gözetilmesi mümkün görülmüştür.

2. Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemlerin sanıklar tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eylemlere uyan suç vasıfları ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanık ... ve müdafii ile sanık ...'nın yerinde görülmeyen temyiz sebepleri reddedilmiştir.

Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Milas 3. Asliye Ceza Mahkemesinin 13.02.2019 tarihli ve 2018/10 Esas, 2019/89 Karar sayılı kararında sanık ... ve müdafii ile sanık ... tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden sanık ... ve müdafii ile sanık ...'nın temyiz sebeplerinin reddiyle hükümlerin, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

06.12.2023 tarihinde karar verildi.