TCK’nın 157/1, 52/2-4,53. maddeleri gereğince mahkumiyet

Dolandırıcılık suçundan sanığın mahkumiyetine ilişkin hüküm, sanık müdafii tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Sanık ...'in, ortak olup kuyumcu dükkanı olan katılanlar... ve...’in dükkanına giderek ... isimli şahsın güvenilir bir şahıs olup doğudan altın getirdiğini ve satmak istediğini fiyatının da uygun olduğunu söylediği, katılanların sanık ...'e güvenerek altını almaya karar verdikleri, altının bedeli olan 390.000,00 TL yi çantaya koyarak sanık ... ile birlikte ...'ın evine almaya gittikleri, evin önünde beklediğini söyleyen ...'ın altını evden getireceğini söyleyip para çantasını önceden teslim aldığı ve apartmana girerek kaybolduğu, sonradan ... isimli şahsın gerçek kimliğinin temyiz dışı sanık ... olduğunun anlaşıldığı, sanık ...'in de sanki katılanların yanında yer alıyormuş gibi davranarak aslında temyiz dışı sanık ... ile birlikte hareket ettiği bu suretle sanıkların dolandırıcılık suçunu işlediği iddia edilen olayda; Yargıtay’ın 23. Ceza Dairesinin 26/12/2016 tarih ve 2015/10901 E-2016/11133 K sayılı bozma ilamı doğrultusunda dosyanın uzlaştırma işlemleri yapılmak üzere uzlaşma bürosuna gönderilmesi neticesinde, uzlaştırmanın gerçekleşmediğine dair 20/04/2017 tarihli rapor, sanığın suçtan kurtulmaya yönelik soyut beyanı, katılanların beyanları ile tüm dosya kapsamından sanığın atılı suçu işlediğinin sabit olduğu gerekçesine dayanan mahkemenin mahkumiyet yönünde kabul ve uygulamasında bir isabetsizlik görülmemiştir.
Bozmaya uyularak yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre; sanık müdafiinin temyiz itirazlarının reddi ile hükmün ONANMASINA, 19/02/2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.