Sanık hakkında dolandırıcılık suçundan verilen mahkumiyet sanık müdafii tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Katılan ....'un katılan ....'un babası olduğu, ....'un suç tarihinde evinde bulunduğu sırada telefon hattını .... numaralı telefonun aradığı, kendisini Emniyet Müdürü olarak tanıtıp "senin bankada hesabında para var, terör örgütü üzerinde çalışma yapıyoruz, kilit adam sizsiniz, kimseye bir şey sezdirmeden vereceğimiz hesaba para yatır, aradığımız kişinin yerini tespit edeceğiz, paranızı da Savcılık aracılığıyla geri alacaksınız" diyerek katılanı korkutup kandırdığı, bunun üzerine katılanın evinden çıkıp bankadan parasının çektiği, katılanın tereddüt geçirmesi üzerine arayan kişilerin katılanı oğlu olan ..... ile görüştürdükleri, .....'ın katılana eve polislerin geldiğini arama yaptıklarını söylemesi üzerine ......'un İş Bankası ATM'sinden 13.628 TL yatırdığı, aynı zamanlarda ... oğlu olan ....'un da ....... ve ....... numaralı telefonlardan arandığı, babasının adına telefon hatları ve banka kartları çıkartılarak yasa dışı işlemler yapıldığı belirtilerek katılanın kandırıldığı ve ....’ın da yine .......'e ait olan altınları bozdurarak sanığın hesabına 32.000 TL para yatırmasının sağlandığı, sanığın bu şekilde üzerine atılı suçu işlediğinin iddia edildiği olayda,
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;
5237 sayılı Yasanın 53. maddesinin 1. fıkrasının c bendinde yer alan haklardan, sadece kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlığa ait bir hizmetten bulunmaktan yoksun bırakılmaya ilişkin hak yoksunluğunun aynı maddenin 3. fıkrasına göre koşullu salıverilme tarihinden itibaren uygulanmayacağı gözetilmeden, alt soyu dışındaki kişileri de kapsayacak şekilde 53/1-c maddesi gereğince güvenlik tedbirlerinin uygulanmasına hükmedilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafinin temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görülmüş olduğundan, hükmün 5320 sayılı Yasanın 8. maddesi uyarınca uygulanması gereken CMUK'un 321. maddesi gereğince BOZULMASINA; fakat, bu aykırılığın yeniden duruşma yapılmaksızın aynı Kanun'un 322. maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan, hüküm fıkralarından, 5237 sayılı Yasanın 53. maddesinin uygulanmasına ilişkin bölümün tamamen çıkartılıp yerine, "5237 sayılı TCK'nın 53. maddenin 3. fıkrası uyarınca, 1. fıkranın c bendinde yer alan, kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık haklarından koşullu salıverilme tarihine kadar, 1. fıkrada yazılı diğer haklardan cezanın infazı tamamlanıncaya kadar yoksun bırakılmasına" denilmek suretiyle hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 21.06.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.