Taraflar arasındaki maddi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle;kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
Davacı vekili dava dilekçesinde; 02.10.2015 tarihinde, dava dışı sürücünün sevk ve idaresindeki tescilsiz motosiklet ile seyir halinde olduğu esnada davacıya çarpması neticesinde meydana gelen trafik kazasında müvekkilinin yaralandığını, davacının kaza tarihinde dört yaşında olduğunu belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla l.000,00 TL sürekli işgöremezlik tazminatının davalı ... Hesabından tahsiline karar verilmesi talebinde bulunmuştur.
Davalı vekili cevap dilekçesinde; kurumun geçici iş görmezlik tazminatından sorumlu olmadığını, öncelikle davacının talep etmiş olduğu zararın Güvence Hesabının sorumluluğuna girip girmediğinin tespiti gerektiğini, tescilsiz bir aracın trafik sigortası yaptırma zorunluluğu olmadığı için güvence hesabının sorumluluğu da bulunmadığını, davanın reddi gerektiğini, tescilsiz aracın motosiklet mi yoksa motorlu bisiklet mi olduğunun Mahkemece tespiti gerektiğini, şayet tescilsiz araç motorlu bisiklet ise müvekkili kurumun herhangi bir sorumluluğu olmadığını, kazaya sebebiyet veren aracın motorlu bisiklet olması halinde davanın reddi gerektiğini belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; meydana gelen trafik kazası ile ilgili düzenlenen kusur raporlarında dava dışı motosiklet sürücüsünün atfı kabil kusuru bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
Davacı vekili; meydana gelen kaza sonrasında düzenlenen kaza tespit tutanağı ile dosya içerisinde bulunan kusur raporu arasında çelişki olduğu, sürücünün hızı nedeni ile kazada kusurlu olduğu, kusur belirlemesi için yeni bir bilirkişi raporu düzenlenmesi gerektiğini belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; meydana gelen kaza sonrasında düzenlenen raporlar arasında çelişki bulunmadığı, tanık beyanlarından çocuğun motosikletin önüne fırladığı ve sürücünün hızlı olmadığının da anlaşılmasına göre davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
Davacı vekili; istinaf dilekçesinde ileri sürülen gerekçeleri tekrar ederek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir.
02.10.2015 tarihinde trafik sigortası bulunmayan motosikletin karıştığı trafik kazası sonucu yaralanıp malul kalan davacı yayanın uğradığı sürekli iş göremezlik tazminatı talebine ilişkindir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 371 inci maddesi, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 54 üncü maddesi, 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu'nun 14 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (b) bendi, ... Yönetmeliğinin 9 uncu maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi.
Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere; özellikle dosya içerisinde yer alan kusur raporlarının denetime elverişli, olayın oluşuna ve dosya kapsamına uygun olduğu anlaşılmakla; dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Açıklanan sebeplerle;
Davacı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz eden davacıya yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
06.12.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.