Davalılar ... ve ... hakkında açılan davanın reddine, davalı Fevzioğlu Akaryakıt Otomotiv İnşaat Madencilik Gıda Sanayi ve Tic. Ltd. Şti. hakkında açılan davanın kısmen kabulüne
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davalılar ... ve ... hakkında açılan davanın reddine, davalı Fevzioğlu Akaryakıt Otomotiv İnşaat Madencilik Gıda Sanayi ve Tic. Ltd. Şti. hakkında açılan davanın kısmen kabulüne, karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin dava dışı ... Şen'e kullandırdığı krediye davalıların müteselsil kefil sıfatıyla imza attıklarını, kredi borcu ödenmeyince başlatılan icra takibine davalı kefillerin itiraz ettiklerini, davalı-borçluların müşterek borçlu müteselsil kefil sıfatı ile taahhütnameyi imzalayıp kefalet limiti gereğince borcun tamamından sorumlu olduklarını, gerek kredi borçlusunun edimlerini yerine getirmemesi, gerekse borçlularca imzalanan genel kredi taahhütnamesi gereği ihtarname keşide edilerek borcun muaccel hale geldiğini, verilen sürede alacağın tasfiye edilmediği gibi ödeme planına da bağlanmadığını ileri sürerek Bilecik İcra Müdürlüğünün 2017/3872 E. sayılı dosyasına davalıların itirazının iptali ile takibin devamını, icra inkar tazminatının tahsilini talep etmiştir.
Davalılar vekili cevap dilekçesinde; müvekkillerinden ...'un cezaevinde bulunması sebebiyle takibin usulsüz olduğunu, Bankanın, müvekkillerini haksız yere temerrüde düşürme gayreti içine girdiğini, borçlular ... ve ... bakımından eş muvafakatine ilişkin hükümlerin davanın neticesi yönünden dikkate alınması gerekirken davalı şirket açısından da çift imza ile temsili hususunun incelenmesi gerektiğini, talep edilen faiz oranının yüksek olup kabul etmediklerini savunarak davanın reddini istemiştir.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalıların, davacı Banka ile dava dışı şirket arasında yapılan kredi sözleşmesini müteselsil kefil olarak imzaladığı, 10.01.2018 tarihli bilirkişi raporunun dosyanın bütünüyle inceleme konusu yapılarak hazırlandığı, bilirkişinin dosyaya sunulan ve celp edilen bütün bilgi ve belgeleri ayrıntılarıyla inceleyerek rapora yansıttığı, hazırlanan raporun yasal mevzuata hukuk ve hakkaniyete uygun bir yöntemle oluşturulduğu, raporun somut veri ve olgularla gerekçelendirildiği, davalının sorumlu olduğu ve takibin devam etmesi gereken miktarın somut gerekçelerle açıklanarak belirlendiği, hazırlanan raporun yasal mevzuata, Yargıtay içtihatlarına ve doktrine uygun bir yöntem ve metodla hazırlandığı, hesaplamaların isabetli olduğu, icra takip dosyası, ödeme emri ve takip talebi ile raporun birbirini tamamladığı, davalının itirazının tamamıyla haksız ve kötü niyetli bir itiraz olmadığı, usul ekonomisine aykırılık teşkil etmeyen hak arayışından ibaret bir itiraz niteliği taşıdığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
Davalılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; tebligat usulü ya da kefaletin geçerliliği gibi hususların değerlendirilmediğini, müvekkillerinden ...'un cezaevinde olduğunu, hakkında usulsüz takip başlatıldığını, genel kredi sözleşmesinin yapısı itibariyle temerrüt şartları oluşmadan yapılan ihtarın usul ve yasaya aykırı olduğunu, ... ve ... bakımından eş muvafakatine ilişkin hükümlerin davanın neticesi yönünden dikkate alınması gerekirken davalı şirket açısından da çift imza ile temsili hususunun incelenmesi gerektiğini, ancak bu hususun da dikkate alınmadığını, fahiş faiz oranının kabul edilemeyeceğini, takip öncesi faiz sözleşmesel faiz alınsa dahi takip tarihinden sonra hesap kat edilip sözleşme sona erdirildiğinden davacı tarafça talep edilebilecek olan faizin ticari avans faizi olabileceğini ileri sürerek kararın kaldırılmasını istemiştir.
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile hesap kat ihtarının davalıların müteselsil kefil olarak kredi sözleşmesinde bildirdiği adres yerine başka adrese çıkarıldığı, ihtarnamenin bila tebliğ iade edildiği, ihtarın sadece asıl borçluya 16.05.2017 tarihinde tebliğ edildiği, bilirkişi raporunda uygulanan faiz oranının ve faiz başlangıcının bankacılık mevzuatına ve sözleşme hükümlerine uygun olduğu, temerrüt tarihinin, takip tarihi olarak dikkate alındığı ve temerrüt faizinin de takip tarihinden itibaren hesaplanmış olduğundan, davalılar vekilinin bu yöndeki istinafının yerinde görülmediği, sözleşmenin imza tarihi itibariyle kefil şirket müdürünün diğer davalılar olduğu, temsil yetkisinin münferit olarak kullanılacağı, davalı ...'un icra takibi başlatıldığı tarihte cezaevinde olmasının hakkında takip başlatılmasını engellemediği, davacının eş muvafakatine dair belge ve kayıtların yargılama aşamasında ve istinafa cevap dilekçesi ekinde dahi sunmadığı, sözleşme tarihi de dikkate alınarak 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun (6098 sayılı Kanun) 584 üncü maddesine göre kefalette eş rızasının gerektiği, davalı ... kişilerin eş rızasının alındığına dair belge bulunmadığı, bu kişilerin asıl borçlu şirketin yöneticisi ve ortağı olduklarının iddia edilmediği gerekçesiyle davalı Fevzioğlu Akaryakıt Otomotiv İnşaat Madencilik Gıda Sanayi ve Tic. Ltd. Şti. vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, davalılar ... ve ...'un vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, davalılar ... ve ... hakkında açılan davanın reddine, davalı Fevzioğlu Akaryakıt Otomotiv İnşaat Madencilik Gıda Sanayi ve Tic. Ltd. Şti. hakkında açılan davanın kısmen kabulüne, Bilecik İcra Müdürlüğünün 2017/3872 E. sayılı dosyasında icra takibine yapılan itirazın kısmen iptaline, sonu ...4471 ile biten kredili mevduat hesabı yönünden; 29.872,45 TL asıl alacak, 2.247,54 TL işlemiş faiz, 124,23 TL %5 Banka ve Sigorta Muameleleri Vergisi (BSMV) olmak üzere toplam 32.244,22 TL üzerinden, sonu ...154485 ile biten KMH yönünden 10.006,09 TL asıl alacak, 953,16 TL işlemiş faiz, 52,12 TL %5 BSMV olmak üzere toplam 11.011,37 TL.üzerinden, sonu ...0189 ile biten kredi kartı hesabı yönünden 84.756,92 TL asıl alacak, 7.813,39 TL işlemiş faiz, 352,39 TL %5 BSMV olmak üzere toplam 92.922,70 TL üzerinden, sonu ...0414 ile biten kredi kartı hesabı yönünden 41.815,61 TL asıl alacak, 3.827,72 TL işlemiş faiz, 172,50 TL %5 BSMV olmak üzere toplam 45.815,83 TL üzerinden, sonu ...500001 ile biten teminat mektubu komisyonu yönünden 15,62 TL asıl alacak, 152,90 TL işlemiş faiz, 0,22 TL. %5 BSMV olmak üzere toplam 168,74 TL üzerinden, sonu ...500008 ile biten teminat mektubu komisyonu yönünden 25,00 TL asıl alacak, 244,97 TL işlemiş faiz, 0,37 TL %5 BSMV olmak üzere toplam 270,34 TL üzerinden, sonu ...4600017 ile biten BCH kredisi yönünden 245.276,99 TL asıl alacak, 20.598,43 TL işlemiş faiz, 1.100,42 TL %5 BSMV, 421,10 TL ihtarname masrafı ve 440,00 TL ihtiyati haciz vekalet ücreti olmak üzere toplam: 267.836,94 TL üzerinden devamına, fazlaya ilişkin talep ile icra inkar tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuş, Bölge Adliye Mahkemesince verilen ek kararla davalılar vekilinin temyiz başvurusunun yapılmamış sayılmasına karar verilmiştir.
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; her iki davalının eş muvafakatının alındığını, kefaletlerinin geçerliliği için bir eksikliğin bulunmadığını, temerrüt faizi oranının taraflarca serbestçe belirlenebileceğini, bankanın defter ve kayıtlarının kesin delil niteliği taşıdığını ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.
Dava, itirazın iptali istemine ilişkindir.
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 ... maddeleri.
2. 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 67 nci maddesi.
3. 6098 sayılı Kanun'un 584 üncü maddesi.
4.6100 sayılı Kanun'un 140 ıncı maddesinin beşinci fıkrası.
Dava kredi sözleşmesi kefillerine karşı başlatılan icra takibine itirazın iptali istemine ilişkindir. İlk Derece Mahkemesince tüm davalılar sorumlu tutulmuş, Bölge Adliye Mahkemesince ... kişi kefillerin eş rızasının alındığına dair belge bulunmadığı gerekçesiyle bu kişiler yönünden davanın reddine karar verilmiştir.
Davacı Banka vekili dava dilekçesinde delilleri arasında banka defter ve kayıtları ile keşif ve bilirkişi incelemesine yer ..., davalılar vekilinin borçlu ... kişilerin eş muvafakatine ilişkin hükümlerin davanın neticesi yönünden dikkate alınması gerektiği yönündeki cevabına karşı verdiği cevaba cevap dilekçesinde kefillerin eşlerinin rızasının alındığını belirtmiştir.
Ön inceleme duruşmasının yapıldığı 01.12.2017 tarihinde yürürlükte bulunun 6100 sayılı Kanun'un 140 ıncı maddesinin beşinci fıkrasında ön inceleme duruşmasında, taraflara dilekçelerinde gösterdikleri, ancak henüz sunmadıkları belgeleri mahkemeye sunmaları veya başka yerden getirtilecek belgelerin getirtilebilmesi amacıyla gereken açıklamayı yapmaları için iki haftalık kesin süre verileceği, bu hususların verilen kesin süre içinde tam olarak yerine getirilmemesi hâlinde, o delile dayanmaktan vazgeçilmiş sayılmasına karar verileceği düzenlenmiştir. İlk Derece Mahkemesince 01.12.2017 tarihli ön inceleme duruşmasında davacıya bu yönde bir kesin süre verilmediği gibi "tarafların dava ve cevap dilekçelerinde belirttikleri delillerle sınırlı olmak üzere tarafların getirtilecek delillerin ilgili yerlerden celbine," dair ara karar tesis edilmiş, davacının banka defter ve kayıtlarına dayanmasına rağmen dava konusu kredi ve kefalet sözleşmesi ile ilgili tüm kayıtlar bankadan getirtilmemiş, bilirkişi incelemesi esnasında da bilirkişilerce banka kayıtları üzerinde bir inceleme yapılmamıştır.
Davacıya delillerini sunması için usulüne uygun bir kesin süre verilmemesi, dava dilekçesinde de açıkça banka defter ve kayıtlarına dayandığı halde bu delillerin toplanmaması nazara alındığında temyiz dilekçesine ekinde sunulan eş muvafakatlarının değerlendirilip sonucuna göre bir karar verilmesini teminen Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmesi gerekmiştir.
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Bozma sebebine göre davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde davacıya iadesine,
Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
15.02.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.