Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ, OLAY VE OLGULAR
1. Sanık hakkında nitelikli cinsel saldırı suçunu işlediği iddiası ile 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 102 nci maddesinin ikinci fıkrası ve 43 üncü maddesi uyarınca açılan kamu davasının yapılan yargılaması sonucunda, İstanbul 7. Ağır Ceza Mahkemesinin 14.06.2017 tarihli ve 2014/218 Esas, 2017/170 Karar sayılı kararı ile mevcut delillerin değerlendirilmesi ile sanığın beden veya ruh sağlığını bozacak şekilde nitelikli cinsel saldırı suçundan, 5237 sayılı Kanun'un 102 nci maddesinin ikinci fıkrası, beşinci fıkrası, 62 nci maddesinin birinci fıkrası ve 53 üncü maddesi uyarınca 10 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına dair verilen kararın sanık müdafii, o yer Cumhuriyet savcısı ile katılan Bakanlık vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 20. Ceza Dairesinin, 05.12.2017 tarihli ve 2017/3049 Esas, 2017/2652 Karar sayılı kararı ile istinaf başvurularının 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.
2. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 20. Ceza Dairesi kararının sanık müdafii ile katılan Bakanlık vekili tarafından temyizi üzerine Yargıtay 9. Ceza Dairesinin 21.04.2022 tarihli ve 2021/18884 Esas, 2022/3775 Karar sayılı kararı ile, olayın adli makamlara intikal şekli ve zamanı, mağdurenin aşamalardaki başkaca delille desteklenmeyen soyut anlatımları, erkek arkadaşı olan sanıktan ayrılmasının akabinde sanığın kendisine tehdit, hakaret ve şantajda bulunduğundan bahisle birden fazla kez kolluğa müracaatta bulunduğu halde bu müracaatlarında cinsel saldırı eylemlerinden bahsetmemesi, savunma ve tüm dosya kapsamı nazara alındığında, İlk Derece Mahkemesinin kabulünde yer alan sübuta ilişkin delillerin dosya içeriğiyle çelişmesi nedeniyle mahkumiyet kararının yerinde olmadığından bahisle bozulmasına ve dava dosyasının 5271 sayılı Kanun'un 304 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi uyarınca İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.
3. İstanbul 7. Ağır Ceza Mahkemesinin 08.09.2022 tarihli ve 2022/405 Esas, 2022/446 Karar sayılı kararı ile sanığın, nitelikli cinsel saldırı suçundan 5271 sayılı Kanun'un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (e) bendi uyarınca beraatine karar verilmiştir.
A. Katılan Bakanlık Vekilinin Temyiz İstemi
Sanığın atılı suçu işlediğinin dosya kapsamı ile sabit olduğuna, mağdure beyanlarının aşamalarda tutarlı olduğuna, sanığın mahkûmiyetine karar verilerek katılan kurum lehine vekalet ücreti tayin edilmesi gerektiğine ilişkindir.
B. Sanık Müdafiinin Temyiz İstemi
Mahkemenin müvekkili lehine vekalet ücretine hükmetmemiş olmasının hukuka aykırı olduğuna ilişkindir.
1. Yargılama sürecindeki işlemlerin usul ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı anlaşıldığından, hükümde hukuka aykırılık bulunmamıştır.
2. Mahkemece atılı suçtan dolayı beraat hükmü kurulmuş ise de sanığın aynı mağdureye yönelik kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan mahkûmiyetine karar verilmesi karşısında, müdafi tarafından sunulan avukatlık hizmeti bölünemeyeceğinden, beraat edilen suç yönünden vekalet ücretine hükmedilmemesinde bir isabetsizlik görülmediğinden, hükümde bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmamıştır.
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle İstanbul 7. Ağır Ceza Mahkemesinin 08.09.2022 tarihli ve 2022/405 Esas, 2022/446 Karar sayılı kararında katılan Bakanlık vekili ile sanık müdafiince öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden aynı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMLERİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca İstanbul 7. Ağır Ceza Ceza Mahkemesine, gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
15.02.2024 tarihinde karar verildi.