Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, asıl dava dosyası yönünden davacının davasının reddine, birleşen davanın açılmamış sayılmasına karar verilmiş olup, hükmün davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
Asıl davada davacı vekili; davacının 259 parsel sayılı taşınmazın 3/9 hissesini 19.03.2008 tarihinde (135.833,33 m2'sini) satın aldığını, taşınmazı ekip dikmek istediğinde davalının bu taşınmazı önceki malikten uzun süre önce kiraladığı gerekçesi ile engel olduğunu, Denizli Asliye Ticaret Mahkemesinin 2008/322 Esas, 2012/177 Karar sayılı dosyasında kiraya veren ...'ün İl Tarım Müdürlüğünde taşınmaz ile ilgili olarak verilen kira sözleşmelerindeki imzaların kendisine ait olmadığını beyan ettiğini, taşınmazdan faydalanmasını sahte kira sözleşmesiyle sağladığını belirterek davacının 19.03.2008 tarihinde başlamak üzere 24.09.2012 tarihine kadar tam gelir yoksunluğuna göre bilirkişi raporu ile hesaplanacak ecrimisil miktarının davalıdan alınarak davacıya verilmesini talep ve dava etmiştir.
Birleşen davada davacı vekili; davacının 259 parsel sayılı taşınmazdaki 3/9 paya karşılık gelen 135,833,33 m2 miktarındaki taşınmazı satın aldığını, arsayı ekip biçmek istediğinde davalının arsayı uzun süreliğine kiraladığını beyan ederek, kira kontratı ibraz ettiğini, davacının olayın aslını öğrenmek için Denizli İl Tarım Müdürlüğünde yapmış olduğu araştırmada taşınmazın 45,633m2'sinin ... tarafından davalıya kiralandığını öğrendiği, ...'ün Denizli Asliye Ticaret Mahkemesinin 2008/322 Esas ve 2012/177 Karar sayılı dosyasında vermiş olduğu beyanında İl Tarım Müdürlüğünde bulunan kira sözleşmelerindeki imzanın kendisine ait olmadığını, sözleşmelerin sahte olduğunu beyan ettiği, davalının bu durumda sahte kira sözleşmesi ile yıllardır söz konusu taşınmazı hiçbir hukuki gerekçeye dayanmazsızın ekip biçtiğini belirterek 19.03.2008 tarihinden dava tarihi olan 24.09.2012 tarihine kadar tam gelir yoksunluğuna göre bilirkişiler tarafından hesaplanacak olan miktarın tarafına ödenmesini talep ve dava etmiştir. Yapılan yargılama sonucunda 24.09.2015 tarihli ve 2012/165 Esas, 2012/13 Karar sayılı ilam ile eldeki 2012/164 Esas sayılı davası ile birleştirilmesine karar verilmiştir.
Davalı ... vekili cevap dilekçesinde, davacının dava konusu taşınmazı satın aldığını beyan etmiş ise de davacının parasını ödeyerek satın aldığı bir taşınmazının olmadığını, bu durumun Denizli Asliye Ticaret Mahkemesinin 2008/322 Esas, 2012/177 Karar sayılı kararı ile ortaya çıktığını ve davacının üzerine özellikle davacı ile taşınmazın asıl sahibi borçlu ... arasında 13.09.2007 tarihinde düzenledikleri muvazaa anlaşması gereğince tasarrufun iptaline karar verildiğini belirterek davanın reddini savunmuştur.
Dava, ecrimisil istemine ilişkindir.
Mahkemece, asıl dava dosyası yönünden davacının davasının reddine, birleşen mahkememizin 2012/165 Esas, 2012/13 Karar sayılı dava dosyasında davacı tarafından davanın takip edilmemesi ve süresi içerisinde yenilenmemesi nedeniyle HMK'nin 150. maddesi gereğince 25.12.2012 tarihi itibariyle açılmamış sayılmasına karar verilmesi üzerine hüküm, davacı vekili tarafından davalı ... hakkında verilen karar yönünden temyiz edilmiştir.
Dosya içeriği ve toplanan delillerden, dava konusu 259 no’lu parselin 3/9 hissesi (135.833,33 m2'sini) dava dışı ... adına kayıtlı iken davacı ... tarafından 19.03.2008 tarihinde satın alındığı, taşınmazın kalan 3/9 hissesinin dava dışı Şerika Nuray Basmacı, 1/9 hissesi ..., 1/9 hissesi ..., 1/9 hissesi ... adlarına kayıtlı olduğu, davacı dışı eski malik ... tarafından 01.01.2008 ile 31.12.2018 tarihleri arası dönem için 259 parselin 90.000 m2'sinin davalı ...'ya kiralandığı, yine davacı dışı eski malik ... tarafından 01.01.2008 ile 31.12.2018 tarihleri arası dönem için 259 parselin 45.833 m2'sinin davalı ...'ya kiralandığı, dava dışı Taslacılar Tarım ve Tekstil Ürünleri Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi vekili tarafından, eldeki dosyanın davacısı ... ve dava konusu taşınmazın 3/9 hissesinin eski maliki ... aleyhine Denizli Asliye Ticaret Mahkemesinin 2008/322 Esas, 2012/177 Karar sayılı dosyasında; 259 parselin 3/9 payını diğer davalı ... ile anlaşarak hakkında ...'ye Denizli 3. İcra Müdürlüğünün 2007/6388 Esas sayılı dosyasından 299.409,59 YTL üzerinden haczettirdiğini, yapılan bu haciz işleminden önce davalı ... ile diğer davalı ...'ün arasında 13.09.2007 tarihli bir muvazaa sözleşmesi düzenlendiğini, akabinde haczin kaldırılarak taşınmazı 96.000,00 TL bedelle 19.03.2008 tarihinde davalı ...'ye satış gibi göstererek devir ettiğini belirterek, 259 parselin 3/9 payının satışına dair tasarrufun iplaline ve eski haline iadesi için dava açıldığı, yapılan yargılama neticesinde talebin kabulü ile muvazalı satışın iptaline ve davacıya Denizli 3. İcra Müdürlüğünün 2008/4449 Esas sayılı dosyasından kaynaklı alacak miktarı kadar cebri icra yetkisi verilmesine karar verildiği, kararın derecattan geçerek 13.11.2014 tarihinde kesinleştiği anlaşılmaktadır.
İcra ve İflas Kanunu'nun 277 ve izleyen maddelerinde düzenlenen tasarrufun iptali davalarında amaç, borçlunun haciz yada iflasından önce yaptığı ve aslında geçerli olan bazı tasarrufların geçersiz ya da "iyiniyet kurallarına aykırılık" nedeniyle alacaklıya karşı sonuçsuz kalmasını ve dolayısıyla o mal üzerinden cebri icraya devamla alacağın tahsilini sağlamaktır. Davacı, iptal davası sabit olduğu takdirde, tasarruf konusu mal üzerinde cebri icra yolu ile hakkını almak yetkisini elde eder ve tasarruf konusu taşınmaz mal ise, davalı üçüncü şahıs üzerindeki kaydın düzeltilmesine gerek olmadan o taşınmazın haciz ve satışını isteyebilir (İİK mad.283/1). Bu yasal nedenle iptal davası, alacaklıya alacağını tahsil olanağını sağlayan, nispi nitelikte yasadan doğan bir dava olup; tasarrufa konu malların aynı ile ilgili değildir.
Somut olayda; mahkemece davacı ...'ye dava konusu taşınmazın 3/9 hissesinin satışına dair 19.03.2008 tarihli satış, Denizli Asliye Ticaret Mahkemesinin 2008/322 Esas, 2012/177 Karar sayılı ilamı ile muvazaa nedeniyle iptal edildiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş ise de varılan sonuç dosya kapsamına uygun düşmemektedir.
Dava konusu 259 parsel sayılı taşınmazın 3/9 hissesi 19.03.2008 tarihinde davacı adına tapuya tescil edildiği görülmektedir. Her ne kadar Denizli Asliye Ticaret Mahkemesinin 12.02.2011 tarihli ve 2008/322 Esas, 2012/177 Karar, 13.11.2014 tarihinde kesinleşen ilamı ile muvazalı satışın iptaline ve davacıya Denizli 3. İcra Müdürlüğünün 2008/4449 Esas sayılı dosyasından kaynaklı alacak miktarı kadar cebri icra yetkisi verilmesine ilişkin ilam bulunmakta ise de sözkonusu ilam alacaklıya alacağını tahsil olanağını veren ve nisbi nitelikte bir yetki sağlayan bir karar olup, taşınmazın aynına ilişkin bir karar değildir. Aktif halde bulunan dava konusu 259 parselin 1/3 hissesi tapuda maliki davacı ... görünmektedir. TMK’nin 705. maddesinin son fıkrasına göre malikin tasarruf işlemlerinde bulunabilmesi için tapuya tescilin gerektiği belirtilmektedir. Davacının dava konusu taşınmazdaki mülkiyeti devam ettiğinden iş bu davayı açmakta hukuki yararı bulunmaktadır. Bu nedenlerle iddia ve savunma çerçevesinde deliller toplanarak karar verilmesi gerektiği halde, yanılgılı değerlendirme ile davalı ... hakkında tasarrufun iptali kararının kesinleşmesi ile davacının taşınmaz üzerindeki mülkiyet hakkının hukuki geçerliliğini kaybettiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesi doğru değildir.
Yukarıda açıklanan sebeplerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün 6100 sayılı HMK'nin Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca HUMK'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 12.04.2021 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.