Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiş olup hükmün davalı ... vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü:

Davacı vekili; ...mahallesi 3123 ada 21 parsel sayılı taşınmazın 3372/162960 paylı maliki olduğunu, davalının ise bu taşınmaz üzerinde uzun yıllardır bedel ödenmeksizin, rızaları bulunmadan ve hiçbir hukuki ilişkiye dayanmadan ekmek fırını işlettiğini, paydaş oldukları taşınmazın davalı tarafından kullanılmaması ve tahliye edilmesi için birçok defa sözlü uyarı yapıldığını ayrıca Bursa 10. Noterliğinin 14.11.2011 tarih 10428 yevmiye numaralı ihtarnamesinin gönderildiğini, ancak tüm taleplerinin karşılıksız kaldığını ileri sürerek ecrimisil talepleri saklı kalmak kaydıyla davalının taşınmaz üzerindeki haksız elatmasının önlenmesini talep ve dava etmiştir. Daha sonra dava konusu yerde bulunan fırının diğer ortakları olan ...,... ve ...’yu davaya dahil etmiştir.
Davalı ... vekili; dava konusu edilen Hipodrom Ekmek Fırınının sadece davalı tarafından değil kendisiyle birlikte dava dışı ... ve ...'nun da adi ortaklık suretiyle fırının işletenleri olduğunu, bu nedenle sadece kendisine karşı dava açılmasının mümkün olmayacağını, davanın husumet nedeniyle reddine karar verilmesi gerektiğini, evveliyatında ekmek fırınının miras bırakanı Niyazi Kalyoncu üzerine kayıtlı görünse de 1980 yılında 1/3 payı davacı, 2/3 payı miras bırakanı Niyazi Kalyoncu adına olacak şekilde kurulduğunu, 1996 yılında vergilendirmede hayat standardı uygulaması yüzünden resmiyetteki bu adi ortaklığın tasfiye edilerek vergi avantajı nedeniyle miras bırakanı Niyazi Kalyoncu üzerine geçirildiğini ancak fiili paylaşımın ilk kurulduğu şekliyle devam ettiğini, 2008 yılında Niyazi Kalyoncu'nun ölümüne kadar bu şekilde devam ettiğini, davacının sonrasında da paylarını almayı sürdürdüğünü, davacının ortaklıkla hiçbir ilgisi olmayan ve fırın olarak kullanılmayan arsa payından hareketle atmanın önlenmesini talep etmesinin hukuken mümkün olmadığını, bu itibarla sanki taşınmazın tamamının kendileri tarafından kullanılıyor gibi elatıldığının kabul edilemeyeceğini bu nedenlerle davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece; 15.05.2014 tarih, 2012/19 E., 2014/587 K. sayılı kararı ile davanın KABULÜ ile; ....mahallesi 3123 ada, 21 parsel sayılı taşınmazdaki davacı ...'e ait 3372/152960 paya davalılar tarafından yapılan MÜDAHALENİN ÖNLENMESİNE, dair verilen hükmün davalılar tarafından temyizi neticesinde Yargıtay 1. Hukuk Dairesinin 30.05.2016 tarih, 2014/18293 E., 2016/6573 K.sayılı ilamı ile bozma kararı verilmiştir.

Bozma ilamında özetle; “...Mahkemece, davacının payına karşılık yer kullanmadığının ispat edildiği gerekçesiyle davalıların, davacının çekişme konusu 21 sayılı parseldeki 3372/152960 payına el atmalarının önlenmesine karar verilmiştir.
Dosya içeriği ve toplanan delillerden; çekişme konusu 21 sayılı parselin bahçe niteliği ile davacı, davalı ... ve davaya dahil edilen....'ın murisleri ile dava dışı bir çok kişi adına paylı mülkiyet üzere kayıtlı olduğu, taşınmaz üzerinde bir çok yapının yer aldığı, ekmek fırını olarak işletilen binanın taraflar arasında çekişme konusu olduğu anlaşılmaktadır.
Bilindiği üzere, usul hukukumuzda davaya dahil diye bir müessese olmayıp, bir kimseye dahili dava yoluyla taraf sıfatı verilemez.
Somut olaya gelince; mahkemece yapılan araştırma ve incelemenin hükme yeterli ve elverişli olduğunu söyleyebilme olanağı bulunmamaktadır.
Hâl böyle olunca, davaya dahil edilen Ömer, Ayhan ve Remezan bakımından davanın usulden reddedilmesi, davalı ... bakımından yukarıda açıklanan ilkeler uyarınca araştırma yapılması, fiili kullanma biçiminin oluştuğu saptanır ise çekişmeli fırının kimin kullanımına bırakıldığının açıklığa kavuşturulması, fiili kullanma biçimi oluşmamış ise, davacının çekişmesiz olarak kullandığı ya da kullanabileceği bir bölüm olup olmadığının belirlenmesi ve hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ve araştırma ile yazılı olduğu şekilde karar verilmesi doğru değildir. ...”denilmiştir. Bozma ilamına karşı davacı vekili tarafından karar düzeltme kanun yoluna başvurulmuş, bu başvuru Yargıtay 1. Hukuk Dairesinin 04.10.2017 tarih, 2016/16366 E., 2017/4992 sayılı ilamı ile reddedilmiştir.

Bozma ilamına uyulduktan sonra yapılan yargılamada Mahkemece;
1. ..., ... ve ... ile ilgili usulüne uygun bir dava açılmamış olduğundan bu kişiler hakkında açılan davanın USULDEN REDDİNE,

2. Davalı ... hakkında açılan davanın KISMEN KABULÜ KISMEN REDDİ ile; ....Mah. 3123 ada 21 parsel sayılı taşınmazda davacının 3372/152960 payına karşılık gelen fen bilirkişisi ... tarafından hazırlanan 04/04/2018 tarihli rapor ve ekinde yer alan krokide B ve C harfi ile gösterdiği kısmı davalı ... tarafından yapılan Müdahalenin önlenmesine,
Fazlaya ilişkin talebin Reddine, dair verilen karar davalı ... vekili tarafından süresinde temyiz edilmiştir.

Dava paylı taşınmazda paya vaki elatmanın önlenmesi istemine ilişkindir.
Somut olayda dava konusu.... mahallesi,3123 ada 21 parsel sayılı taşınmazın 9610,97 m2 yüzölçümünde ve bahçe vasfında tapuya kayıtlı olduğu, taşınmazın çok sayıda paydaşı bulunduğu, davacı dışındaki paydaşların taşınmazda kendilerine düşen hisselere dayalı olarak ev yaptıkları, evlerin aralarında yollar, sokaklar ve kaldırımlar oluşturulduğu ve bunların yol olarak terkinlerinin yapılmadığı, davalı ...’ın babası muris Niyazi Kalyoncunun taşınmazda 135/9560 payına karşılık 135,72 m2 hissesi olduğu, davalı ... ise babası Niyazi’den veraseten gelen 27,14 m2 hissesi bulunduğu, davacının ise 3372/152960 payına karşılık 211.87 m² hissesinin bulunduğu anlaşılmaktadır.
Davacı yan, dava konusu taşınmaza ilişkin Bursa 4. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2015/755 E sayılı dosyasında görülen kamulaştırma bedel tespit ve tescil davasının 15.10.2018 tarihli celsesinde “dava konusu edilen fırın ve zeminine ilişkin hak talebimiz yoktur, kamulaştırma bedeli kalyonculara verilebilir. Bizim bekletici mesele yapılan dosyamız yan taraflarla ilgilidir.” şeklinde beyanda bulunduğu, bu beyan üzerine Mahkemenin ara karar ile davalı ...’ın babası Niyazi’nin dava konusu taşınmazdaki hissesi olan 135,72 m2 lik kısmın ifraz edilip edilemeyeceğini araştırdığı görülmüştür.

Dava konusu taşınmazda tüm paydaşları kapsayan bir taksim sözleşmesi bulunmamaktadır. Mahkemece Fen bilirkişisi .... tarafından hazırlanan 04.04.2018 tarihli rapor ve ekinde yer alan krokide B ve C harfi ile gösterilen toplam 234,13 m2 alanda davacının payına vaki elatmanın önlenmesine karar verilmesi gerekirken, davacının payının 211,87 m2, davalının ise payının 27,14 m2 olduğu dikkate alınmadan, payını aşar şekilde krokide B ve C harfi ile gösterilen alanın tamamı için elatmanın önlenmesi kararı verilmesi bozmayı gerektirmiştir.

Davalı ... vekilinin temyiz itirazları yukarıda açıklanan nedenle yerinde olduğundan kabulüyle, usul ve yasaya uygun bulunmayan hükmün 6100 sayılı HMK'nin Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca HUMK'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 12.04.2021 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.