Esastan ret
Taraflar arasındaki el atmanın önlenmesi ve ecrimisil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
Davacı vekili dava dilekçesinde; dava konusu taşınmazı cebri icra yolu ile satın alan dava dışı Fortisbank'tan satın aldığını, icra dosyası kapsamında önce Banka sonra davacı tarafından düzenlenen tahliye emirlerinin icra hukuk mahkemesinde iptallerine karar verildiğini açıklayarak müvekkili adına kayıtlı taşınmazda haksız işgalci olan davalıların el atmalarının önlenmesini, dava tarihinden geriye yönelik olarak müvekkilinin kayıt maliki olduğu 07.11.2013 tarihi ile sınırlı olarak şimdilik 1.000,00 TL ecrimisil bedelinin belirsiz alacak şeklinde yasal faizi ile birlikte davalılardan tahsiline karar verilmesini
talep etmiştir.
Davalılar vekili cevap dilekçesinde; davanın görevsiz mahkemede açıldığını, haksız işgalin söz konusu olmadığını, müvekkillerine davalı sıfatı yüklenemeyeceğini, taraflar arasında kiracılığın tespitine yönelik uyuşmazlık bulunduğunu ileri sürerek davanın reddini istemiştir.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile her ne kadar icra hukuk mahkemesi kararında alıcı davacının tahliye için hakkını makul ve münasip sürede kullanmayarak bir nevi kira ilişkisini benimsediğinden bahisle şikayetin reddine karar verilmişse de; davacı ile taraflar arasında kira ilişkisi bulunmadığı, davacı tarafından öncelikle, eski malik Banka tarafından icra dosyasında bulunulan tahliye talebinin sonucunun beklendiği, taraf sıfatı yokluğundan reddedilmesi üzerine davacı tarafından tahliye talebinde bulunulduğu, bu nedenle kira ilişki kurulması yönünde davacı tarafın zımni rıza gösterdiğinin kabul edilemeyeceği, davalıların taşınmazda işgalci konumunda oldukları gerekçeleriyle müdahalenin men'ine ve ecrimisile karar vermiştir.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
Davalılar vekili; müvekkillerinden ...'nın diğer davalı ...'nın eşi olduğunu, herhangi bir kullanımının bulunmadığından ... hakkındaki davanın reddinin gerektiğini, icra hukuk dosyası kapsamında taşınmazda ... Yıldız'ın oturduğunun tespit edildiğini, müvekkili Hamza'nın taşınmazda hiç oturmadığını, ...'nın oturduğuna yönelik ...'nin yeğeni ...'ın icra dosyasındaki beyanına göre Mahkemece karar verildiğini, adı geçen kişinin tanık olarak bildirilmesine rağmen, Mahkemece dinlenmemesinin de hukuka aykırı olduğunu, davacının tahliye hakkını makul ve münasip bir sürede kullanmadığından bir nevi kira ilişkisini benimsediğini, bu durumun Düzce İcra Hukuk Mahkemesinin 2016/487 Esas ve 2017/3 Karar sayılı gerekçeli kararında da belirtildiğini, ecrimisil şartlarının oluşmadığını, taşınmazın mülkiyetinin ihtilaflı olduğunu, bilirkişi hesaplama yönteminin de hukuka aykırı olduğunu, tanıklarının tamamının dinlenmediğini, yargılama giderleri yönünden de kararın hatalı olduğunu ileri sürerek kararın kaldırılmasını istemiştir.
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile taşınmazda davalı oğlu ... ile davalı eşi ...'nın oturduğunun dosya arasında bulunan Düzce 5. İcra Dairesinin 2016/19490 Esas sayılı takip dosyasındaki 23.09.2016 tarihli tutanaktan anlaşıldığı, evli olan davalı ...'nın eşi ... ile birlikte oturmasının hayatın olağan akışı gereği olduğu; keşif tarihi itibarıyla taşınmazda kimsenin oturmadığı, taşınmazın kilitli olduğu, davalı ...'nın başka bir yerde oturduğu sabit olsa da taşınmazın kilitlenmek suretiyle davalılar uhdesinde tutularak davacı kullanımına haksız şekilde mani olunduğu, davalıların haksız işgalci oldukları açıklanarak davalılar vekilinin istinaf talebinin esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
Davalılar vekili; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü sebepleri belirterek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulması ve davanın reddine karar verilmesi istemi ile temyiz yoluna başvurmuştur.
Uyuşmazlık, el atmanın önlenmesi ve ecrimisil istemine ilişkindir.
1. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (4721 sayılı Kanun) 683 ve 995 inci maddesi,
2. 04.06.1958 gün ve 15/6 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı ile ecrimisil, haksız işgal tazminatı olarak nitelendirilmiştir. Bu kararın gerekçesinin V. bendinde “işgal tazminatı davalarının hususi bir şekli olan ecrimisil davalarının beş yılda zamanaşımına uğrayacağı esasını benimsemiş bulunan 25.05.1938 tarih ve 29/10 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararının halen geçerli” olduğu açıklanmış ve ecrimisil davalarının 743 sayılı Türk Kanunu Medenisinin 908 inci (4721 sayılı Kanunu'nun 995 inci) maddesine dayanan bir tazminat davası olduğu belirtilmiştir.
3. 08.03.1950 gün ve 22/4 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında da kabul edildiği gibi, başkasına ait şeyi haksız olarak kullanmış olan ve bu kullanımı iyi niyete dayanmayan kimse o şeyi elinde tutmuş olmasından ... zararları tazmin ile yükümlüdür.
1. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalılar vekilinin tanıklarının tamamının dinlenmediğine ilişkin temyiz itirazları incelendiğinde tanıkların dinlenmesinin sonuca etkili olmadığı anlaşılmış, diğer temyiz sebepleri ise kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
15.02.2024 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.