Esastan ret

Taraflar arasındaki vasiyetnamenin iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

Davacılar vekili dava dilekçesinde; müvekkillerinin ablası ...'nın 20.01.2018 tarihinde vefat ettiğini, vasiyetnamenin 31.05.2018 tarihinde açıldığını, açılan vasiyetnamenin şekil ve esas bakımından açıkça kanuna aykırı olduğunu, vasiyetname yapılırken huzura alınan tanıklara yapılan işlemlerin açıklanmadığını, mirasbırakanın okuma yazması olmadığını, bu sebeple vasiyetname metninde mirasbırakanın vasiyetnameyi okuduğu yönündeki beyanların gerçeği yansıtmadığını, murisin vasiyetnamenin düzenlenmesi esnasında tasarruf ehliyetine haiz olmadığını, yapılan işlemin mahiyetinin sonuçlarının neler olduğunu anlayabilecek temyiz kudretinin kesinlikle bulunmadığını, bununla birlikte aynı zamamda ağır bir şekilde kanser tedavisi gördüğünü, davalıların mirasbırakanı aldatarak ve zorlama ile bu vasiyetnamenin düzenlenmesini sağladıklarını, belirterek vasiyetnamenin iptaline karar verilmesini talep etmiştir.

Davalılara usulüne uygun, dava dilekçesi ve ekleri tebliğ edilmiş yasal süre içerisinde cevap dilekçesi sunulmamıştır.

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; Adli Tıp Kurumu Dördüncü Adli Tıp İhtisas Kurulu'nun raporunda murisin vasiyet tarihinde fiil ehliyetinin bulunduğunun açıklandığı, celbedilen okul kayıtlarına göre murisin okul kaydının olduğu, buna göre vasiyetname içeriği de nazara alındığında şekil şartlarının bulunduğu, baskı ve zorlamaya dair tanık beyanlarında herhangi bir beyan olmadığı; tanıklar imzaladıkları belgenin içeriğini bilmediğini, vekaletname olduğunun söylendiğini beyan etmişlerse de aradan geçen süre ve imzalı Noter belgesinin ispat kuvveti karşısında bu beyanların yeterli olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

Davacılar vekili; memur huzurunda tanıklara imzalayacakları evrakın vasiyetname olduğunun söylenmediğini, vasiyetnamenin düzenlendiği sırada davalı ...'nın ayarlamış olduğu tanıkların murisle birlikte Noterde bulunmasının yerleşik içtihatlarca da uygun görülmediğini, murisin akli melekelerinin zayıf olması hem hastane raporlarında hem de tanık ifadelerinde görüldüğünü, ATK tarafından hazırlanmış raporda iddia ve delillerinin dikkate alınmadığını, rapora karşı itiraz ve yeni rapor alınması taleplerinin de değerlendirilmediğini ileri sürerek kararın kaldırılmasını istemiştir.

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile hükmün dayandığı yasal ve hukuksal gerekçeye ve delillerin taktirinde ve değerlendirilmesinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davacılar vekilinin istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

Davacılar vekili; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü sebepleri belirterek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulması ve davanın kabulüne karar verilmesi istemi ile temyiz yoluna başvurmuştur.

Uyuşmazlık, vasiyetnamenin iptali istemine ilişkindir.

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (4721 sayılı Kanun) 556,557,558,559 uncu maddeleri.

1. Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacılar vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

Açıklanan sebeplerle;

Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
15.02.2024 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.