Esastan ret

Taraflar arasındaki asıl ve birleştirilen davalarda mirasçılık belgesinin iptali isteminden dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince asıl ve birleştirilen davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın asıl davada davacı-birleştirilen davada davacılar ortak vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı asıl davada davacı-birleştirilen davada davacılar ortak vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

1.Asıl dava davacısı vekili dava dilekçesinde, muris dedesi ...’ın 07.11.2007 tarihinde vefat ettiğini, murisin 21.06.2004 tarihli el yazılı vasiyetnamesi ile bütün malvarlığını eşi ...’a bıraktığını, ...’ın da el yazılı vasiyetnamesi ile mirasçılarından ...’ı miras dışı bıraktığını, ...’ın 05.12.2015 tarihinde vefat ettiğini, geriye eşi ..., ... ve ...’nu mirasçı olarak bıraktığını, vasiyetnamelere bakıldığında ...’ın miras hakkının bulunmadığını ve mirasın onun alt soyu olan müvekkili ile dava dışı ...’a geçtiğinden ismi geçenlerin mirasçı olarak kabul edilmemesi gerektiğini belirterek mirasçılık belgesinin iptalini talep etmiştir.

2.Birleştirilen dava davacıları vekili dava dilekçesinde, murisleri ...’ın 07.11.2007 tarihinde vefat ettiğini, geriye mirasçı olarak eşi ..., ..., ... ve ...'ın kaldığını, murisin eşi ...’ın da 14.03.2011 tarihinde vefat ettiğini ve mirasçıları olarak geriye ..., ... ve ...’ın kaldığını, mirasçılardan ...’ın da 05.12.2015 tarihinde vefat ettiğini, geriye mirasçı olarak eşi ..., ... ve ...’nu bıraktığını, kök muris ...’ın tüm mirasını eşi ...’a el yazılı vasiyetnamesi ile bıraktığını, ...’ın vasiyetnamesi ile ...’ı mirası dışında bıraktığını, hal böyleyken ...’ın eşinin kök muris ...’ın mirasçısı imiş gibi mirasçılık belgesi aldığını ve sadece ...’ın miras hakkının altsoyuna geçtiğini belirterek mirasçılık belgesinin iptalini talep etmiştir.

Asıl ve birleştirilen dava davalısı, davanın yerinde olmadığını, iptali istenen veraset ilamında teknik bir hatanın bulunmadığını ve ...’ın murislerden sonra vefat ettiğini belirterek davanın reddini istemiştir.

Manisa 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 13.11.2019 tarihli ve 2019/384 Esas, 2019/833 Karar sayılı kararında belirtilen "...atanmış mirasçının da hukuki durumunun terekenin bölüştürülmesi ve vasiyetnamenin tenfizi sırasında gözetilmesinin gerektiği, bu itibarla yasal mirasçıların miras haklarını ortadan kaldıracak şekilde bir veraset ilamının düzenlenmesinin imkansız olduğu, somut olayda iptali istenen Manisa 1. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2019/141 Esas sayılı veraset ilamının ve nüfus kayıtlarının incelenmesinde muris ...'ın 07.11.2007 tarihinde vefat ettiği, geriye mirasçı olarak eşi ..., oğlu ..., oğlu ... ve ...'ın kaldığı, ...'ın 14.03.2011 tarihinde vefat ettiği, geriye mirasçı olarak oğlu ..., ... ve ...'ın kaldığı, ...'ın da 05.02.2015 tarihinde öldüğü ve geriye mirasçı olarak eşi ..., kızı ... ve ...'ın kaldığı, veraset ilamının da bu oranlar dikkate alınarak belirlendiği ve verilen mirasçılık belgesinin yerinde olduğu..." gerekçesiyle asıl ve birleştirilen davaların reddine karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde, asıl dava davacı- birleştirilen davada davacılar ortak vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesinin 11.05.2022 tarihli ve 2020/1307 Esas, 2022/1943 Karar sayılı kararında belirtilen "......'ın, murisleri olan baba ve annesinden sonra 2015 tarihinde öldüğü, Manisa 1. Sulh Hukuk Mahkemesinin 30.01.2019 tarihli ve 2019/141 Esas, 2019/125 Karar sayılı mirasçılık belgesinin irs ilişkisini gösterecek biçimde bütün mirasçıları ve paylarını gösterdiği, vasiyetname gereğince atanmış mirasçı ve onun mirasçılarının her zaman atanmış mirasçı olduğunu gösteren bir belgenin Sulh Hukuk Mahkemesinden TMK'nın 598/2. maddesi gereğince istenmesinin mümkün olduğu, atanmış mirasçı veya vasiyet alacaklısının olmasının irs ilişkisini gösteren mirasçılık belgesi alınmasına engel olmadığı..." gerekçesiyle istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde, asıl davada davacı birleştirilen davada davacılar ortak vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

1.Muris ... ve ...’a ait vasiyetnameler incelendiğinde mirasçı olarak ... ve ... arasında mirasın pay edilmesinin talep edildiğini,

2.... tarafından söz konusu vasiyetnamelere karşı vasiyetnamenin iptali kararının mevcut olmadığını,

3....’ın annesi ve babasından kalma mirasçılık sıfatının bulunmadığını,

4.Bu nedenle ...’a geçecek olan mirasın çocukları ... ve ...’na geçmesinin gerektiğini,

5.İptali istenen veraset ilamının iptal edilmemesi durumunda iki ayrı veraset ilamının bulunacağını belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.

Uyuşmazlığa ilişkin asıl ve birleştirilen davalar, mirasçılık belgesinin iptali istemine ilişkindir.

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri ile 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 7 nci maddesi, 29 uncu maddesi ve 598 inci maddesi.

1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup asıl davada davacı-birleştirilen davada davacılar ortak vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

Açıklanan sebeplerle;

Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edenlere yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
15.02.2024 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.