Esastan ret
Taraflar arasındaki manevi tazminat istemli davadan dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince, hükümde belirtilen gerekçelerle davanın kısmen kabulüne dair karar verilmiştir.
Kararın davacılar ve davalı vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlenildikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili ...'in eşi ve diğer müvekkilleri ... ve ...'ın babaları olan ..., davalı bünyesinde sigortalı işçi olarak işveren şirketin emir ve talimatı ile çalışmakta iken, kendisine verilen işi yapmak amacıyla gittiği yerde 09.03.2011 tarihinde meydana gelen kazada vefat ettiğini, Bursa 7. İş Mahkemesi'nin 2014/428 Esas sayılı dosyası ile davalı tarafa maddi ve manevi tazminat davası açıldığını, yapılan yargılama sırasında alınan bilirkişi raporları ile de davalı işverenin kusurlu olduğunun tespit edildiğini, tüm dosya kapsamı göz önüne alınarak her müvekkili için ayrı ayrı 200.000,00 TL'den toplam 600.000,00 TL manevi tazminatın 09.03.2011 kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesine, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalıya yüklenmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacıların taleplerinin zamanaşımına uğradığını, dava konusu iş kazası 09.03.2011 tarihinde gerçekleştiğini, davacı tarafından Bursa 7. İş Mahkemesi 2014/428 Esas sayılı maddi manevi tazminat talepli dosyası ikame edildiğini, ... Sigorta tarafından davacı eş ...'e 22.500,00 TL, davacı çocuk ...'ye 33.750,00 TL ve davacı çocuk...'e 33.750,00 TL vefat tazminatı ödemesi yaptığını, bu ödemenin yanı sıra SGK tarafından kendilerine gelir bağlanmış olup, bu gelirin ilk peşin değeri 41.603,74 TL olduğunu, hem söz konusu ödemelerin yüksekliği hemde müteveffanın kazada %60 oranda kusurlu olduğu düşünüldüğünde davacıların 600.000,00 TL tutarındaki manevi tazminat talebinin fahiş olduğunu, müvekkil şirket tarafından iş sağlığı ve güvenliği eğitimlerinin eksiksiz olarak verildiğini, kaza müteveffanın kusuru nedeniyle gerçekleştiğini, zamanaşımı itirazı taleplerinin kabulü ile haksız ve mesnetten yoksun davanın reddine, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davacılara yüklenmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Özetle; "Davanın kısmen kabulüne,
1-Davacı ... için 40,000,00 TL manevi tazminatın 09.03.2011 kaza tarihi itibari ile işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
2-Davacı ... için 20.000,00 TL manevi tazminatın 09.03.2011 kaza tarihi itibari ile işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
3-Davacı ... için 20.000,00 TL manevi tazminatın 09.03.2011 kaza tarihi itibari ile işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine" şeklinde karar verildiği görülmüştür.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar ve davalı vekilleri istinaf yoluna başvurmuştur.
1.Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde beyanla, açmış oldukları manevi tazminat davasında davacılar için ayrı ayrı 200.000,00'er TL manevi tazminat talep etmelerine rağmen, müteveffanın eşi için 40.000,00 TL, çocukları için de ayrı ayrı 20.000,00'er TL gibi oldukça düşük miktarda manevi tazminatlara hükmedilmesinin kabul edilemez olduğunu, kararın tüm dosya kapsamı ile usul ve yasaya, hak ve hakkaniyete aykırı olduğundan kaldırılmasına karar verilmesini, davacılar arasında zorunlu dava arkadaşlığının olmadığını, Yerel Mahkemenin ise davacılara toplamda hükmedilen tazminat tutarı üzerinden hesaplama yaparak 11.200,00 TL vekalet ücretine hükmettiğini, oysa davacı ... için kabul edilen 40.000,00 TL tazminat için 6.000,00 TL, davacı ... için kabul edilen 20.000,00 TL için 4.080,00 TL, davacı ... için kabul edilen 20.000,00 TL için 4.080,00 TL vekalet ücretine hükmedilmesinin gerektiğini, yerel mahkeme kararının usule ve yasaya aykırı olması nedeniyle davacılar yararına kaldırılmasına, istinaf harç ve masraflarının karşı taraflara yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
2.Davalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde beyanla, davacı yanın manevi tazminat talebi yönünden zamanaşımının kesilmemiş/devam ettiğini, dolayısıyla da işbu dava 02.07.2014 tarihinde ikame edildiğinden, dava açılış tarihi itibariyle davanın zamanaşımına uğradığını, hal böyle iken zamanaşımı itirazlarının kabul edilmeksizin, davanın esasına girilerek hüküm kurulmasının hatalı olduğunu, söz konusu kararın bu yönüyle kaldırılması ve zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmesinin gerektiğini, davacının manevi tazminat talebinin esas yönünden de haksız olduğunu, Yerel Mahkemenin hüküm altına alınan meblağın kanunun ön görmüş olduğu koruma amacını ihlal ettiğinin görülmekte olduğunu, iş kazası dolayısıyla ... Sigorta tarafından davacı taraflara toplamda 90.000 TL değerinde vefat tazminatının ödendiğini, ayrıca SGK tarafından kendilerine peşin değeri 41.603,74 TL olan gelirin bağlandığını, ancak bu ödemelerin yerel yargılamada dikkate alınmadan hüküm kurulduğunu, yerel yargılamada kusur oranının da hatalı takdir edilerek hüküm verildiğini, yerel mahkeme kararının kaldırılmasına ve işbu davanın öncelikle zamanaşımı aksi halde esastan tümden reddine, fazlaya dair talep ve dava haklarının saklı kalmak üzere yargılama masraflarının ve vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
Davacılar vekili istinaf sebepleri doğrultusunda temyiz talebinde bulunmuştur.
Dava manevi tazminat tazminat talebine ilişkindir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanun'un 417 nci maddesi, 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanun'un 4 üncü maddesi.
1. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacılar vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Açıklanan sebeplerle,
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz eden ilgililerden alınmasına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
15.02.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.