Dava, ölüm aylığı bağlanması gerektiğinin tespiti istemine ilişkindir.
Mahkemece, bozma ilamına uyularak davanın kabulüne karar verilmiştir.
Hükmün, davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
Davacı, muris eşi...’ın 5510 sayılı Kanunun 4/1-b maddesi (Bağ-Kur) kapsamında sigortalılığı nazara alınarak anılan Kanunun 32 ve devamı maddeleri uyarınca kendisine ölüm aylığı bağlanması gerektiğinin tespitine karar verilmesini istemiştir. Mahkemece, davacının murisinin 04.10.2000 - 25.04.2002 tarihleri arasındaki sigortalı sürelerinin geçerli olduğunun ve “Bu tarihler için davalı Kurumca tespit edilecek prim ve gecikme zammının davacı tarafça ödenmesi halinde, ödeme tarihini takip eden aybaşından itibaren davacıya ölüm aylığı bağlanması gerektiğinin tespitine” karar verilmiştir.
1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 388/son ve 389’uncu (6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 297) maddelerinde; “verilen karar ile iki tarafa tahmil ve bahşedilen vazife ve haklar şüphe ve tereddüdü mucip olmayacak surette gayet sarih ve açık yazılmalıdır.” hükmüne yer verilmiştir. Hükümlerin çelişkiden uzak ve infaza elverişli olması, gerçeğe ve hukuka uygun bir karar verilmesi gerekir. Diğer taraftan, hüküm, davanın açıldığı tarihteki hal ve şartlara göre tesis edilen bir karar olup Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununa göre ileriye dönük olarak ve şarta bağlı biçimde karar tesis edilmesi mümkün değildir. Mahkemece, “toplam borcu ödemesi durumunda ödemeyi takip eden aybaşından itibaren yaşlılık aylığı almaya hak kazanabileceği” belirtilerek yazılı şekilde verilen kabul kararı, şarta bağlı ve infaza elverişli değildir. Bu nedenle; Mahkemece, davacının belirlenen prim borçlarını ödemesi için uygun bir mehil verilmesi, ödemesi halinde borcun ödendiği tarihi takip eden aybaşından itibaren ölüm aylığına hak kazandığının tespitine karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ve araştırma sonucunda yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması usûl ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O hâlde, davalı Kurum vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.

Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 30.11.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.