Mahkûmiyet

Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin, hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ
A. 5237 sayılı Kanun'un 191 inci maddesinin altıncı fıkrası gereği; Kocaali Cumhuriyet Başsavcılığının 20.05.2015 tarihli iddianamesi ile sanığın 5237 sayılı Kanun'un 191 inci maddesinin birinci fıkrası, 54 üncü ve 53 üncü maddesi uyarınca cezalandırılması istemiyle kamu davası açılmıştır.

B. Kocaali Asliye Ceza Mahkemesinin 22.01.2016 tarihli ve 2015/137 Esas, 2016/13 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında, kullanmak için uyuşturucu madde bulundurmak suçundan 6545 sayılı Yasa ile değişik 5237 sayılı Kanun’un 191 inci maddesinin birinci fıkrası, 62 inci maddesinin birinci fıkrası ve 53 üncü maddesi uyarınca 2 yıl 1 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.

Sanık 25.01.2016 tarihli dilekçe ile temyiz talebinde bulunmuştur.

III. OLAY VE OLGULAR (İLK DERECE MAHKEMESİ NİN KABULÜ)
"Tüm dosya kapsamı birlikte ele alınarak yapılan değerlendirmede; sanık ...'ın Kocaali Cumhuriyet Başsavcılığınn sınırları içerisinde 29/07/2014 tarihinde işlemiş olduğu kullanmak için uyuşturucu madde kabul etme veya bulundurmak suçuna ilişkin olarak 09/09/2014 tarihinde kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı verildiği ancak sanık ...'ın denetim süresi içerisinde (19/11/2014 tarihinde) yeniden uyuşturucu madde kullandığı/bulundurduğu ve bu suça ilişkin dosyanın Kocaali Cumhuriyet Başsavcılığının 2014/876 numaralı sırasına kayıt edildiği, bu eylemin TCK 191/5 maddesi kapsamında ihlal nedeni sayılması üzerine 29/07/2014 tarihli uyuşturucu kullanımına ilişkin olarak sanık ...'a kamu davası açıldığı anlaşılmıştır. Her ne kadar sanık suçlamayı kabul etmemişse de sanığın olay gecesi arkadaşları ile vakit geçirdiği evde bulunan bitkiler üzerinde esrar maddesi bulaşıklarının bulunduğu ve Adli Tıp Kurumunun 23/03/2015 tarihli raporundan anlaşıldığı üzere sanıktan alınan kar örneklerinde uyuşturucu madde bulunduğu ve bu itibarla sanığın suç tarihi olan olan 20/11/2014 tarihinde yeniden uyuşturucu madde kullanması üzerine ihlal eyleminden sonra yeniden atılı suçu işlediği anlaşılmakla" gerekçesiyle mahkûmiyetine karar verilmiştir.

Kabul edilebilir bir temyiz başvurusu üzerine yapılan inceleme neticesinde;

1. Sanığın incelemeye konu 20.11.2014 tarihli eylemi nedeniyle Kocaali Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 20.05.2015 tarihli iddianamede sanık hakkında daha önce işlediği aynı mahiyetteki suç
nedeniyle Kocaali Cumhuriyet Başsavcılığının 2014/876 sayılı soruşturma dosyası ile 09.09.2014 tarihli kamu davasının açılmasının ertelenmesine dair karar verildiğinin belirtildiği görülerek yapılan incelemede;
Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) sorgulamasında sanık hakkında, 02.08.2014 ve 09.05.2015 tarihli eylemleri nedeniyle Kocaali Cumhuriyet Başsavcılığınca kullanmak amacıyla uyuşturucu madde bulundurmak suçundan soruşturma yapıldığı, 02.08.2014 tarihli eylemi nedeniyle Kocaali Cumhuriyet Başsavcılığınca kullanmak amacıyla uyuşturucu madde bulundurmak suçundan soruşturma yapılarak soruşturma safahatında 09.09.2014 tarihli kamu davasının açılmasının ertelenmesine dair karar verildiği, 09.05.2015 tarihli eylemi nedeniyle Kocaali Cumhuriyet Başsavcılığınca kullanmak amacıyla uyuşturucu madde bulundurmak suçundan soruşturma yapılarak soruşturma safahatında 05.08.2015 tarihli kamu davasının açılmasının ertelenmesine dair karar verildiği, ancak UYAP sorgulamasında sanık hakkında, daha önce verilen kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararlarının içeriği, tebliği ya da kesinleşme tarihine ilişkin herhangi bir bilgiye yer verilmediği ve bu evrakın incelenen dosya arasında da bulunmadığı gibi 29.07.2014 tarihli eyleme ilişkin Kocaali Cumhuriyet Başsavcılığının 2014/876 sayılı soruşturma dosyası ile 09.09.2014 tarihli kamu davasının açılmasının ertelenmesine dair kararın 19.11.2014 tarihli eylemi nedeniyle kaldırılarak Kocaali Cumhuriyet Başsavcılığının 06.01.2015 tarihli iddianame ile dava açıldığı anlaşılmakla;
Sanık hakkında daha önce, aynı nitelikteki başka bir suç nedeniyle 5237 sayılı Kanun'un 6545 sayılı Kanun ile değişik 191 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca verilmiş bir "kamu davasının açılmasının ertelenmesi" kararının ihlali üzerine açılan kamu davasında verilen hüküm, aynı Kanun'un 191 inci maddesinin altıncı fıkrası kapsamında doğrudan dava açma koşulunun oluşup oluşmadığı yönünden yapılacak değerlendirmede inceleme konusu davada verilecek kararı da etkileyeceğinin gözetilmesi gerektiği, Dairemizin, 11.07.2023 tarihli ve 2022/13613 Esas, 2023/6376 Karar sayılı kararında da açıklandığı üzere, Dairemizin yerleşik içtihatlarına göre kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı usulüne uygun kesinleşene kadar kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde bulundurma suçundan işlenen tüm suçların tek suç olup ancak alt sınırdan uzaklaşma gerekçesi olabileceği,
Sanık hakkında kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde bulundurmak suçundan soruşturma açılan 02.08.2014,09.09.2014,19.11.2014 ve 09.05.2015 tarihli eylemleri ve başka kayıtların da bulunması sebebiyle tüm dosyaların aslı veya onaylı örneğinin getirtilip denetime imkan verecek şekilde incelenen dosya arasına alınıp, gerekirse kanun yararına bozma yoluna gidilip gidilmeyeceği tartışılıp, sonucuna göre tüm deliller birlikte değerlendirilip, 5237 sayılı Kanun'un 191 inci maddesinin altıncı fıkrası

kapsamında doğrudan dava açma koşulunun oluşup oluşmadığı ve sanığın eylemlerinin tek suç, iki ayrı suç, ihlal sayılan eylem ya da zincirleme suç oluşturup oluşturmadığı tartışılıp değerlendirildikten sonra karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, eksik araştırma ile hüküm kurulması,
Kabul ve uygulamaya göre de;
2. 28.06.2014 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 6545 sayılı Kanun'un 68 inci maddesi ile değiştirilen 5237 sayılı Kanun'un 191 inci maddesinin beşinci fıkrasının olaya tatbik kabiliyeti bulunup bulunmadığının tesbiti açısından; sanık hakkında kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan dolayı, bu suç tarihinden önce açılmış başka bir dava veya soruşturma olup olmadığının, varsa sanığın bu suçu diğer davaya konu olan suç nedeniyle verilen tedavi ve denetimli serbestlik tedbirinin infazı sırasında veya 6545 sayılı Kanun yürürlüğe girdikten sonra verilmiş olan bir kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı uyarınca tabi tutulduğu tedavi ve denetimli serbestlik tedbirinin infazı sırasında işleyip işlemediğinin ve önceki dava sonucunun araştırılması, gerektiğinde Denetimli Serbestlik Müdürlüğünden suç tarihinde sanığın infazda olan başka bir tedavi ve denetimli serbestlik tedbiri kararının bulunup bulunmadığı sorulup belirlendikten sonra;

a. Sanık bu suçu, daha önce işlediği suçtan dolayı yapılan kovuşturma aşamasında hükmolunan tedavi ve denetimli serbestlik tedbirinin infazı sırasında veya 6545 sayılı Kanun'la değişik 5237 sayılı Kanun'un 191 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca verilmiş bir "kamu davasının açılmasının ertelenmesi'' kararının denetim süresi içinde işlemiş ve önceki suçtan mahkûmiyet kararı verilmiş ise; 6545 sayılı Kanun'un 68 inci maddesi ile değiştirilen 5237 sayılı Kanun'un 191 inci maddesinin ikinci fıkrasında öngörülen “Erteleme süresi zarfında kişinin kullanmak için tekrar uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alması, kabul etmesi veya bulundurması ya da uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanması, dördüncü fıkra uyarınca ihlal nedeni sayılır ve ayrı bir soruşturma ve kovuşturma konusu yapılmaz" hükmü uyarınca, ikinci suçtan açılan bu davanın kovuşturma şartının ortadan kalkması nedeniyle, 5271 sayılı Kanun'un 223 üncü maddesinin sekizinci fıkrası uyarınca "davanın düşmesine" karar verilmesi,

b. Sanık bu suçu daha önce işlediği suçtan dolayı verilen tedavi ve/veya denetimli serbestlik tedbirinin infazı sırasında veya 6545 sayılı Kanun'la değişik 5237 sayılı Kanun'un 191 inci maddesi ikinci fıkrası uyarınca verilmiş bir "kamu davasının açılmasının ertelenmesi" kararının denetim süresi içinde işlemiş değilse veya daha önce işlediği suçtan dolayı yapılan kovuşturma aşamasında hükmolunan tedavi ve denetimli serbestlik tedbirinin infazı sırasında veya 6545 sayılı Kanun'la değişik 5237 sayılı Kanun'un 191 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca verilmiş bir "kamu davasının açılmasının ertelenmesi" kararının denetim süresi içinde işlemiş ve önceki suçtan mahkûmiyet dışında bir hüküm verilmiş ise; bu
suç nedeniyle 6545 sayılı Kanun ile değişik 5237 sayılı Kanun'un 191 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı ile birlikte, tedavi ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmış olan sanık hakkında 6545 sayılı Kanun ile değişik 5237 sayılı Kanun'un 191 inci maddesinin dördüncü fıkrasının (a), (b) ve (c) bentlerinde gösterilen dava açma şartlarının gerçekleştiğinin sabit görülmesi halinde yargılamaya devam olunarak, suç tarihi itibarıyla 6545 sayılı Kanun ile değişik 5237 sayılı Kanun'un 191 inci maddesi hükümleri çerçevesinde bir karar verilmesi, gerekirken eksik araştırma ile hüküm kurulması,

3. Hükümden önce 24.11.2015 tarih ve 29542 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 tarihli ve 2014/140 Esas, 2015/85 Karar sayılı hükmü ile 5237 sayılı Kanun’un 53 üncü maddesinin bazı hükümlerinin iptal edilmesi ve 7242 sayılı Kanun’un 10 uncu maddesinde yapılan değişiklikler nedeniyle, bu maddenin uygulanması açısından, sanığın durumunun yeniden belirlenmesinde zorunluluk bulunması,
Nedenleriyle hukuka aykırılık görülmüştür.

Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Kocaali Asliye Ceza Mahkemesinin 22.01.2016 tarihli ve 2015/137 Esas, 2016/13 Karar sayılı kararına yönelik sanığın temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
06.12.2023 tarihinde karar verildi.