Kabul

SAYISI: 2018/521 E., 2020/289 K.

Taraflar arasındaki marka hükümsüzlüğü ve markaya tecavüzün önlenmesi davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davalı vekilinin istinaf başvurusunun reddine, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü.

Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin yazma, eşarp ve diğer tekstil ürünleri alanında ürettiği ürünler ile Türkiye'de ve çeşitli ülkelerde satış gerçekleştirdiğini, online olarak da htttps://benimyazmam.com ve https://cenkyazma.com.tr adresleri üzerinden ürün satışı yaptığını, davacının ciroları da dikkate alındığında piyasa hakimiyeti ve marka bilinirliğinin açık olarak ortada olduğunu, davacının 29 adet markası için büyük yatırımlar ve reklam çalışmaları yapıldığını, davacı adına ... esas unsurlu markaların piyasa hakimiyeti ile bilinirliğinden istifade etmek amacıyla davalının 2016/49236 başvuru numarası ile CERK ibaresinin tescili için başvuru yaptığını ve tescil elde ettiğini, davalı markasının genel olarak davacının ... markasına benzetilmeye ve tüketicilerin yanıltılmasına çalışıldığını, tarafların aynı sektörde faaliyet gösterdiğini, iltibas tehlikesinin söz konusu olduğunu, davalının dava konusu marka başvurusunu yapmadan önce müvekkilinin orjinal ürünlerinden satın alıp işyerinde sattığını, bu hususu Gaziantep Cumhuriyet Başsavcılığının 2016/2703 soruşturma numaralı dosyasında verdiği ifadesinde kabul ettiğini, sözü edilen soruşturma dosyasında davacı adına tescilli markalar kullanılarak taklit ve sahte ürün üretildiğinin ... olduğunu, belirtilen soruşturma kapsamında davalının adresinde yapılan aramada 472 adet baskısız ve ... DİLEKÇİ marka ambalajlı ve 2012/112038 ile 2010/83890 başvuru numaralı davacı markalarına tecavüz edildiğinin bilirkişi raporu ile ... olduğunu iddia ederek 2016/49236 başvuru numaralı CERK markasının hükümsüzlüğüne, sicilden terkinine ve ayrıca ürünlere el konulmasına, kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.

Davalı vekili cevap dilekçesinde; davanın haksız ve yersiz olduğunu, müvekkilinin yaptığı başvuru neticesinde 02.06.2016 tarih ve 2016/49236 tescil numaralı CERK markasının kullanım hakkını elde ettiğini, davacının yasal itiraz süresi içinde CERK markasının kullanım hakkına itiraz etmeyerek haksız ve kötü niyetli olarak bu davayı açtığını, davanın öncelikle süre yönünden reddinin gerektiğini, müvekkilinin CERK markasını 2016 yılında tescil ettirdikten sonra 10 yıllık bir koruma hakkına kavuştuğunu, müvekkilinin marka hakkını tescil ettirdikten sonra nice 25 sınıfına dahil olan ürünler üretip iç piyasaya satışını gerçekleştirdiğini, bunun için büyük yatırımlar yaptığını ve ciddi bir pazar payına ulaştığını, müvekkilinin ... yıllardır bu sektörde üretim yapmakta olan ve özellikle ... ve Güneydoğu Anadolu bölgelerinde bilinen bir firma olduğunu, davacı tarafından daha önce de müvekkilinin işyeri ve depolarına baskın yapılıp bir kısım ürünlere arama ve el koyma işlemi yapıldığını, davacının şikayeti neticesinde Gaziantep Cumhuriyet Başsavcılığının 2016/2703 soruşturma numaralı dosyası ile soruşturma yapıldığını, devamında müvekkili hakkında Gaziantep 3. Asliye Ceza Mahkemesinin 2016/293 E. sayılı dosyasından dava açıldığını, müvekkilinin üzerine atılı suçu işlediği ... bulunmadığından beraatına karar verildiğini, müvekkilinin taklit ve sahte ürünler üretmediğini, bizzat davacı tarafından satılan ürünleri faturalı olarak sattığını, müvekkilinin kendi adına tescilli olan ... ..., Cerk ve Cek marka ile kendi ürettiği ürünleri sattığını, bu markaların marka tescil belgelerinin bulunduğunu, müvekkilinin CERK marka ürünlerinin tasarımının kendine özgü, bağımsız ve hiçbir firmanın ürünleri ile benzerlik gösteren ürünler olmadığını, davacının tasarımı ile müvekkilinin tasarımı arasında belirgin farklılıkların bulunduğunu, davacının iddia ettiği gibi markaların karıştırılmasının mümkün olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalının CERK markası ile davacının tescilli markalarındaki ... ibaresi arasında fonetik ve görsel olarak bir bütün hâlinde yapılan değerlendirme sonucunda taraf markaları hem görsel olarak hem de telaffuz edildiğinde birbirinin aynı veya devamı olduğu intibasını uyandırdığı, davalı markası ile davacı markaları arasında 556 sayılı Markaların Korunması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname'nin (556 sayılı KHK) 8 ... maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi ve 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun (6769 sayılı Kanun) 6 ncı maddesinin birinci fıkrası anlamında ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik bulunduğunun anlaşıldığı gerekçesiyle hükümsüzlük davasının kabulüne, davacının diğer taleplerinin ise davalının dava tarihindeki kullanımının tescilli markasına dayanması nedeniyle kabul edilemeyeceği gerekçesiyle reddine karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.

1.Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Mahkemece davalıya ait CERK markasını ihtiva eden ürünlere el konulması ve üzerindeki markaların silinmesi/kaldırılması, silinmesi/kaldırılması mümkün olmayanların imhası taleplerinin reddine karar verildiğini, bu taleplerinin reddedilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, çözüme kavuşturulması gereken uyuşmazlığın kötü niyetli tescil sahiplerinin gerçekleştirmiş oldukları iltibas eylemlerinin tescilli bir markaya dayanmasına ve tescilli markanın kullanımının asıl hak sahibi yönünden tecavüze yol açmasına rağmen asıl hak sahibine karşı tescile dayalı kullanım savunmasının yapılıp yapılamayacağı noktasında toplandığını, Mahkemece verilen hükümsüzlük kararı ile davalı markasının başvuru tarihinden itibaren hükümsüz hâle geldiğini, iltibas durumunun tamamen ortadan kaldırılabilmesi için “CERK” markasının kullanım şeklini ihtiva eden ürünlere ticari amaçla bulundukları her yerde el konulmasına, üzerindeki markaların silinmesine/kaldırılmasına, silinmesi/kaldırılması mümkün olmayanların ise imhasına yönelik taleplerinin kabulüne karar verilmesi gerektiğini belirterek istinaf yoluna başvurmuştur.

2.Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; yerel Mahkeme kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu, müvekkilinin Türk Patent Enstitüsü nezdinde yapmış olduğu başvuru neticesinde 02.06.2016 tarih ve 2016/49236 tescil numaralı Cerk markasını kullanım hakkını elde ettiğini, davacının yasal itiraz süresi içerisinde Cerk markası kullanım hakkına itiraz etmediğini, koruma süresinin 10 yıl olduğunu, müvekkilinin çok büyük yatırımlar yaptığını, müvekkilinin ... yıllardır bu sektörde üretim yaptığını, firmasında çok sayıda işçi çalıştığını, tüm faaliyetlerini yasal mevzuata uygun olarak yürüttüğünü, müvekkilinin kendi adına tescilli ... ..., Cerk ve Cek markaları ile kendi ürettiği ürünleri sattığını, bu üç markanın da marka tescil belgesi bulunduğunu, müvekkilinin ürettiği ürünlerde kullandığı CERK marka ürünlerin tasarımının, kendine özgü ve bağımsız tasarımlar olduğunu, hiçbir firmanın ürünleri ile benzerlik gösteren ürünler olmadığını, davacıya ait tasarım ile müvekkiline ait tasarım arasında belirgin farklılıklar bulunduğunu, davacı tarafın iddia ettiği üzere ... ibaresi helezonik bir şekilde ve kendine özgü bir tasarıma sahip olduğunu, müvekkili markasının esas unsuru olan CERK ibaresinin ise helezonik olmayan ve açıkça Cerk olarak okunan farklı bir tasarıma sahip olduğunu, iki markanın okunuşu ve yazım şeklinin farklı olduğunu, karıştırılmalarının mümkün olmadığını belirterek istinaf başvurusunda bulunmuştur.

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile toplanan delillere ve Mahkeme gerekçesine göre davalı vekilinin istinaf başvurusunun yerinde görülmediği, davacı vekilinin istinaf başvurusu yönünden yapılan incelemede; davanın 6769 sayılı Kanun'un yürürlüğe girmesinden sonra açıldığı, anılan Kanun'un 155 ... maddesinin, "Marka, patent veya tasarım hakkı sahibi, kendi hakkından daha önceki rüçhan veya başvuru tarihine sahip hak sahiplerinin açmış olduğu tecavüz davasında, sahip olduğu sınai mülkiyet hakkını savunma gerekçesi olarak ileri süremez" düzenlemesini içerdiği, bu hükme göre davalının, sahip olduğu marka hakkını davacıya karşı savunma gerekçesi olarak ileri süremeyeceği, Mahkemenin, hükümsüzlük tarihinden önceki kullanımının tescile dayalı olması nedeniyle davacının tecavüzün önlenmesini talep edemeyeceği yönündeki gerekçesinin doğru olmadığı, davalı tarafın dava konusu markayı kullanarak üretim ve satış yaptığını kabul ettiği, Mahkemece, davacının 2016/49236 başvuru numaralı "cerk" markasının kullanım şeklini ihtiva eden ürünlere ticari amaçla bulundukları her yerde el konulması, üzerlerindeki markaların silinmesi/kaldırılması, silinmesi/kaldırılması mümkün olmayanların imhası yönündeki talebinin kabulüne karar verilmesi gerekirken yanılgılı gerekçe ile reddine karar verilmesinin doğru olmadığı gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın kabulüne, davalı adına tescilli 2016/49236 tescil numaralı CERK markasının hükümsüzlüğüne, karar kesinleştiğinde sicilden terkini için re'sen TPMK'ya bildirimde bulunulmasına, davalı adına tescilli 2016/49236 başvuru numaralı "Cerk" markasının kullanım şeklini ihtiva eden ürünlere ticari amaçla bulundukları her yerde el konulmasına, üzerlerindeki markaların silinmesine/kaldırılmasına, silinmesi/kaldırılması mümkün olmayanların imhasına karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü sebepleri tekrar ederek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir.

Dava, marka hükümsüzlüğü ve markaya tecavüzün önlenmesi taleplerine ilişkindir.

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 ... maddeleri.

1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 ... maddesinde yer ... sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

Açıklanan sebeplerle;

Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 ... maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

15.02.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.