SAYISI: 2022/İHK-827

SAYISI: K-2021/152052

Taraflar arasındaki sigorta tahkim yargılaması sonunda, Uyuşmazlık Hakem Heyetince davanın reddine karar verilmiştir.

Karara davacı vekili tarafından itiraz edilmesi üzerine, İtiraz Hakem Heyetince itirazın kabulüne karar verilmiştir.

İtiraz Hakem Heyeti kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

Davacı vekili dava dilekçesinde; 28.10.2020 tarihinde plakası ve sürücüsü tespit edilemeyen aracın bisiklet sürücüsü davacıya çarpması ile meydana gelen trafik kazası nedeniyle davacının yaralandığını belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile 5.000,00 TL sürekli iş göremezlik tazminatının temerrüt tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalıdan tahsilini talep etmiş; ıslah dilekçesi ile talebini 228.588,95 TL'ye yükseltmiştir.

Davalı vekili cevap dilekçesinde; araç türünün belirsiz olması durumunda bu husus açıklığa kavuşturulmadan plakası tespit edilemeyen araç yönünden ...'na sorumluluk yüklenemeyeceğini, 50 cc altı araçlarda Trafik Sigortası yaptırma mecburiyeti olmadığından ...'nın sorumlu olmadığını, tazminat hesaplamasında TRH 2010 Yaşam Tablosu ve %1,8 teknik faiz uygulanması gerektiğini, asgari ücretin esas alınması gerektiğini, sunulu maluliyet raporunun yürürlükteki yönetmelik hükümlerine aykırı olduğunu, tarafların kusur durumlarının tespiti gerektiğini, davacı lehine 1/5 oranında vekâlet ücreti takdir edilmesi gerektiğini asgari ücretten hesap yapılmalı, sorumluluklarının teminat miktarı ile sınırlı olduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

Uyuşmazlık Hakem Heyetinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile raporun kazanın üzerinden henüz 6 ay geçmemişken düzenlendiği, başvuran tarafta kas-iskelet sisteminde meydana gelen rahatsızlık sebebi ile engellilik meydana geldiğinden en az bir yıl süre ile düzelmenin olmadığının tespitinin gerektiği, alınan rapor ile her ne kadar özür oranları tespit edilmiş ise de devam edecek tedavi süreçleri ile bu hususun değişiklik göstereceği bu durumda usulüne uygun geçerli bir rapordan söz edilemeyeceği yönünde kanaat oluştuğu, başvuran tarafından sunulan raporun iş bu yönetmeliğe aykırı düzenlenmesi tam ve eksiksiz başvuruya aykırılık taşıdığından başvurunun başvuru şartı yokluğundan usulden reddine karar verilmiştir.

A. İtiraz Yoluna Başvuranlar

Uyuşmazlık Hakem Heyetinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili itiraz başvurusunda bulunmuştur.

B. İtiraz Sebepleri
Davacı vekili itiraz dilekçesinde; hakem heyeti kararının dikkatsiz ve özensiz verildiğini, müvekkilinin 28.10.2020 tarihinde trafik kazasını geçirdiğini, maluliyet raporunun düzenlendiği tarihin ise 26.07.2021 olduğunu, kaza tarihinden rapor tarihine kadar geçen sürenin 9 ay olduğunu, müvekkilinin yaralanarak malul kaldığı vücut bölgesinin alt ekstremite bölgesi değil üst ekstremite bölgesi olduğunu, yönetmelikte belirtilen sürenin ise alt ekstremiteye ait sorunlarda beklenilmesi gereken süreye ilişkin olduğunu, başvurunun ret gerekçesi olarak belirtilen “Alt Ekstremiteye Ait Sorunlarda Engellilik Oranları" başlığına atıf yaparak raporun yönetmelikte belirtilen süreler geçirilmeden düzenlendiği ve bu sebeple hükme esas alınamayacağı gerekçesinin hatalı olduğunu, maluliyet raporu yönetmelik ölçütlerine uygun olarak hazırlanmasına rağmen hükme esas alınmamasına dair geçerli bir gerekçe ortaya konmadan başvurunun reddedilmesinin hukuka aykırı olduğunu belirterek Uyuşmazlık Hakem Heyetince verilen kararın kaldırılmasını talep etmiştir.

İtiraz Hakem Heyetinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile başvuran vekilinin yapmış olduğu itirazın kabulüne, kararın kaldırılmasına, başvuru sahibinin talebinin kabulü ile 228.588,95 TL sürekli iş göremezlik tazminatın 12.05.2021 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalı kurumdan alınarak başvuru sahibine ödenmesine karar verilmiştir.

İtiraz Hakem Heyetinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

Davalı vekili temyiz dilekçesinde; geçersiz bir maluliyet raporu ile başvuru yapıldığını, geçerli bir başvuru olmaksızın tahkim yoluna başvurulamayacağını, davanın dava şartı eksikliğinden usulden reddi gerektiğini, kusur oranını kabul etmediklerini, başvuranın müterafik kusuru nedeniyle ve hatır taşıması nedeni ile tazminattan indirim yapılması gerektiğini, tazminat hesabının TRH 2010 Yaşam Tablosu ve %1,8 teknik faiz yöntemiyle yapılması gerektiğini, aleyhe vekâlet ücretinin 1/5 oranında olması gerektiğini, olayın başvuran tarafınca ispatının zaruri olduğunu, rapor ücretine ilişkin talebin reddi gerektiğini, ceza dosyasından şikayetten feragat edildiğini, saklı tutulmayan maddi tazminat talebinin reddi gerektiğini, haksız fiilden kaynaklanan olaylarda ancak yasal faizin talep edilebileceğini belirterek İtiraz Hakem Heyeti kararının bozulmasını istemiştir.

plakası ve sürücüsü tespit edilemeyen aracın karıştığı trafik kazası sonucu yaralanıp malul kalan davacı bisiklet sürücüsünün sürekli iş göremezlik tazminatı talebine ilişkindir.

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 52 ve 54 üncü maddeleri, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 85,86,89,90 ve 91 inci maddeleri, 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu'nun 30 uncu maddesi, Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin 17 nci maddesi, ... Yönetmeliği,

1. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davalı vekilinin aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.

2. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 266 ve devamı maddeleri gereğince, çözümü özel veya teknik bilgiyi gerektiren hâllerde bilirkişinin oy ve görüşünün alınmasına karar verilir.
Somut olayda, Uyuşmazlık Hakem Heyeti tarafından alınan makine mühendisi bilirkişi raporunda belirlelenen %100 kusur oranı müşteki beyanından hareketle düzenlenmiş olup eksik inceleme ile karar verilmiştir. İtiraz Hakem Heyetince ceza dosyası getirtilerek, mobese görüntüleri araştırılarak, varsa olayın tanıkları dinlenerek ve diğer tüm deliller toplanarak tarafların olaydaki kusur oranlarının tespiti için üniversite öğretim üyelerinden veya Karayolları Genel Müdürlüğünde görevli fen heyetinden seçilecek uzman bilirkişilerden denetime elverişli, ayrıntılı ve gerekçeli rapor alınıp sonucuna göre karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru değildir.

3. Trafik kazası sonucu bedensel zarara uğrayan ve buna dayalı olarak iş gücü kaybı tazminatı isteminde bulunan hak sahiplerinin bakiye ömürlerinin belirlenmesi gerekmektedir. Gerçek zarar hesabı, özü itibariyle varsayımlara dayalı bir tespit olduğundan gerçeğe en yakın verilerin kullanılması esastır. Bu nedenle yapılan bilimsel çalışmalar sonucu “TRH 2010” adı verilen “Ulusal Mortalite Tablosu” hazırlanmış olup bu tablonun ülkemize özgü ve güncel verileri içermesi ve yargı mercileri arasında tazminat hesabında birliğin sağlanması açısından Dairemizce de tazminata esas bakiye ömür sürelerinin belirlenmesinde TRH 2010 Yaşam Tablosu’nun kullanılmasının uygun olacağına karar verilmiştir.
Öte yandan Anayasa Mahkemesinin 17.07.2020 tarihli ve 2019/40 Esas, 2020/40 Karar sayılı kararıyla 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 90 ıncı maddesindeki Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası (ZMSS) Genel Şartlar’a yapılan atıf hükmü iptal edilmiştir. Söz konusu iptal kararı sonrası, Zorunlu Mali Sorumluluk Sigorta Genel Şartlar ve ekindeki cetvellerle getirilen ve iş gücü kaybı tazminatının hesaplanmasında uygulama alanı bulan %1,8 teknik faiz ile devre başı ödemeli belirli süreli rant formülünün uygulanması artık mümkün değildir. Tazminatın, %1,8 teknik faiz uygulanmadan, Yargıtayın yerleşik uygulamaları ile kabul edilen progresif rant formülü kullanılarak hesaplanması gerekir.
Somut olayda; davacının hak kazanabileceği işgücü kaybı tazminatının hesaplanması için alınan ve İtiraz Hakem Heyetince hükme esas kabul edilen aktüer raporunda; TRH 2010 Yaşam Tablosu'na göre ve %1,8 teknik faiz uygulanmaksızın progresif rant yöntemi ile tazminat hesabı yapıldığı; İtiraz Hakem Heyeti tarafından da anılan aktüer raporundaki hesaplamaya göre karar verildiği görülmektedir. Tazminat hesabında her ne kadar bakiye ömrünün tespitinde TRH 2010 Yaşam Tablosunun kullanılması gerekir ise de davacı vekilince dava dilekçesinde davalı lehine olacak biçimde daha kısa ömür süresi belirlediği halde PMF 1931 Yaşam Tablosuna göre hesap yapılması istenilmekle İtiraz Hakem Heyetince talebi aşar şekilde yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, davalı yararına hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir.

4. 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu'nun 30/17 nci, Sigortacılıkta Tahkime İlişkin Yönetmelik’in 16/13 üncü Avukatlık Asgarî Ücret Tarifesi’nin (AAÜT) 17/2 nci maddeleri bir bütün olarak yorumlandığında tarafların avukat ile temsil edildiği hâllerde, taraflar aleyhine hükmedilecek vekâlet ücretinin, her iki taraf için de AAÜT’de yer alan asliye mahkemelerinde görülen işler için hesaplanan vekâlet ücretinin beşte biri olarak hükmolunması gerektiği anlaşılmaktadır.
Bu itibarla; İtiraz Hakem Heyetince davacı lehine hükmedilecek vekâlet ücretine ilişkin olarak anılan mevzuat uyarınca maktu vekâlet ücretinin altında kalmamak kaydıyla asliye mahkemelerinde görülen işler için hesaplanan vekâlet ücretinin 1/5’i oranında vekâlet ücreti yerine nispi ve tam vekâlet ücretine hükmedilmesi doğru olmamıştır.

1. Değerlendirme bölümünün (1) numaralı bendinde açıklanan sebeplerle davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının REDDİNE,

2. Değerlendirme bölümünün (2), (3) ve (4) numaralı bentlerinde açıklanan sebeplerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile İtiraz Hakem Heyeti kararının BOZULMASINA,

Peşin alınan temyiz harcının istek hâlinde davalıya iadesine,

Dosyanın mahkemeye gönderilmesine,

15.02.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.