TEMSİLCİ: ...

Esastan ret

SAYISI: 2016/1218 E. - 2020/117 K.

Taraflar arasındaki menfi tespit ve istirdat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.

Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

Davacı vekili dava dilekçesinde, davalı şirket yetkililerinin Hes Beton Yapı İnşaat Enerji Otomotiv Endüstri San. ve Tic. Ltd. Şirketinden hazır beton alımı için sözleşme yapıp 3 adet çek veren fakat sonradan beton alımından vazgeçip çeklerin iadesini talep eden Kaan İnşaat Nak. Gıda Tic. San. Ltd. Şirketine ait 30.06.2010 keşide tarihli 32,800 TL bedelli, 30.07.2010 keşide tarihli 32.000,00 TL bedelli, 30.08.2010 keşide tarihli 32.800,00 TL bedelli üç adet çeki iade etmeyip davacı şirketin, davalı şirketten akaryakıt almış gibi gösterilip borçlandırdığını ve bu olmayan borca karşılık tahsile verdiklerini, üç adet çekten 30.06.2010 ve 30.07.2010 keşide tarihli olan çeklerin tahsil edildiğini, çekler nedeniyle davalı şirkete borcu bulunmadığını, davalı şirket Hes Beton şirketinin % 50 ortağı olması nedeniyle hiçbir alacağı olmadığını bildiği halde Hes Beton şirketini borçlu gösterip şirketin alacaklısı olduğu üç adet çeki kendi adına tahsil edip şirketin icra takibine maruz kalmasına neden olduğunu belirterek borçlu olmadığının tespiti ile davalı şirketin % 40 tazminata mahkûm edilmesine, yargılama giderleri ile ücreti vekâletin davalı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.

Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkili şirketin her türlü resmi defter ve fatura kayıtlarını düzenli tutan ciddi bir tüccar şirket olduğunu, ekleri borca mukabil olarak müvekkili şirkete verildiğini, yapılan iş veya işlemlerin açık net olmasına karşın davacı yanca da bu işlemler bilinmesine rağmen haksız ve yersiz olarak borçlu olmadıklarının tespiti yoluna gitmeye çalıştıklarını, davacı ile davalı şirketler arasında yapılmış olan işler karşılığında bu çeklerin verildiğini, müvekkili şirketin esas faaliyet alanının akaryakıt işi olduğunu, davacı olan şirketin de esas faaliyet alanının beton satım işi olduğunu, şirketler arasında akaryakıt alımı ve bunun neticesi alacak borç ilişkisi kurulduğunu, davacının kötü niyetli olduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, usule uygun tutulmadığı anlaşılan ticari defterler somut olayın ispatında defterlere sahip olan tarafların lehine delil olarak kabul edilmediği, ispat yükü üzerinde olan davacı taraf herhangi bir senet sunamamakla beraber, yemin deliline başvurduğu, davacı tarafça hazırlanan yemin metninin usulüne uygun şekilde davalı tarafın yasal temsilcilerine ayrı ayrı eda edildiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Mahkemece alınan son raporun diğer raporlarla çelişkili olduğunu, çelişki giderilmeden karar verildiğini, 26 adet çek bedelinin, davacı şirketin hesabından çekilen paraların, davalıya yapılan ödemelerin hesaplamaya dahil edilmediğini, davalı tarafından sunulan belgelerin davacı şirketle ilişkisi olmadığı için dikkate alınamayacağını, hesaplamaların hatalı yapıldığını, raporlar arasındaki çelişki giderilmeden yeminin hatırlatılmasının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, delillerin usulüne uygun olarak toplandığı, delillerin takdirinde ve yasa kurallarının olaya uygulanmasında bir isabetsizlik görülmediği, davanın reddine ilişkin kararda kamu düzenine aykırı herhangi bir husus bulunmadığı, kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesindeki beyanları tekrarla kararın bozulmasını istemiştir.

Uyuşmazlık, çek nedeniyle borçlu olmadığının tespiti istemine ilişkindir.

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 72 nci maddesi

1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

Açıklanan sebeplerle;

Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

15.02.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.