Beraat ve düzeltilerek istinaf başvurusunun reddi

İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteminin süresinde olduğu, temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ

1. Aydın Cumhuriyet Başsavcılığının 06.09.2017 tarihli iddianamesi ile, sanığın kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan cezalandırılması talep olunmuştur.

2. Aydın 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 25.04.2019 tarihli kararı ile, sanığın atılı suçtan mahkumiyetine karar verilmiştir.

3. İlgili kararın sanık, sanık müdafi, katılan Bakanlık vekili ve Cumhuriyet Savcısı tarafından istinafı üzerine, İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 15. Ceza Dairesinin 05.10.2021 tarihli kararı ile, dosya üzerinden incelemede, kurulan hüküm kaldırılarak, sanığın kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan beraatine ve düzeltilerek istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.

Katılan Bakanlık vekilinin temyiz isteği, suçun sabit olup, üst hadden ceza tayini gerektiği ve vekalet ücreti talebine ilişkindir.

1. Dava konusu olay, sanığın, arkadaşı olan katılanı, aracıyla evine götürmek yerine, rızası hilafına boş araziye götürüp, basit cinsel saldırıda bulunması sırasında hürriyetinden de yoksun kıldığı iddiasına ilişkindir.

2. Katılana ait 12.08.2017 tarihli raporda, boyun ve kolda abrazyon tarif edilmiştir.
3. 29.01.2019 tarihli tutanakta, suça konu aracın şoför mahallinde kapı açma mandalı yönünün tersi yönünde dört kapının kilitlenebildiği, ancak içerden kapının kapı açma mandalından açılabileceği yazılıdır.

4. Sanık ve katılana ait 11.06.2017-11.08.2017 tarihleri arasındaki HTS kayıtlarına dair bir adet CD ile iki adet fotoğraf dosya arasına alınmıştır.

5. Sanık savunmasında, ay tutulmasını izlemek istediklerini, araçta katılana yakınlık hissedip öpmek istediğini, katılanın karşı çıktığını ve araçtan indiğini beyan ederek suçlamaları inkar etmiştir.

A. İlk Derece Mahkemesinin kabulü;
Sanığın eylemi sabit görülerek, atılı suçtan mahkumiyetine karar verilmiştir.
B. Bölge Adliye Mahkemesinin kabulü;
İlk Derece Mahkemesince kurulan hüküm isabetli bulunmamış ve dosya üzerinden incelemede, sanığın eyleminin, cinsel saldırı suçu ile sınırlı olduğunun kabulü ile, sanığın beraatine karar verilmiştir.

1. 6284 sayılı Kanun'un 20 nci maddesinin ikinci fıkrası gereğince Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığının kadın, çocuk ve aile bireylerine yönelik olarak uygulanan şiddet veya şiddet tehlikesi nedeniyle açılan davalara katılabileceği, ancak Bakanlığın davaya katılmasının doğrudan Anayasa ve kanundan kaynaklanan koruma görevine ilişkin olup Bakanlığa yüklenen bir kamu görevi olduğu, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 237 nci ve devamı maddelerindeki katılma hakkına ilişkin suçtan doğrudan zarar görme şartının katılan Bakanlık için söz konusu olmadığı gözetilerek, katılan Bakanlık vekilinin vekalet ücreti talebine yönelik temyiz sebepleri reddedilmiştir.

2. Katılan, sanığın kendisini eve bırakması için aracına bindiğini, sanığın hareketlerinden kendisini eve götürmeyeceğini anlayınca nereye gittiklerini sorduğunu, Doğa kolejinin arkasına doğru aracı sürmesi üzerine karşı çıkıp tepki vermesi nedeniyle, sanığın aracı durduğunu, park halindeki araçtan kapı kilitleme sesini duyduğunu, kendisini öpmeye çalıştığını, karşı çıkması üzerine bıraktığını ve kaçtığını beyan etmiştir. Katılanın istikrarlı anlatımları, olaylar ve olgular bölümündeki tespitler, sanık savunması ve dava dosyası kapsamındaki tüm deliller birlikte değerlendirildiğinde, eve götürmek bahanesiyle aracına aldığı katılanı, evine bırakmak yerine, Doğa kolejinin arkasına doğru karanlık ve ıssız bir alana götüren sanığın eyleminin, cinsel saldırı suçunun işlenmesi ile sınırlı kalmadığı, hile ve cinsel amaçla kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunu oluşturduğunun anlaşılması karşısında, İlk Derece Mahkemesince kurulan mahkumiyet hükmüne yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerekirken, delillerin yanlış değerlendirilmesi sonucu hukuki hataya düşülerek yazılı şekilde beraat hükmü kurulması hukuka aykırı bulunmuş ve katılan Bakanlık vekilinin suçun sübutuna ilişkin temyiz sebepleri kabul edilmiştir.

Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle katılan Bakanlık vekilinin temyiz istemi yerinde görüldüğünden İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 15. Ceza Dairesinin 05.10.2021 tarihli kararının 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği, Tebliğnameye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,

Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (b) bendi uyarınca takdîren İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 15. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 15.02.2024 tarihinde karar verildi.