Kabul

Taraflar arasındaki pay sahipliğinin tespiti davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.

Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı taraf vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

Davacı vekili dava dilekçesinde; davacının 12.04.2018 tarihli düzenlenen Limited Şirket Pay Devri Sözleşmesi ile davalılardan ...'ın davalı Nova Tıbbi Bio Teknoloji Medikal Ltd. Şti.'ye ait 50 adet payını devraldığını, pay devrinin ticaret sicil kayıtlarına tescil edilmediğini, bunun üzerine davacının 14.12.2018 tarihinde şirket müdürü ... ve şirket muhasebecisine, şirkete ait defter, kayıt ve belgelerin tarafına iade edilmesi için bir ihtarname keşide ettiğini, davalı ... tarafından karşı ihtarname keşide edilerek "şirket kayıtlarının tetkikinde şahsınızın şirkete herhangi bir ortaklığı olmadığı gibi temsil sıfatının da olmadığı anlaşılmıştır." denilerek talebin reddedildiğini, davacının talebini yinelediğini, davalı ...'ın, davacıya şirketin % 50 hissesini devrettiği tarihten sonraki bir tarihte, dava dışı M.S.'ye de şirketin kalan % 50 hissesini devrettiğini, bu devir işleminin tescil ve ilanının yapıldığını, davacıya devrin tescil ve ilanının tescil işleminden kaçınmış olmasının ...'ın kötü niyetli olduğuna delil teşkil edeceğini, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından 2017/186415 soruşturma numaralı dosyası ile ... hakkında soruşturma başlatıldığını ileri sürerek davalılardan ... adına kayıtlı şirket hisselerinin iptaline, davacının şirket ortağı olduğunun tespiti ile tesciline, bu hususların Ticaret Sicil Gazetesinde tescil ve ilanına, şirkete tedbiren kayyum atanmasına karar verilmesini talep etmiştir.

Davalılar vekili cevap dilekçesinde; 12.04.2018 tarihli şirket hisse devrinin geçersiz olduğunu, taraflar arasında hisse devri konusunda harici bir anlaşma yapıldığını, bu sözleşmeye göre hisselerin bedelinin 1.250.000,00 TL olduğu ve bu meblağın 15.04.2018 tarihine kadar ödenecek olmasına rağmen davacının bu edimini yerine getirmediğini, limited şirket hisse devrinde ... kurucu unsurlarının, genel kurul kararı, hisse devrinin tescil ve ilanı olduğunu, hisse bedelinin ödenmesi gerçekleşmediğinden limited şirket hisse devrinin gerçekleşmesinin kanuna aykırı olduğunu, davacının haksız hisse devri talebinin şirket genel kurulu kararı ile reddedildiğini, davalı hakkında başlatılmış bulunan Savcılık soruşturmalarının tamamının davacı, vekili ve akrabaları tarafından başlatılmış iftiralardan kaynaklı olduğunu, şirketin usulüne aykırı hiçbir işlemi olmadığını, ihtiyati tedbir kararında alınacak teminatın çok düşük olduğunu, teminat miktarının yükseltilmesi taleplerinin olduğunu, davacı vekilinin şirketin eski ortağı olduğunu, bir zamanlar ortak olduğu şirkete ait ticari sırları aleyhte kullanma çabasında olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının yapılan hisse devir sözleşmesi çerçevesinde davalı şirketten talepte bulunduğu, ortaklar tarafından alınan 24.04.2018 tarih ve 2018/02-b nolu kararı ile edim yükümlülüklerinin ifa edilmemesi gerekçesiyle yükümlülükler yerine getirilinceye kadar pay devri sözleşmesinin ifasının durdurulduğu, bilahare 19.12.2018 tarihli 2018/03 nolu genel kurul toplantı tutanağı ve müzakere defteri kaydına göre davacının talebinin uygun bulunmadığı gerekçesiyle reddine karar verildiği, ayrıca 26.12.2018 tarihli 2018/04 sayılı kararı ile bu talebin reddedildiği, davalı şirketin hisse devrine kabule zorlanamayacağı, ortaklık devrinin genel kurul kararına bağlı olduğu, limited şirket hisse devrine ilişkin yasal şartların oluşmadığı gerekçeleriyle davanın reddine karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; hükme esas alınan bilirkişi raporunun eksik incelemeye dayandığını, davalı ...'ın hisse devri yapan kişi olup, ortaklar kurulundan karar ... kişinin de ... olduğunu ve ortaklar kurulunun da ... kişiden oluştuğunu, davalı ...'ın hukukun kendisine tanıdığı hakları iyi niyet kurallarına aykırı olarak kullandığını ve hakkın kötüye kullanılması yasağına aykırı hareket ettiğini bildirerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı ...'ın, davacı ile arasındaki 12.04.2018 tarihli Limited Şirket Pay Devri Sözleşmesi ile davalı şirketteki 50 adet hissesini davacıya devretmeyi noter huzurunda kabul ve beyan ettiği, ayrıca sözleşmede açıkça hisse bedeli olan 5.000,00 TL'yi nakden ve defaaten aldığına dair açıklamaya itiraz etmeyerek davacıda dava konusu 50 adet hissenin kendisine devredildiğine ve söz konusu devir nedeniyle sözleşmede belirtilen miktardan başka ödeme yapmayacağı ve davalı şirketin % 50 oranında ortağı olduğu yönünde ... uyandırdığı, davalı ...'ın hisse bedellerinin 1.250.000,00 TL olduğunu ispatlayamadığı, devir tarihinde davalı şirketin ... ortağı olmasına rağmen, dava konusu hisselerin davacıya geçişi için kanunda aranan ortaklar genel kurulu onayına ilişkin gerekliliği yerine getirmediği, davacının davalı şirketteki hak ve yetkilerini kullanmasını engellediği, davalı ...'ın davacının zararına hareket ettiği gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmünün kaldırılmasına, yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına, davanın kabulüne karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

Davalılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; davacı vekilinin davalı şirketin eski ortağı olduğunu, 12.04.2018 tarihli devrin geçersiz olduğunu, harici bir sözleşme ile pay bedelinin 1.250.000,00 TL olarak belirlendiğini, davacının edimlerini ifa etmediğini, hisse devri için gerekli unsurların tamamlanmadığını, noter masraflarının indirgenmesi için bedelin düşük gösterildiğini, şirketin mali değerinin çok daha fazla olduğunu, davacının hisse devri talebinin genel kurulca reddedildiğini, hisse devri kabul olunsa dahi davalı ...'ın müdürlüğünün devam edeceğini, şirketin ticari teamüllere uygun yönetildiğini, davacının amacının proje kapsamında alınan hibeden faydalanmak olduğunu belirterek kararın bozulmasını istemiştir.

Dava, pay sahipliğinin tespiti ile sicile tescili talebine ilişkindir.

1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 ... maddeleri.

2.6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 595 ... maddesi.

1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 ... maddesinde yer ... sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2. Limited şirket esas sermaye payının geçiş hali 6102 sayılı Kanunun 595 ... maddesinde düzenlenmiş olup; bu maddenin yedinci fıkrasına göre noterlikçe hisse devir sözleşmesinin onaylanmasından sonra pay devralanın veya devredenin müracaat tarihinden itibaren 3 ay içerisinde şirket genel kurulu tarafından pay devri onaylanmış sayılmaktadır. Somut olayda, başvuru tarihinden itibaren üç sene içerisinde pay devrinin şirket genel kurulunca reddedilmediği ve dolayısıyla devre ... verilmiş olduğunun kabulü gerekir.

3. Bu durumda temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve yasaya uygun olup davalı taraf vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

Açıklanan sebeple;

Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 ... maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edenlere yükletilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

15.02.2024 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.