Kabul
Taraflar arasındaki menfi tespit davasının bozma ilamına uyularak yapılan yargılaması sonucunda Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiştir.
Mahkeme kararı, Yargıtayca duruşma istemli olarak davacı vekili, duruşmasız olarak davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildi. Duruşma için belirlenen 13.02.2024 günü başkaca gelen olmadığı yoklama ile anlaşılıp hazır bulunan davacı vekili Avukat ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü.
Davacı vekili dava dilekçesinde; davalının müvekkili aleyhine ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla takip başlattığını, müvekkilinin davalı ile dava dışı kiracı ... ... arasında düzenlenen finansal kiralama sözleşmesi için davalı lehine taşınmazı üzerinde ipotek tesis ettiğini, kiracının 13.11.2009 tarihine kadar kira bedellerini düzenli olarak ödediğini, 13.11.2009 tarihinde ise finansal kiralama konusu aracın yandığını, olayda araç sürücüsünün kusurlu olmadığının anlaşıldığını, aracın kiralayan tarafından sigortalattırıldığını ve sigorta şirketi tarafından tam zayi hali kabul edilerek 57.500,00 TL'nin davalı şirkete ödendiğini, ayrıca aracın satışından elde edilen 40.000,00 TL'nin de davalı şirkete ödenerek müvekkilinin ödemesi gereken kira bedellinin üstünde araç için ödeme yapıldığını, 3226 sayılı Finansal Kiralama Kanunu'nun (3226 sayılı Kanun)14 ncü maddesinin kiracının sorumluluğunun sigortanın ödeme yapmadığı kısımla sınırlandırıldığını, ortada ödenmemiş borç kalmadığı halde davalının takip yaptığını ileri sürerek müvekkilinin davalıya borcu olmadığının tespitine ve davalının %40 oranında tazminatla sorumlu tutulmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde; dava dışı kiracının kira borçlarını ödemeyerek temerrüde düştüğünü, sözleşmenin müvekkilince haklı nedenle feshedildiğini, daha sonra davacıya ihbarname gönderildiğini, borç ödenmeyince de ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla takip başlattıklarını, sigorta tazminatının ve araç satışından gelen paranın borca mahsup edildiğini, sigorta tazminatının karşılamadığı kısımdan kiracının sorumlu olduğunu, kiracının 2009 Temmuz ayından bu yana hiç ödeme yapmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. MAHKEME KARARLARI, BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
Mahkemece 25.12.2012 tarih, 2011/191 E. ve 2012/321 K. sayılı kararı ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
Yargıtay (Kapatılan) 19. Hukuk Dairesi'nin 24.04.2014 tarih, 2014/2328 E., 2014/7864 K. sayılı kararıyla hükme esas alınan bilirkişi raporunun ayrıntılı inceleme içermediği, Yargıtay denetimine de elverişli olmadığı, davacı vekilinin rapora vaki itirazlarının değerlendirilmediği, davacı vekilinin ... ve ek rapora itirazlarını da karşılar mahiyette konusunda uzman ... bir bilirkişi heyetinden ayrıntılı incelemeyi içerir ve Yargıtay denetimine elverişli bir rapor alınarak varılacak uygun sonuç dairesinde bir karar verilmesi gerektiğinden bahisle bozulmuştur.
Mahkemenin 21.09.2017 tarih, 2014/302 E. ve 2017/629 K. sayılı kararı ile davanın kısmen kabulüne, davacının takip tarihi itibariyle davalı şirkete toplam 24.226,34 euro tutarında borçlu olduğu belirlendiğinden takip konusu alacakla ilgili olarak 50.235,66 euro tutarında borçlu olmadığının tespitine fazla isteminin reddine, yasal koşulların oluşmadığından davacının kötü niyet tazminatı, davalının inkar tazminatı isteminin reddine karar verilmiş, taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
Yargıtay (Kapatılan) 19. Hukuk Dairesi'nin 25.06.2019 tarih, 2018/1920 E., 2019/4035 K. sayılı kararıyla davacı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddine, davalı vekilinin temyiz isteminin ise süreden reddine karar verilerek Mahkeme kararının onanmasına karar verilmiş, davacı vekili karar düzeltme isteminde bulunmuştur.
E. İkinci Bozma Kararı (Karar Düzeltme)
Yargıtay (Kapatılan) 19. Hukuk Dairesi'nin 10.06.2020 tarih, 2019/2987 E. ve 2020/933 K. sayılı kararıyla bozmadan sonra alınan ilk bilirkişi raporu ile ikinci rapor arasında açık bir çelişki olduğundan ve bu çelişki ilk raporun davalının kanunen zorunlu tutulması gereken defterlerin esas alınması, ikinci raporda ise muavin defter kayıtlarının esas alınmasından kaynaklandığına göre yeniden bir uzlaştırıcı rapor alınarak çelişkili olan kanunen tutulması zorunlu olan defterlerle kanunen tutulması zorunlu olmayan muavin defterlerinin varlığı karşısında, hangisinin bağlayıcı olacağı hususunun da tartışılarak bir rapor alındıktan sonra karar verilmesi gerektiği, hükmün bu nedenle bozulması gerekirken onanması doğru olmadığından davacının karar düzeltme isteminin kabulü ile Daire onama ilamının kaldırılmasına yerel mahkeme kararının bu gerekçeyle bozulmasına karar verilmiştir.
Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile kanunen tutulması zorunlu olan defterlerle kanunen tutulması zorunlu olmayan muavin defterlerinin varlığı karşısında, davalının ticari defter kayıtlarına ait 29.04.2010 tarihli muhasebe fişine ve 2010 yılı defter-i kebir kayıtlarına göre dava dışı ... ... hesaplarının sıfır olduğu görüldüğü, bu doğrultuda taşınmazını, dava dışı ... ...'ın davalıya karşı finansal kiralama sözleşmesinden ... borçları için ipotek veren davacının da davalıya bir borcunun bulunmadığı, davalının takibinde haksız olmakla birlikte, kötü niyetli olduğunun kanıtlanmadığı gerekçesi ile davanın kabulüne, kötü niyet tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir.
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
1. Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; davalı aleyhine kötü niyet tazminatına hükmedilmesi gerektiğini, kararda 74.462,00 euro üzerinden davanın kabulüne karar verilmesine rağmen vekalet ücretinin euro üzerinden hesaplanmadığını, müvekkili tarafından yargılamanın başından itibaren 7.523,80 TL masraf yapılmasına rağmen yerel mahkemece, yargılama masrafının eksik hesaplandığını ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.
2. Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; dava dışı kiracı ... ...'ın, kiralarını ödememek sureti ile temerrüte düşerek finansal kiralama sözleşmesinin feshine neden olduğunu, feshin haklı nedenle olduğunun Mahkeme kararı ile de tespit edildiğini, dolayısıyla sözleşmenin 13.11.2009 tarihinde sözleşme konusu ekipmanın kullanılmaz hale gelmesi ile değil, bundan aylar önce kiracının finansal kiralama borçlarını ödemedeki temerrütü nedeni ile kendisine gönderilen 30.07.2009 tarihli ihtarname (tebliğ tarihi 07.08.2009) ile sona erdirildiğini, kiracının sözleşmeye konu kiralananları da müvekkiline iade ve teslim etmediğini, kiralananın ihtiyati tedbir kararı kapsamında ağır hasarlı ve yanmış şekilde geri alınabildiğini, işbu davanın, icra takibinden sonra açılan menfi tespit davası olduğunu, yargılama konusunun takip tarihi olan 20.08.2010 tarihi itibariyle davacının müvekkiline borcunun bulunup bulunmadığının tespiti olduğunu, dolayısıyla bu tarih itibariyle bir değerlendirme yapılması gerektiğini, davacı tarafça 14.05.2013 tarihinde borcun ipotek dosyasına ödendiğini, raporların hatalı olduğu, müvekkili şirketin tüm defter ve kayıtları usulüne uygun olarak tutulduğu, kayıtlarda dava konusu alacağın "882- Diğer Giderler ve Zararlar Hesabı"na kaydedildiği, alacağın 882 hesabına kaydedilmesinin, alacağın tahsil edildiği ya da son bulduğu anlamına gelmediğini, ... raporda ticari defterlerde bakiyenin '0' olduğu belirtilirken, ek raporda ise alacağın defterlerde kayıtlı olduğu fakat bu alacağın geçersiz olduğunun belirtildiğini, 3226 sayılı Kanun'un 25 nci maddesi uyarınca tüm alacağın talep edilebilir hale geldiğini, müvekkili şirketçe sigorta şirketinden alınan tazminat ve hurdaya ayrılan aracın satış bedelinin iyi niyetli olarak finansal kira borçlarına mahsup edildiğini, finansal kiralamada malın tüm riskinin kiracıya ait olduğunu, kiracının sigorta tazminatının kapatmadığı borçlardan da sorumlu olduğu, 2013 yılında gerçekleştirilen tahsilatları referans alarak yapılan değerlendirmenin davanın türüne uygun olmadığını ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.
Dava, davalı ile dava dışı ... ... arasında akdedilen finansal kiralama sözleşmesinin teminatını teşkil etmek üzere davacının taşınmazı üzerinde tesis edilen ipoteğin paraya çevrilmesi amacıyla başlatılan icra takibinde borçlu olunmadığının tespiti istemine ilişkindir.
2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun(2004 sayılı Kanun) 72 nci madde.
1. Dosyadaki yazılara, Mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazları yerinde değildir.
2. Mahkemece Dairemiz bozma ilamına uyulması üzerine alınan 21.03.2021 tarihli bilirkişi raporunda davalının ticari defter kayıtlarına ait 29.04.2020 tarihli muhasebe fişine ve 2010 yılı Defter-i Kebir kayıtlarına göre dava dışı ... ... hesaplarının sıfır olduğu, bu nedenle davacının davalıya bir borcunun bulunmadığına ilişkin kanaat belirtilmiştir.
3. Davalı vekilinin anılan rapora bakiye alacak tutarı olan 37.644,52 TL'nin ... kıymet satış zararı hesabına yansıtılarak "882 - Diğer giderler ve zararlar" hesabına kaydedildiğini, Finansal Kiralama, Faktoring Ve Finansman Şirketlerince Uygulanacak Tekdüzen Hesap Planı Ve İzahnamesi’nde de görüleceği üzere şirketlerin faaliyetlerini yürütebilmesi için bilânço dönemi içinde yaptığı, işletme giderleri haricindeki diğer gider ve zararların "882- Diğer Giderler Ve Zararlar - Türk Parası Hesabı " başlıklı hesaba kaydedildiğini, diğer bir anlatım ile bir alacağın 882 hesabına kaydedilmesinin alacağın tahsil edildiği ya da son bulduğu anlamına gelmeyeceğini, bilakis bir alacağın 882 hesabına kaydedilmesinin alacağın tahsil edilemediği ve fakat ileride tahsil edilip edilemeyeceğinin belirsiz olduğu için zarar yazıldığı ve alacağın artık bu hesapta izlenmeye devam edildiği anlamına geldiğini, şirketler açısından bu nevi tahsili belirsiz alacakların 882 hesaba atılarak zarar yazılması ve bu hesapta takibinin aslında sadece vergilendirme ile alakalı olduğunu, alacağın 882 hesapta takip edildiğini, alacak tahsil edilemediği dönemde vergilendirilmediğini, ileride tahsil edilmesi durumunda ise gelir kaydedilerek vergilendirmesinin yapıldığını ileri sürerek itiraz etmiş ve ek rapor alınması talebinde bulunmuştur.
4. Alınan ek raporda ise finansal kiralama sözleşmesine konu aracın 13.11.2009 tarihinde yanarak kullanılamaz ve geri kazanılamaz hale geldiği, bu durumda taraflar arasındaki sözleşmenin ifasının ortadan kalktığı, bu noktada yürütülen muhasebe işleminin cari döneme ilişkin kiralayanın borçlarının tahsilatı ile sınırlı olduğu, bu işlemlerde sigorta şirketinden alınan tazminat ve hurdaya ayrılan aracın satış bedelinin de finansal kira borçlarına mahsup edildiğinin 29.04.2010 tarihli muhasebe kayıtlarından görüldüğü, bunun sonrasında ise finansal kiralama şirketinin kiralayanı borç altına sokacak şekilde yürüttüğü her türlü finansal yükümlülüğün sözleşmenin son bulması ve ... anlamda bir fayda ve maliyet söz konusu olmadığından (sebepsiz zenginleşme) hükümsüz ve geçersiz olduğu, 13.11.2009 tarihinde meydana gelen olayda şüpheli ... ... ... hakkında kamu adına kovuşturmaya yer olmadığının bildirildiği, buna istinaden tacirin cari hesaplarında 36.296,68 TL tutarında borçlandırılmasının da hükümsüz ve geçersiz olduğu, daha eski tarihli raporlara göre davalının muavin kayıtlarında 2013 yılında gerçekleştirilen tahsilatların sonucunda cari hesap borcu kalmadığının görüldüğü belirtilmiştir.
5. Ek bilirkişi raporu davalının itirazını karşılamaktan uzak olup yapılan incelemede, davalının bakiye alacağının kiracının bakiye borcunun 29.04.2010 tarihli 27 nolu muhasebe fişinde 882 diğer giderler ve zararlar hesabına kaydedilerek düzenlendiği ve aynı tarihli 22883 sayılı yevmiye maddesi ile ticari defterlere kaydedildiği, bu durumun da 09.04.2012 ve 28.04.2017 tarihli bilirkişi raporlarının 8/a eki olarak dosya ibraz edilen ticari defter sayfasında yer aldığı görülmekle, açılan menfi tespit davasının bu miktar yönünden kısmen reddedilmesi gerekirken, tam kabul kararı verilmesi doğru olmamış, hükmün temyiz eden davalı yararına bozulması gerekmiştir.
Açıklanan sebeplerle;
1. Davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının REDDİNE,
2. Mahkeme kararının BOZULMASINA,
Bozma sebebine göre davacı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına,
Peşin alınan temyiz karar harçlarının istek hâlinde taraflara iadesine,
Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine,
15.02.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
(M)
Açılan dava İİK 72.maddesinde düzenlenen menfi tespit davasıdır.
Davacının, Üçüncü kişinin davalıdan Finansal Kira Sözleşmesi ile kiraladığı aracın teminatı için ipotek olarak gösterdiği taşınmazın ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla yapılan takipte borçlu olmadığının tespiti için bu davayı açmıştır.
Dava dosyası iki kez Dairemizin temyiz denetiminden geçmiş, ilk derece mahkemesince verilen karar iki kez bozulmuştur. İlk derece mahkemesi iki bozma ilamına da uyarak yargılamayı yürütmüş, karar vermiştir.
Dosyaya sunulan deliller, bilirkişi raporları ve tüm münderacatı birlikte değerlendirildiğinde; Finansal Kiralama Kanunu gereğince kiracı kiraladığı kamyonun kirasını düzenli olarak kira kiralayan şirkete 13.11.2019 tarihine kadar ödemiş; araç bakım, onarım masrafını karşılamıştır. Ayrıca aracı ... sigorta şirketine sigortalatmıştır.13.11.2009 tarihinde meydana gelen kazada, araç kullanılmaz hale gelmiştir. Tam ... sebebi ile aracın bedeli olarak 27.251 euro (57.500 TL)' yi sigorta şirketi tarafından kiralayana ödemiştir.
Finansal Kiralama Kanun'un 14. maddesi gereğince kiracının sorumluluğu ancak; Sigorta Şirketi tarafından karşılanmayan kısımla sınırlıdır.
Kira bedelleri kiracı üçüncü kişi tarafından süresinde eksiksiz olarak ödenmiş, araç bedeli ise alınan çok sayıda bilirkişi raporundaki tespitlere göre sigorta şirketi tarafından ödenmiştir. Dolayısıyla gerek kiracının gerekse taşınmazını ipotek veren davacının kiralayan davalı şirkete herhangi bir borcu kalmamıştır.
İlk derece mahkemesinin son bozma ilamı doğrultusunda yaptığı yargılama, dosyaya sunulan bilirkişi raporunu esas alarak verdiği davanın reddi kararı usul ve yasaya uygundur. ... çoğunluğun bozma gerekçesine bu nedenle katılmıyorum.