Mahkûmiyet

Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün; temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteğinin süresinde olduğu, temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilerek gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ

1. Aliağa Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 07.07.2010 tarihli iddianamesi ile sanık hakkında başkasına ait banka veya kredi kartının izinsiz kullanılması suretiyle yarar sağlama suçundan cezalandırılması istemiyle dava açılmıştır.

2. Aliağa Asliye Ceza Mahkemesinin, 31.05.2011 tarihli kararı sanık hakkında başkasına ait banka veya kredi kartının izinsiz kullanılması suretiyle yarar sağlama suçundan 2 yıl 6 ay hapis ve 500,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.

3. Aliağa Asliye Ceza Mahkemesinin, 31.05.2011 tarihli kararının sanık tarafından temyiz edilmesi üzerine, Yargıtay 8. Ceza Dairesinin, 25.03.2014 tarih, 2013/11204 Esas, 2014/7502 Karar sayılı ilamı ile sanık hakkında etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanması gerektiği belirtilerek hükmün bozulmasına karar verilmiştir.

4. Bozma kararı sonrası, Aliağa Asliye Ceza Mahkemesinin, 17.07.2014 tarihli kararı ile sanık hakkında başkasına ait banka veya kredi kartının izinsiz kullanılması suretiyle yarar sağlama suçundan 10 ay hapis ve 20,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ve 5271 sayılı Kanun’un 231 inci maddesinin beşinci fıkrası gereği hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmiş ve bu kararın 03.09.2014 tarihinde kesinleştirilmesine karar verilmiştir.

5. Sanık hakkında açıklanması geri bırakılan hüküm, 5271 sayılı Kanun'un 231 inci maddesinin sekizinci fıkrası gereğince uygulanan 5 yıllık denetim süresi içerisinde, kasten yeni bir suç işlemesi nedeniyle, Aliağa 1. Asliye Ceza Mahkemesinin, 10.09.2020 tarihli kararı ile açıklanarak sanık hakkında başkasına ait banka veya kredi kartının izinsiz kullanılması suretiyle yarar sağlama suçundan 10 ay hapis ve 20,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.

Sanık müdafinin temyiz isteği, eksik inceleme ile karar verildiğine ve lehe hükümlerin uygulanmadığına ilişkindir.

1. 5271 sayılı Kanun'un 231 inci maddesinin sekizinci fıkrasında hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının verilmesi halinde sanığın beş yıl süreyle denetim süresine tabi tutulacağı belirtilmiş olup, bu denetim süresi hükmün açıklanmasının geri bırakılması karanının usulüne uygun olarak kesinleşmesi üzerine başlamaktadır.

2. İncelemeye konu dava dosyasında, sanık hakkında, yokluğunda, 17.07.2014 tarihinde hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilmiştir. 7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun (7201 sayılı Kanun) 10 uncu maddesinin ikinci fıkrasındaki, "Bilinen en son adresin tebligata elverişli olmadığının anlaşılması veya tebligat yapılamaması hâlinde, muhatabın adres kayıt sisteminde bulunan yerleşim yeri adresi, bilinen en son adresi olarak kabul edilir ve tebligat buraya yapılır." hükmü ile gerçek kişilere yapılacak tebligat ile ilgili olarak iki aşamalı bir yöntem benimsenmiştir. Bu düzenlemeye göre, önce bilinen en son adres (bilinen bir adres yoksa ya da bilinen en son adres ile adres kayıt sistemindeki adres aynı ise MERNİS (Merkezi Nüfus İdare Sistemi) adresi olduğu belirtilmeksizin adres kayıt sistemindeki adres) esas alınarak, 7201 sayılı Kanun'un 21 inci maddesinin birinci fıkrasına göre normal tebligat çıkarılıp, çıkarılan tebligatın bila tebliğ iade edilmesi halinde, aynı Kanun'un 21 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca adres kayıt sistemindeki adres bilinen en son adres olarak kabul edilerek, bu adrese tebliğ yapılması gerekmektedir. Dava dosyası kapsamına göre, sanığın yokluğunda verilen hükmün, 08.07.2014 tarihli savunmasında bildirmiş olduğu son bilinen adresine, öncelikle 7201 sayılı Kanun'un 21 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca tebliğ edilmesi yerine, aynı Kanun'un 21 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca tebliğ edildiği anlaşılmakla, yapılan tebligatın usulüne uygun olmaması nedeniyle hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının usulüne uygun olarak kesinleştirilmediği görülmüştür. Bu nedenle sanık hakkındaki 5 yıllık denetim süresinin başlamadığı hususu gözetilmeyerek yazılı şekilde hükmün açıklanmasına karar verilmesi, hukuka aykırı bulunmuştur.

Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Aliağa 1.Asliye Ceza Mahkemesinin 10.09.2020 tarihli, 2020/379 Esas, 2020/545 Karar sayılı kararına yönelik sanık müdafinin temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğnameye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 15.02.2024 tarihinde karar verildi.