Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm her iki dava yönünden temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü:
Yapılan soruşturma, toplanan delillerle "evlilik birliğinin temelinden sarsılmasına neden olan olaylarda eşine şiddet uygulayan, hakaret eden davalı-karşılık davacı koca yanında, eşine şiddet uygulayıp hakaret eden davacı-karşılık davalı kadının da kusurlu olduğu, kocanın kadını affettiğine ya da en azından hoşgörü ile karşıladığına dair tanık beyanının duyumdan ibaret olup itibar edilemeyeceği" anlaşılmaktadır. Bu halde taraflar arasında ortak hayatı temelinden sarsacak derecede ve birliğin devamına imkân vermeyecek nitelikte bir geçimsizlik mevcut ve sabittir. Olayların akışı karşısında davalı-karşı davacı koca da dava açmakta haklıdır. Bu şartlar altında eşleri birlikte yaşamaya zorlamanın artık kanunen mümkün görülmemesine göre, davalı-karşılık davacının davasının da kabulü ile boşanmaya (TMK.md. 166/l) karar verilecek yerde, yetersiz gerekçe ile kocanın davasının reddi doğru bulunmamıştır.
Temyize konu hükmün yukarıda açıklanan sebeple BOZULMASINA, bozma sebebine göre kadının boşanma davası ve fer'ilerine yönelik temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, temyiz peşin harcının yatırana geri verilmesine, işbu kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere oybirliğiyle karar verildi.29.11.2012 (Prş.)