Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm, davacı (kadın) tarafından, kusur belirlemesi, tedbir ve yoksulluk nafakası ile tazminatlar yönünden temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü:
Davacının 11.06.2011 tarihli delil listesinde isim ve adreslerini gösterdiği tanıklardan F. ve G.A.dinlenmemiştir. Davacı bu tanıkların dinlenmesi isteğinden vazgeçmemiştir. davacı diğer tarafın kusurlu tutum ve davranışlarını ispatlamak için bu tanıkları gösterdiğine ve bunlardan da vazgeçmediğine göre, davacının gösterdiği yukarıda isimleri belirtilen tanıkların Hukuk Muhakemeleri Kanununun 243,244,245. maddelerinde gösterilen çerçevede usulünce çağrılıp dinlenmesi ve toplanan diğer delillerle birlikte değerlendirilerek tarafların kusur durumlarının tespiti, boşanmanın sonuçlarının buna göre düzenlenmesi gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması doğru bulunmamıştır.

Temyiz edilen hükmün yukarıda gösterilen sebeple BOZULMASINA, istek halinde temyiz peşin harcının yatırana geri verilmesine, işbu kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere oyçokluğuyla karar verildi. 29.11.2012 (Per.)

Yapılan tahkikat ve toplanan delillerden; davacının, nikah yaptıktan sonra davalı eşinin kendini arayıp sormadığı, müstakil konut açmadığı iddiası, dinlenen iki tanığının beyanıyla subata ermiş, davalının, davacı eşinin evlilik öncesi başka bir erkekle ilişki yaşadığı iddiası da davacı tarafça kabul ve ikrar edilmiştir.
Yerel mahkeme davacının evlilik öncesi başka bir erkekle ilişkisini kabul etmesi ve davacının iddiaları hakkında davacının dinlenen iki tanığının beyanıyla yeterli derecede bilgi edindiği gerekçesiyle, Hukuk Muhakemeleri Kanununun 241. maddesi çerçevesinde davacının iki tanığının dinlenilmelerinden vazgeçilmesine karar vermiştir.
Yerel mahkemenin davacı tanıklarından bir kısmını dinleyip bir kısmını Hukuk Muhakemeleri Kanununun 241. maddesi çerçevesinde dinlemekten vazgeçmesinde, usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı düşüncesindeyim.
Mahkemece; gösterilen tanıkların bir kısmının dinlenip bir kısmının dinlenmemesine karar verilebilmesi, tanığı gösteren tarafın tanığı dinletmekten vazgeçmesine bağlı değildir. Bunun tek koşulu tanıkların bir kısmının tanıklığı ile ispat edilmek istenen husus hakkında mahkemenin yeterli bilgi edinmesidir.
Yukarıda açıkladığım nedenlerden dolayı yerel mahkeme kararının onanması gerektiği düşüncesindeyim. Bu sebeple değerli çoğunluğun görüşüne katılmıyorum.