SUÇLAR: Hakaret, görevi kötüye kullanma

HÜKÜMLER: Beraat, mahkûmiyet

Katılanlar ... ve ...'in 15.07.2017 tarihli dilekçe ile sanık hakkındaki şikayetlerinden vazgeçtiklerini beyan ettikleri ancak Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) üzerinde yapılan incelemede dilekçe üzerinde yalnızca ...'in elektronik imzasının bulunduğu anlaşılmış, bu itibarla 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 237 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ...'in kamu davasında katılan sıfatının ortadan kalktığı anlaşılmakla mağdur ... vekilinin hükmü temyize hak ve yetkisinin olmadığı belirlenmiştir.
Sanık hakkında kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun'un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanunun 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu'nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Kanun'un 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenler katılan ... vekili, sanık müdafii ve O yer Cumhuriyet savcısının hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun'un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteklerinin süresinde olduğu, aynı Kanun'un 317 nci maddesi gereği temyiz isteklerinin reddini gerektirir sebeplerin bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ

1. Yerel Mahkemece sanık hakkında katılan ...'e yönelik olarak 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 125 inci maddesinin birinci fıkrasında düzenlenen hakaret suçundan 5271 sayılı Kanun'un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi uyarınca beraat,

2. Yerel Mahkemece sanık hakkında 5237 sayılı Kanun'un 257 nci maddesinin birinci fıkrasında düzenlenen görevi kötüye kullanma suçundan 5271 sayılı Kanun'un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi uyarınca beraat,

3. Yerel Mahkemece sanık hakkında mağdur ...'e yönelik hakaret suçundan 5237 sayılı Kanun'un 125 inci maddesinin üçüncü fıkrasının (a) bendi ve 62 nci maddesi uyarınca 6080 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.

4. Tebliğnamede, hakaret suçundan kurulan mahkumiyet hükmüne ilişkin olarak, karar tarihinden sonra yürürlüğe giren ve 5271 sayılı Kanunun 251 inci maddesinde düzenlenen basit yargılama usulüne ilişkin düzenleme ve Anayasa Mahkemesi kararı çerçevesinde hükmün bozulması gerektiği görüşü belirtilmiştir.

A. Katılanlar Vekilinin Temyiz İsteği
Kararın usul ve yasaya aykırı olduğuna vesaire ilişkindir.

B. Sanık Müdafiinin Temyiz İsteği
Hakaret suçundan verilen mahkumiyet hükmünün hatalı ve haksız olduğuna, suça konu sözlerin ...'e yönelik olmadığına, suça konu ifadelerin yer aldığı dilekçe bütün olarak incelendiğinde, sanığın aile mahkemesinde görülen davadaki müvekkiline, davacı tarafın yakınları ve aracıları tarafından söylenen bir cümlenin aptalca ve çocukça olarak nitelendirildiği, ...'e yönelik bir beyan olmadığına vesaire ilişkindir.

C. O Yer Cumhuriyet Savcısının Temyiz İsteği
Hakaret suçundan verilen mahkumiyet hükmünde, sanığın hakaret içeren dilekçesini mahkemeye ibraz ettiği, yargılamada gizlilik kararı bulunmaması sebebiyle 5237 sayılı Kanun'un 125 inci maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca cezada artırım yapılması gerektiğine, ayrıca ...'e yönelik iddianameye konu ifadelerin de hakaret suçunu oluşturduğuna, bu sebeple sanık hakkında beraat kararı yerine, hakaret suçundan kurulan mahkumiyet hükmünde zincirleme suç artırımının yapılması gerektiğine vesaire ilişkindir.

A. Sanık Hakkında ...'e Yönelik Hakaret Suçundan Verilen Mahkumiyet Hükmüne İlişkin
... Barosuna kayıtlı avukat olan sanık ...'in, davalı vekili sıfatıyla, mağdur avukat ... tarafından temsil edilen davacı katılan ... aleyhinde İstanbul Anadolu 15. Aile Mahkemesi'nin 2012/767 esasına kayden görülen boşanma davasında, dosyaya sunduğu 09.05.2013 havale tarihli davaya cevap dilekçesinde şikayetçi ...'e yönelik olarak "Hakaret ve dava dışında yaptığı hukuka aykırı davranışlarla mahkemeyi etki altına almak istemesini şiddetle kınıyoruz, resmen yalan söylemiş ve mahkemeyi yanıltmak suretiyle müvekkilinin beraat etmesini temin etmiştir, tazminat ödememek adına yalana başvurmuştur, kötü niyetli ve art niyeti ortadadır, cin olmadan adam çarpma kurnazlığı da görülmektedir, çocukça ve aptalca beyanda bulunmuştur." şeklindeki ifadelerle hakaret ettiği iddiasıyla açılan davada, sanığın "çocukça ve aptalca" şeklindeki sözlerle hakaret eylemini gerçekleştirdiği Mahkemece kabul edilmiştir.

B. Sanık Hakkında ...'e Yönelik Hakaret Suçundan Verilen Beraat Hükmüne İlişkin
Aynı dilekçede ...'e yönelik olarak "Davacının bunu kabullenmesi aldatmaktan daha büyük bir kepazeliktir, bu art niyeti reddediyoruz, bu suçlamaların nedeni yavuz hırsız tavrındandır, yalan ve hezeyan dolu tüm iddia ve teorilerini protesto ediyoruz, yeni bir yalan söylemektedir" şeklindeki sözlerle hakaret suçunu işlediği iddia edilmiştir.

C. Görevi Kötüye Kullanma Suçundan Verilen Beraat Hükmüne İlişkin
Sanığın açıklanan eylemleri ile görevi kötüye kullanma suçunu işlediği iddia edilmiştir.

A. Tebliğnamedeki Bozma Düşüncesi Yönünden
5271 sayılı Kanun'un 251 inci maddesinin birinci fıkrasında basit yargılama usulüne asliye ceza mahkemesince karar verilebileceğinin belirtilmesi ve aynı maddenin yedinci fıkrasında "Basit yargılama usulü (...) soruşturma veya kovuşturma yapılması izne ya da talebe bağlı olan suçlar hakkında uygulanmaz" hükmü uyarınca tebliğnamedeki basit yargılama usulünün uygulanması gerektiği yönündeki görüşe iştirak edilmemiştir.

B. Katılan ... Vekilinin Temyiz İsteği Yönünden
Katılanlar ... ve ...'in 15.07.2017 tarihli dilekçe ile sanık hakkındaki şikâyetlerinden vazgeçtiklerini beyan ettikleri ancak UYAP üzerinde yapılan incelemede dilekçe üzerinde yalnızca ...'in elektronik imzasının bulunduğu anlaşılmış, bu itibarla 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 237 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ...'in kamu davasında katılan sıfatlarının ortadan kalktığı anlaşılmakla, aynı Kanun'un 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği sanık hakkındaki hükümleri temyize hak ve yetkilerinin olmadığı, hükümlerin, karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun'un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun'un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu'nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesinin birinci fıkrası gereği resen temyize de tabi olmadığı anlaşılmakla, mağdur ... vekilinin temyiz isteğinin reddine karar verilmesi gerektiği anlaşılmıştır.

C. Sanık Hakkında Görevi Kötüye Kullanma ve Katılan ...'e Yönelik Hakaret Suçlarından Verilen Beraat Hükümlerine İlişkin

1. Sanığın yargılama konusu eylemleri için, 5237 sayılı Kanun'un 257 nci maddesinin birinci fıkrası ve 125 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca belirlenecek cezaların türü ve üst haddine göre aynı Kanun'un 66 ncı maddesinin birinci fıkrasının (e) bendi gereği 8 yıllık olağan zamanaşımının öngörüldüğü anlaşılmıştır.
2. 5237 sayılı Kanun'un 67 nci maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi uyarınca zamanaşımı süresini kesen son işlemin 13.03.2015 tarihli sanığın sorgusu olduğu ve bu tarihten temyiz incelemesi tarihine kadar 8 yıllık olağan zamanaşımının gerçekleşmiş olduğu belirlenmiştir.

D. Sanık Hakkında Mağdur ...'e Yönelik Hakaret Suçundan Verilen Mahkumiyet Hükmüne İlişkin
Hakaret fiillerinin cezalandırılmasıyla korunan hukuki değer, kişilerin onur, şeref ve saygınlığı olup, bu suçun oluşabilmesi için, davranışın kişiyi küçük düşürmeye matuf olarak gerçekleşmesi gerekmektedir. Bir hareketin tahkir edici olup olmadığı bazı durumlarda nispi olup, zamana, yere ve duruma göre değişebilmektedir. Kişilere yönelik her türlü ağır eleştiri veya rahatsız edici sözlerin hakaret suçu bağlamında değerlendirilmemesi, sözlerin açıkça, onur, şeref ve saygınlığı rencide edebilecek nitelikte somut bir fiil veya olgu isnadını veya sövme fiilini oluşturması gerekmektedir.
Somut olayda, davaya konu ifadelerin bulunduğu dilekçenin bütünü incelendiğinde, sanığın sarf ettiği kabul edilen sözlerin muhatabının mağdur ... olmadığına ilişkin sanık savunmasına ne suretle itibar edilmediği tartışılmadan; ayrıca bu sözlerin 5237 sayılı Kanun'un 128 inci maddesinde düzenlenen iddia ve savunma dokunulmazlığı kapsamında kaldığı, muhatabın onur, şeref ve saygınlığını rencide edici boyutta olmayıp, rahatsız edici, kaba ve nezaket dışı hitap tarzı niteliğinde olduğu ve dolayısıyla hakaret suçunun unsurlarının oluşmadığı gözetilmeden mahkumiyet kararı verilmesi,
Nedenleriyle hukuka aykırılık görülmüştür.

A. Mağdur ... Vekilinin Temyiz İsteği Yönünden

Gerekçe bölümünün (B) bendinde açıklanan nedenle Yerel Mahkemenin kararına yönelik mağdur ... vekilinin temyiz isteğinin, 1412 sayılı Kanun'un 317 nci maddesi gereği, Tebliğnameye aykırı olarak, oy birliğiyle REDDİNE,

B. Sanık Hakkında Görevi Kötüye Kullanma ve Katılan ...'e Yönelik Hakaret Suçundan Verilen Beraat Hükümlerine İlişkin

Gerekçe bölümünün (C) bendinde açıklanan nedenlerle Yerel Mahkemenin kararına yönelik, katılan ... vekili ve O yer Cumhuriyet savcısının temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükümlerin, 1412 sayılı Kanun'un 321 inci maddesinin birinci fıkrası gereği BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun'un 322 nci maddesinin birinci fıkrasının (1) numaralı bendinin verdiği yetkiye dayanılarak sanık hakkındaki kamu davalarının 5271 sayılı Kanun'un 223 üncü maddesinin sekizinci fıkrası gereği gerçekleşen zamanaşımı nedeniyle, Tebliğnameye aykırı olarak, oy birliğiyle DÜŞMESİNE,

C. Sanık Hakkında ...'e Yönelik Hakaret Suçundan Verilen Mahkûmiyet Hükmüne İlişkin

Gerekçe bölümünün (D) bendinde açıklanan nedenlerle Yerel Mahkemenin kararına yönelik sanık müdafii ve O yer Cumhuriyet savcısının temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun'un 321 inci maddesi gereği, Tebliğnameye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
06.12.2023 tarihinde karar verildi.