Mahkûmiyet

Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun'un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun'un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu'nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun'un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteklerinin süresinde olduğu, aynı Kanun'un 317 nci maddesi gereği temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ

1. Mudanya Asliye Ceza Mahkemesinin 18.12.2012 tarihli, 2012/109 Esas, 2012/500 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında hakaret suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 125 inci maddesinin üçüncü fıkrasının (a) bendi ile dördüncü fıkrası, 43 üncü maddesinin ikinci fıkrası delaletiyle birinci fıkrası ve 62 nci maddeleri uyarınca 1 yıl 2 ay 17 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hükmün 5271 sayılı Kanun'un 231 inci maddesi uyarınca açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmiştir.

2. Yerel Mahkemece sanık hakkında açıklanması geri bırakılan hüküm, sanığın denetim süresi içerisinde kasıtlı suç işlemesi sebebiyle yukarıdaki fıkrada belirtildiği şekilde aynen açıklanmıştır.

Sanık ve müdafiinin temyiz istemleri, kararın usul ve Yasaya aykırı olduğu, eksik araştırma ve inceleme yapıldığı, tanık dinletme olanağı tanınmayarak savunma hakkının ihlal edildiği, cezanın tür ve tayininin yanlış uygulandığı, iddia makamının lehine olan delilleri toplamadığı, lehe hükümlerin uygulanmadığı, açıklanan ve resen dikkate alınacak nedenlerle kararın bozulması gerektiğine vesaire ilişkindir.

Sanığın motosikleti ile seyir halinde iken polis memuru olan katılanların sesli ve ışıklı ikazlarına rağmen kontrol noktasında durmadan kaçtığı, diğer temyiz dışı sanık H. Y.'nin de kontrol noktasına gelmeden motorunu park edip yanından ayrıldığı, durumdan şüphelenen katılanların motorun yanına gelip sorgusunu yaptıkları esnada sanığın katılanların yanına geldiği ve evraklarının istenmesi üzerine katılanlara hitaben sinkaflı sözler söyleyerek hakaret suçunu işlediği iddia ve kabul olunmuştur.

1. Katılanların istikrarlı ve birbirleriyle uyumlu beyanları, olay tutanağı içeriği, tanık S. A. ile tutanak tanıklarının beyanları, görevlendirme belgesi, sanığın adli sicil kaydı ve tüm dosya kapsamı bütün olarak değerlendirildiğinde; hakaret suçunun sübuta erdiğinin kabulü ile sanığın mahkumiyetine ve lehe hükümlerin uygulanmama gerekçesine dair Mahkemenin takdir ve gerekçesinde bir hukuka aykırılık bulunmadığı ve savunma hakkının kısıtlanması sonucuna neden olacak koşulların incelemeye konu olayda gerçekleşmediği anlaşılmakla, sanık ve müdafiinin temyiz sebepleri yerinde görülmemiştir.

2. Sanığa yükletilen hakaret eylemiyle ulaşılan çözümü haklı kılıcı zorunlu öğelerinin ve bu eylemin sanık tarafından işlendiğinin Kanuna uygun olarak yürütülen duruşma sonucu saptandığı, bütün kanıtlarla aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların temyiz denetimini sağlayacak biçimde ve eksiksiz sergilendiği, özleri değiştirilmeksizin tartışıldığı, vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı,
Eylemin doğru olarak nitelendirildiği ve Kanun'da öngörülen suç tipine uyduğu,
Cezanın kanuni bağlamda uygulandığı,
Anlaşıldığından sair yönlerden yapılan incelemede de hukuka aykırılık görülmemiştir.

Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Yerel Mahkemece verilen hükümde öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden sanık ve müdafinin temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
06.12.2023 tarihinde karar verildi.