SUÇLAR: Parada sahtecilik, başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerinin kullanılması

HÜKÜMLER: Mahkûmiyet

Sanık hakkında kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteğinin süresinde olduğu, temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ

1. Düzce Cumhuriyet Başsavcılığının 21.08.2015 tarihli iddianamesiyle sanık hakkında, parada sahtecilik ve başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerinin kullanılması suçlarından cezalandırılması istemiyle dava açılmıştır.

2. Düzce 1.Ağır Ceza Mahkemesinin, 17.03.2016 tarihli kararıyla, sanık hakkında, parada sahtecilik suçundan 3 yıl hapis ve 2.000,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına; başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerinin kullanılması suçundan ise 1 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına ve cezasının mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine karar verilmiştir.

Sanığın temyiz isteği; sübuta ve hükmün müdafinin yokluğunda verildiğine ilişkindir.

Dava konusu olay, sanığın 12.07.2014 günü katılan ...'a ait dükkandan sahte 10,00 TL para ile alış veriş yaptığı, bu olaydan 6 gün sonra yakalandığında kardeşi olan şikayetçi ... ismiyle tanıttığı, ifadesinin alınmasının ardından serbest kaldığı, 05.08.2014 günü şikayetçi ...'nun pompacı olarak çalıştığı benzin istasyonundan yakıt alarak karşılığında 2 adet sahte 20,00 TL para verdiğine ilişkindir.

A. Sanık hakkında parada sahtecilik suçundan kurulan hüküm yönünden;
Sanığın ilk eylemini gerçekleştirdikten sonra yakalanıp ifadesinin ardından serbest kalması ile fiili kesintinin gerçekleştiği, yenilenen suç kastı ile işlediği ikinci eyleminin ayrı bir suç oluşturduğu bu nedenle parada sahtecilik suçundan iki kez cezalandırılması gerektiğinin gözetilmemesi, aleyhe temyiz bulunmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.

1. Dosya kapsamında yer alan, mağdur, katılan ve şikayetçi beyanları, Türkiye Cumhuriyeti ... Bankasının 12.09.2014 tarihli raporları, sanığın ikrara dayalı savunması ve tüm deliller birlikte değerlendirildiğinde, sahte olarak üretilmiş paraları piyasaya süren sanığın üzerine atılı suçu işlediği anlaşılmakla, Mahkemece verilen kararda hukuka aykırılık bulunmamıştır.

2. Suç tarihinde 18 yaşını dolmuş olan, zorunlu müdafii şartları oluşmayan ve yargılama esnasında müdafi istemediğini beyan eden sanığa Mahkemece müdafi atanmamış olmasında bir isabetsizlik görülmemiş, sanığın hükmün müdafi yokluğunda verildiğine ilişkin temyiz nedeni yerinde görülmemiştir.

3. Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemlerin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanığın yerinde görülmeyen diğer temyiz sebepleri de reddedilmiştir.

B. Sanık hakkında başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerinin kullanılması suçundan kurulan hüküm yönünden;
Suç tarihinin, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 250 nci maddesinin birinci fıkrasında 08.07.2021 tarihinde yapılan değişiklikten öncesine ait olmakla;
Anayasa Mahkemesi'nin, 02.08.2022 gün ve 31911 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 21.04.2022 gün ve 2020/87 Esas, 2022/44 sayılı kararı ile; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'na 17.10.2019 tarih ve 7188 sayılı Kanun'un 31. maddesiyle eklenen geçici 5. maddenin (d) bendinde yer alan "...kovuşturma evresine geçilmiş, hükme bağlanmış..." ibaresinin "...seri muhakeme usulü..." yönünden Anayasaya aykırı olduğuna ve iptaline karar verilmiş olması ve yargılama konusu suçun seri muhakeme usulüne tabi olması karşısında, sanık hakkında 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 250 nci maddesinde düzenlenen seri muhakeme usulünün uygulanabilmesi için yerel mahkemece dosyanın Cumhuriyet Başsavcılığı'na tevdii edilmesinde zorunluluk bulunması nedeniyle mahkemece verilen karar hukuka aykırı bulunmuştur.

A.Sanık hakkında parada sahtecilik suçundan kurulan hüküm yönünden;

Gerekçe bölümünde (A) bendinde açıklanan nedenlerle Düzce 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 17.03.2016 tarihli kararında sanık tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden sanığın temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,

B.Sanık hakkında başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerinin kullanılması suçundan kurulan hüküm yönünden;

Gerekçe bölümünde (B) bendinde açıklanan nedenle sanığın temyiz istemi yerinde görüldüğünden Düzce 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 17.03.2016 tarihli kararının 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 321 nci maddesinin birinci fıkrası gereği sair yönleri incelenmeksizin Tebliğnameye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 06.12.2023 tarihinde karar verildi.