İstinaf Başvurusunun Kısmen Kabulü
SAYISI: 2019/27 Esas, 2019/656 Karar
Taraflar arasındaki tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın aktif husumet yokluğundan usulden reddine karar verilmiştir.
Kararın davacılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile esas hakkında karar verilmek üzere kararın kaldırılmasına ve ... yönünden davanın kabulüne karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
Davacılar vekili dava dilekçesinde; davacıların karı-koca olduğunu, davacılardan ...'a ait araç ile ...'nın kazaya karıştığını, aracın davalı ... A.Ş tarafından hem kasko hem de trafik sigortası ile sigortalandığını, kazada yaralanan kişinin açtığı davalar nedeni ile davacıların tazminatlar ödediğini, SGK tarafından Antalya 1. İş Mahkemesinin 2013/718 esas sayılı dosyasında kazanın iş kazası olması nedeniyle davacılardan ...'a dava açıldığını, müvekkilinin davayı davalı ... şirketine ihbar ettiğini, mahkemece 49.702,24 TL peşin değerli gelir ile 449,28 TL geçici iş göremezlik tutarının tahsiline karar verildiğini, kararın taraflarınca temyiz edildiğini, kararın Yargıtayca onandığını, Antalya 5. İcra Dairesinin 2016/13291 esas sayılı dosyası ile icra takibine geçildiğini, müvekkillerinin yasal faiz, yargılama gideri ve vekalet ücretleri ile birlikte 94.642,00 TL ödeme yaptığını ileri sürerek fazlaya dair hakları saklı kalmak üzere 86.653,20 TL için ödeme tarihi olan 20.12.2016 tarihinden itibaren işleyecek, 2.784,80 TL için ödeme tarihi olan 27.01.2017 tarihinden itibaren işleyecek, 5.204,00 TL için ödeme tarihi olan 01.08.2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacılara verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde; aracın davalı ... tarafından 17/03/2007-2008 vadeli ZMMS poliçesi ile sigortalandığını, davanın müvekkili sigorta şirketi ile kendi sigortalısı arasındaki poliçeden kaynaklı olduğunu, poliçe düzenlenmesinin tüketici işlemi olduğunu, davacıların müvekkili şirket ile olan ilişkileri bakımından tüketici konumunda bulunduğunu, bu nedenle görevli mahkemenin Antalya Tüketici Mahkemesi olduğunu, görevsizlik kararı verilmesini talep ettiklerini, tedavi masraflarından SGK'nın sorumlu olduğunu, dava tarihinden önce temerrütün oluşmadığını, müvekkili sigorta şirketinin sigorta poliçesindeki limitler dahilinde sigortalının kusuru oranında tazminattan sorumlu olduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacılardan ... ile davalı ... arasında araca ilişkin ZMMS poliçesi düzenlendiği, diğer davacı eş Hatice ...'nın sigortalı aracın sürücüsü olduğu sırada trafik kazasının meydana geldiği, davacı ... aleyhine söz konusu trafik kazasında zarar gören adına Antalya 1. İş Mahkemesinin 2013/718 Esas sayılı dosyası ile tazminat davası açıldığı ve hükmedilen tazminatın bu davacı tarafından ödendiği, davacıların üçüncü kişiye ödenen tazminatın tahsili istemiyle davalı ... şirketine karşı dava açtığı, dava konusu sigorta poliçesinin davalı ... ile davacı ... arasında düzenlendiği, davacı ...'nın poliçeye taraf olmadığı ve ödemelerin bu davacı tarafından yapıldığı, davacı ... tarafından herhangi bir ödeme yapılmamış olduğu, bu nedenle davacıların sigorta şirketine karşı açtıkları davada aktif husumetinin bulunmadığı gerekçeleriyle, davanın aktif husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
Davacılar vekili istinaf dilekçesinde; davacıların karı koca olduğunu, davaya karışan aracın sigortalı olduğunu, icra dosyasında ödeme makbuzunda sadece davalı ...'nin adının yazmasının sigortacının tazminat sorumluluğunu ortadan kaldırmadığını, İlk Derece Mahkemesi kararının hukuka aykırı olduğunu belirtmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile SGK tarafından iş kazası nedeniyle görülen davada davalı ... şirketine ZMSS poliçesi kapsamında üçüncü kişi konumundaki SGK'nın zararının karşılanması gerektiği hususunun ihbar edildiği, dava dışı SGK'nın iş kazası nedeniyle açtığı tazminat davasında sigorta şirketine ve işletene husumet yöneltmemesinin davalı ... şirketinin poliçe nedeniyle üçüncü kişilere karşı olan sorumluluğunu ortadan kaldırmadığı, üçüncü kişinin zararından işleten, sürücü ve sigorta şirketinin müteselsilen sorumlu olduğu, davacıların karı koca olduğu, davacı ... tarafından aile birliği içinde icra aşamasında yapılan ödemenin malik işleten adına yapıldığının kabul edilmesinin hakkaniyete daha uygun olacağı, aksinin kabulü sigorta şirketinin poliçe nedeniyle üçüncü kişilerin uğradığı zararları karşılama yükümlülüğünün ortadan kaldırılması anlamına geleceğinden davacı ... vekilinin istinaf başvurusunun esastan kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve davanın bu davacı yönünden kabulüne, davacı ... tarafından açılan davanın aktif husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
Davalı vekili temyiz dilekçesinde; davacılar farklı gerçek kişiler olup her birisinin kendi adına ve hesabına hak ve borç doğuran işlemler yapabileceğini, davalılardan biri tarafından kendi adına yapmış olduğu bir işlemin sadece aile bağları gözetilerek diğer davalı adına yapıldığının kabulünün doğru olmadığını, davaya konu poliçe davalı ... ile davacı ... arasında düzenlenmiş olup davacı ...'ın bu poliçeye taraf olmadığını, icra dosyasına yapılan ödemelerin ... tarafından kendi adına ve hesabına yapıldığını, sigorta sözleşmesinden kaynaklı rücu talebi ancak sözleşmeye taraf olan tarafından davalı ... şirketine yöneltebilecek iken sözleşmeye taraf olmayan diğer davacı tarafından yöneltilen talepler yönünden sigorta şirketinin sorumluluğu bulunmadığını, 25.02.2011 tarihinde Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 13.02.2011 tarih 6111 sayılı Yasanın 59. maddesi ile 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununun değişen 98. Maddesi gereğince trafik kazalarındaki acil sağlık ve tedavi hizmet bedellerinin Sosyal Güvenlik Kurumundan karşılanacağını, bu nedenle tedavi masraflarından SGK'nın sorumlu olduğunu, gerekçeli kararın hangi kusur raporuna dayandığının belli olmadığını, hesaplamaya esas olmak üzere Adli Tıp Kurumu'ndan kusur durumlarını belirten kusur raporu alınması gerektiğini, kararda rücu şartları açısından hiçbir değerlendirme yapılmadığını, rücu şartlarından birisinin mevcut olması halinde sigortalının uyuşmazlık konusu miktarı talep edemeyeceğini, dava öncesinde davacı kurum tarafından davalı ... şirketine başvuru yapılmadığından davalının davadan önce temerrüde düştüğünün kabul edilmesinin doğru olmadığını belirterek kararı temyiz etmiştir.
davalı ... tarafından hem Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası (ZMSS) Poliçesi ile hem de kasko poliçesi ile teminat altına alınan aracın karıştığı trafik kazası sonucu hak sahiplerine Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından ödenen tazminatın davacı sürücüden rücuen tahsili sonrasında araç maliki ve sürücüsü olan davacılar tarafından davalı ... şirketinden rücuen tahsili talebine ilişkindir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu 85,89,90,91 inci maddeleri, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu 54 üncü maddesi, Zorunlu Mali Mesuliyet Sigortası Genel Şartları.
Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Açıklanan sebeplerle,
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz eden davalıya yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
06.12.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.