Mahkumiyet

Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ

1. Söke Cumhuriyet Başsavcılığının 19.11.2015 tarihli iddianamesi ile sanık hakkında parada sahtecilik suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 197 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca dava açılmıştır.

2. Söke 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 24.05.2016 tarihli kararı ile sanık hakkında parada sahtecilik suçundan 5237 sayılı Kanun'un 197 nci maddesinin birinci fıkrası, 52 nci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca 2 yıl hapis ve 100,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.

Sanığın temyiz isteği;
Herhangi bir sebebe dayanmamıştır.

1. Dava konusu olay, sanığın sahte para tedavüle koyduğu iddiasına ilişkindir.

2. Suçtan zarar görenin, işlettiği markete giden sanığın yaptığı alışveriş karşılığında vermiş olduğu 200,00 TL'lik banknotun sahte olduğunu anlaması üzerine çevreye bakındığında şahsı pazar yerinde gördüğünü, sattığı malı geri aldığını ancak para üstünü alamadığını belirterek müracaatta bulunduğu belirlenmiştir.

3. T.C. ... Bankası İzmir Şubesinin 22.09.2015 tarihli Sahte Banknot / Efektif / Değerli Kağıt İnceleme ve Değerlendirme raporu ile bir adet B214 658 425 seri numaralı 200,00 TL'lik banknotun sahte olduğu, aldatma kabiliyetinin olduğu, yapılışındaki özen ve ustalık derecesi nedeniyle sahte olduğunun ilk bakışta herkes tarafından kolaylıkla anlaşılamayacağı, para destesi veya paketi içinde yer alması durumunda sahte olduğunun ilk bakışta herkes tarafından kolaylıkla anlaşılmasının mümkün olmadığı, uzmanlarca veya veznedarlar gibi para işinin bir parçası olan insanlarca sahte olduğunun anlaşılacağı belirlenmiştir.

1. Suçtan zarar görenin anlatımları, sanığın aşamalardaki çelişkili savunmaları, ... Bankası raporu ve dava dosyası kapsamındaki tüm deliller birlikte değerlendirildiğinde, sanığın suçtan zarar görene ait işyerinden aldığı ürünler karşılığında tedavüle koyduğu paranın sahteliğini bildiğine dair Mahkemenin kabulünde bir isabetsizlik görülmemiş ve sanık hakkında kurulan hükümde hukuka aykırılık bulunmamıştır.

2. Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanığın yerinde görülmeyen diğer temyiz sebepleri de reddedilmiştir.

Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle Söke 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 24.05.2016 tarihli kararında sanık tarafından ileri sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden sanığın temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğnameye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 06.12.2023 tarihinde karar verildi.