Mahkûmiyet
7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun 10 uncu maddesinin ikinci fıkrası, “Bilinen en son adresin tebligata elverişli olmadığının anlaşılması veya tebligat yapılamaması hâlinde, muhatabın adres kayıt sisteminde bulunan yerleşim yeri adresi, bilinen en son adresi olarak kabul edilir ve tebligat buraya yapılır.” hükmü ile gerçek kişilere yapılacak tebligat ile ilgili olarak, en son adrese yapılan tebligatın, bila tebliğ iade edilmesi halinde, iki aşamalı bir yöntemin benimsendiği dikkate alınarak yapılan ön incelemede;
Sanığın bildirmiş olduğu adrese yapılan, gerekçeli karara ilişkin tebligatın, bila tebliğ iade olması üzerine, sanığın MERNİS adresine tebligat çıkarıldığı ve kararın, 01.08.2016 tarihinde, Tebligat Kanunun 21 inci maddesinin ikinci fıkrasına göre usulüne uygun bir şekilde tebliğ edildiği, sanığın ise temyiz dilekçesini 07.09.2016 tarihinde sunduğu, gerek 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu'nun (1412 sayılı Kanun) 310 uncu maddesinde belirtilen bir haftalık yasal süre, gerek ise tebliğ tarihinin adli tatile denk gelmiş olması nedeni ile 1412 sayılı Kanun'un 423 üncü maddesi gereği, "sürenin, tatilin bittiği günden itibaren üç gün uzatılmış sayılacağı" dikkate alındığında, temyiz talebinin süresinde olmadığı ve hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 305 inci maddesinin birinci fıkrası gereği re’sen de temyize tabi olmadığı tespit edilmekle gereği düşünüldü:
Ön inceleme bölümünde açıklanan nedenle sanığın temyiz isteğinin, 1412 sayılı Kanun’un 317 nci maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle REDDİNE,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 06.12.2023 tarihinde karar verildi.