Yukarıda tarih ve numarası yazılı Mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki temyiz eden tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden Daire'ye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü:
Davacı 3. kişi vekili, müvekkillerinin bu icra takibi ile hiç bir ilgilerinin olmamasına rağmen borçlu firmanın borçlarından dolayı müvekkiline hacze gelinerek kendilerine ait bir çok menkulün haczedildiğini, haczedilen menkullerin kendilerine ait olduğunu belirterek istihkak davalarının kabulü ile mahcuzlar üzerindeki hacizlerin kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı alacaklı vekili süresi içinde verdiği cevap dilekçesinde, davanın asıl icra takibi yapılan yerdeki icra mahkemesinde açılması gerektiğini belirterek yetki itirazında bulunmuş ve devamında davanın reddini istemiştir.
Mahkemece yapılan yargılama sonunda, davalının yetki itirazında bulunduğu, davaya bakma yetkisinin...Mahkemeleri olduğu gerekçesi ile mahkemenin yetkisizliğine karar vermiş bu karar davacı 3. kişi tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, üçüncü kişinin İİK’nun 96. vd. maddeleri uyarınca açtığı “istihkak” davası niteliğindedir.
Dava, 6100 sayılı HMK'nun yürürlüğe girmesinden sonra açılmış olup bu Kanun’da 1086 sayılı HUMK’nun 512. maddesine paralel bir düzenleme getirilmemiştir. Bu durumda İİK’nun yetkiye ilişkin 4 ve 50. maddeleri ayrıca 6100 sayılı HMK’nun 5 ve 6. maddeleri uyarınca genel yetki kuralının uygulanması gerekir. Buna göre istihkak davalarının asıl icra takibinin yapıldığı yer mahkemesi ile davalının yerleşim yeri mahkemelerinde açılması mümkündür. HMK’nun 7/1. maddesi gereğince davalının birden fazla olması halinde davanın, bunlardan birinin yerleşim yeri mahkemesinde açılması mümkündür. Aksi halde HMK’nun 19,331. maddeleri uyarınca yetkisizlik kararı verilmesi gerekir.
Davalı alacaklı taraf cevap dilekçesinde yetki itirazında bulunmuştur. Davalı borçlunun yerleşim yeri Konya sınırları içinde olup, dava da yine davalı borçlunun yerleşim yeri olan Konya'da açılmıştır. Bu durumda yetki itirazının reddi ile işin esasına girilerek karar verilmesi gerekirken, yazılı biçimde hüküm kurulması hatalı olmuştur.
Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı 3. kişi vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün İİK'nun 366 ve 6100 sayılı HMK'nun Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, İİK'nun 366/3. maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 10 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine ve 25,20 TL peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 20.06.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.