Taraflar arasındaki İlk Derece Mahkemesinde görülen ve istinaf incelemesinden geçen tazminat davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesince Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararı davacı ve davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin yolcu olarak bulunduğu davalıya sigortalı aracın 26.01.2014 tarihinde yaptığı kaza neticesinde davacının malul kaldığını, bir kısım ödeme yapılmış ise de yeterli olmadığını belirterek belirsiz alacak davası olarak ikame ettikleri davada şimdilik sürekli iş göremezlik tazminatı ve geçici iş göremezlik tazminatı için 2.200,00 TL tazminatın temerrüt tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan talep etmiş, 21.11.2017 tarihinde dava değerini 179.305,28 TL olarak artırmıştır.
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacıya 05.08.2015 tarihinde 73.701,60 TL ödeme yapıldığını bu nedenle davanın reddi gerektiğini, kusur oranı ve poliçe limiti ile sınırlı olarak sorumlu olduklarını, kusur raporu alınması gerektiğini, maluliyetin Adli Tıp Kurumundan alınacak rapor ile ispatını talep ettiklerini, bilirkişi incelemesi sırasında ödeme tarihindeki verilerin dikkate alınmasını, ödenenin güncel değerinin tenzili gerektiğini, aktüer sicile kayıtlı bilirkişiden rapor alınmasını, bilinen gelir üzeriden hesaplama yapılmasını aksi takdirde asgari ücretin dikkate alınmasını, hatır taşıması indirimi yapılması gerektiğini davacının müterafık kusurunun bulunup bulunmadığının belirlenmesini, dava tarihinden itibaren yasal faizden sorumlu olabileceklerini savunarak davanın reddini istemiştir.
İlk Derece Mahkemesinin 11.12.2017 tarih ve 2016/745 Esas, 2017/949 Karar sayılı kararı ile, Ankara Üniversitesi Ana Bilim Dalı Başkanlığınca düzenlenen 06.06.2017 tarihli raporda kaza nedeniyle davacının 6 ay süre ile geçici işgöremezlik halinde kaldığı ve kaza dolayısıyla vücut genel çalışma gücünden daimi olarak % 45 oranında kayba uğradığı, SGK hizmet dökümüne göre davacının asgari ücret aldığı, 10.11.2017 havale tarihli raporda PMF Yaşam Tablosuna göre davacının yaşı ve bakiye ömrü ile geliri, maluliyet oranı ve diğer hususlar nazara alınarak yapılan hesaplamaya göre davalı ... tarafından 12.10.2016 tarihinde yapılan ödemenin davacının zararını karşılamadığı ve bu nedenle ödenen miktarın hesap tarihine kadar işletilen yasal faizi ile birlikte hesap edilen geçici ve kalıcı işgücü kaybı tazminatından mahsubu sonucu toplam 207.065,77 TL bakiye tazminat alacağının bulunduğu, ancak sigorta bakiye limitinin 179.305,28 TL olduğu ve bu miktar kadar davalının sorumlu olduğu, davalının müterafık kusur ve hatır taşımasına yönelik indirim talebi mevcut ise de davacının emniyet kemerinin takılı olmadığına ilişkin ve hatır için taşındığına dair delil olmadığından bu yönde yapılan taleplerin reddine karar verildiği gerekçesiyle davanın kabulü ile 179.305,28 TL'nin 05.08.2015 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 26. Hukuk Dairesinin 18.04.2019 tarih ve 2018/820 Esas, 2019/787 Karar sayılı kararı ile; davanın trafik kazasında yaralanmadan kaynaklı geçici ve sürekli iş göremezlik tazminatı talebine ilişkin olduğunu, davacının maluliyetinin belirlenmesi maksadı ile alınan raporun usul ve yasaya uygun olduğunu, davalı vekilinin hatır taşıması nedeni ile indirim yapılması talebinde bulunmuş ise de bu iddiaya dair delil ibraz etmediği gerekçesi ile davalının istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
1. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
2. Yargıtay (Kapatılan) 17 Hukuk Dairesinin 08.09.2020 tarihli ve 2019/3489 Esas, 2020/4960 Karar sayılı ilamı ile; "Somut olayda; davacı vekilince dava dilekçesi ekinde sunulan Uşak Devlet Hastanesinin 16.12.2010 tarihli sağlık kurulu raporunda davacının %27 özür oranına sahip olduğu belirtilmiş; mahkemece Ankara Üniversitesi Adli Tıp Kurumundan alınan raporda, davacının Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliğine göre %45 oranında genel çalışma gücü kaybı ve 6 ay iyileşme süresinin olduğu belirtilmiştir. Davalı vekilinin maluliyet oranlarına yönelik itirazının olmasına, davacıda oluşan maluliyete ilişkin yapılan değerlendirmeler arasında çelişki bulunmasına ve kaza tarihi itibariyle esas alınmayacak yönetmeliğe göre Adli Tıp Kurumunca rapor düzenlenmesine rapora gerekçe yapılan yönetmeliğin hangi nedenlerle esas alındığı gerekçelendirilmemiş olamasına göre, davacının davaya konu kazaya ilişkin tüm tedavi evraklarının getirtilerek Adli Tıp Kurumu 3. İhtisas Kurulundan olay tarihinde yürürlükte olan Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliğinin tartışıldığı uygun çelişkiyi giderecek yeni bir rapor alınarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ve araştırma sonucu hüküm kurulması doğru görülmemiştir....
Somut olayda, davacı yolcu konumundadır. Davalı vekili cevap dilekçesinde; olayda hatır taşıması olduğunu savunmuş, İlk Derece Mahkemesince hatır taşıması hususunda delil olmadığı gerekçesiyle tazminattan indirim yapılmamıştır. Ancak, soruşturma dosyasında dava dışı araç sürücüsü ve diğer yolcular ile bizzat davacı asil, arkadaşları ile yola çıktıklarını, sonrasında kazanın meydana geldiğini belirtmişlerdir. Bu durumda mahkemece olayda hatır taşıması bulunduğunun kabulü gerekir. Ücretli taşındığı veya yakın akraba oldukları savunulup ispat edilmemiştir. Somut olay gözönüne alınarak tazminattan %20 oranında hatır taşıması indirimi yapılması gerekirken yazılı olduğu şekilde karar verilmesi doğru olmayıp bozmayı gerektirmiştir." gerekçesiyle karar bozularak dosya İlk Derece Mahkemesine gönderilmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; bozmaya uyularak yargılamaya devam edildiği, bozma gereğince davacının dosyada bulunan raporlar arasındaki çelişkiyi giderecek şekilde İstanbul ATK 2. İhtisas Kurulundan alınan 29.09.2021 tarihli raporda 25.01.2014 tarihinde meydana gelen kazaya bağlı yaralanmanın Maluliyet Tespit İşlemleri Yönetmeliği ile bu yönetmelik kapsamında yer almayan bölüm cetvel ve listeler için 11.10.2008 tarihli Resmi Gazetede yayımlanan Çalışma Gücü ve Meslekten Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği hükümleri kullanılarak E cetveline göre %40 oranından meslekten kazanma gücünü kaybettiği ve iyileşme süresinin olay tarihinden itibaren 18 aya kadar uzayabileceğinin belirtildiği, hesap bilirkişisinden alınan 03.12.2021 tarihli raporda öncelikle davacının Mahkemece verilen hükmü istinafa ve temyize götürmediği, istinafa ve de temyize giden davalı lehine usuli kazanılmış hak oluştuğu, önceki rapor tarihi itibariyle hesaplamaya esas alınan kriterler kullanılarak ve de bozma sonrası alınan maluliyet raporundaki %40 meslekten kayıp oranı ile 18 aylık geçici iş görmezlik süresi gözetilerek yapılan hesaplamada sigorta şirketi tarafından yapılan ödemenin zararı karşılamadığı gözetilerek, hesap edilen kalıcı işgücü kaybı zararının 297.838,63 TL olduğu ve bundan güncellenen ödeme miktarı 88.694,72 TL'nin mahsubu neticesinde daimi iş görmezlik zararının 209.143,91 TL ve geçici iş görmezlik zararının 16.244,87 TL olduğu hesap edildiğini, ancak bozmadan önceki raporun davacı tarafından toplam 179.305,28 TL tazminat miktarının benimsendiği ve bu miktarda ıslah yapıldığı ve davalının usulü kazanılmış hakkı da dikkate alınarak 179.305,28 TL tazminat miktarı üzerinden %20 hatır taşıması indirimi yapılmak suretiyle davanın kısmen kabulü ile 160,00 TL geçici iş göremezlik tazminatı, 143.284,22 TL sürekli iş göremezlik tazminatı olmak üzere toplam 143.444,22 TL'nin 05.08.2015 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili ve davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
1. Davacı vekili; zarar miktarının poliçe limitinin üzerinde olduğu, hatır taşıması indiriminin dava değeri üzerinden yapılmasının hatalı olduğunu belirtmiştir.
2. Davalı vekili; ödeme yaptıklarını, sorumluluklarının kalmadığını, %40 oranında hatır taşıması indirimi yapılması gerektiğini belirtmiştir.
davalı ... şirketi tarafından Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası (ZMSS) Poliçesi ile teminat altına alınan aracın karıştığı 26.01.2014 tarihli trafik kazası sonucu yaralanıp malul kalan davacı yolcunun uğradığı zarar nedeniyle sürekli iş göremezlik ve geçici iş göremezlik tazminatı talebine ilişkindir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 51,52 ve 54 üncü maddeleri, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 85,87,89,90 ve 99 uncu maddeleri,Karayolları Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları.
1. Temyizen incelenen İlk Derece Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; bozma kararı gereği %20 oranında hatır taşıması indirimi yapılmasının yerinde olmasına, davacının 18.04.2019 tarihli Bölge Adliye Mahkemesi kararını temyiz etmeyerek tazminat miktarı bakımından davalı yararına usulü kazanılmış hak oluşmasına göre davacı vekilinin tüm, davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2. Tazminatın kapsamını belirleme biçimi ve tazminattan yapılacak indirimler ve sıralaması TBK 51 ve 52 nci (818 Sayılı B.K 43-44 mad) maddelerinde düzenlenmiştir.
TBK 51 inci maddesine göre hâkim, tazminatın kapsamını ve ödenme biçimini, durumun gereğini ve özellikle kusurun ağırlığını göz önüne alarak belirleyecektir. Bu madde uyarınca hâkim, öncelikle zarar gören kişinin maluliyet oranına, yaşına, bakiye ömrüne ve gelirine göre zararını tespit etmeli, zarar görenin kusuruna isabet eden kısmı bu miktardan çıkarmalıdır.
Daha sonra 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununun 87 nci maddesi gereğince eğer yaralanan kişi, hatır için karşılıksız taşınmakta ise veya motorlu araç, yaralanan kişiye hatır için karşılıksız verilmiş bulunuyorsa gerek öğreti gerekse Yargıtay İçtihatlarında benimsendiği üzere TBK 51 inci madde uyarınca tazminattan uygun bir indirim yapacaktır.
Son olarak da, zarar gören, zararı doğuran fiile razı olmuş veya zararın doğmasında ya da artmasında etkili olmuş yahut tazminat yükümlüsünün durumunu ağırlaştırmış ise TBK 52 inci maddesine göre, tazminatı indirebilecek veya tamamen kaldırabilecektir (Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 14.03.2012 tarihli 2011/4-824 E., 2012/134 K.; 16.03.2016 tarih ve 2014/1018 E., 2016/326 K. sayılı ilamları).
TBK 51 ve 52 nci maddelere göre nihai tazminatı belirlerken sırasıyla trafik kazasının oluşumunda zarar görenin kusuru varsa bu oranda indirim yapılma "koşulları varsa TBK 51 ve KTK 87 nci maddeleri uyarınca hatır taşıması indirim yapılma" zarar görenin olayın oluşumunda etkili olmamakla beraber zararın oluşumunda veya artmasında müterafik kusuru varsa kalan tazminattan bu sebeple indirim yapılmalıdır.
Zarar görenin kusuru, hatır ve müterafik kusur indirimleri sırasıyla yapıldıktan sonra sorumlular tarafından bir ödeme yapılmış ise ödenmesi gereken tazminattan en son bu ödemelerin güncellenerek mahsubu ve hükmedilecek tazminat miktarının belirlenmesi gerekir.
İlgili Kanun maddeleri incelendiğinde kusur, hatır ve müterafik kusur bir indirim sebebi olarak sayılmasına karşın zarar sorumlularınca yapılan ödemeler bir indirim nedeni olarak gösterilmemiştir. Kaldı ki ödemeler tazminatı belirlemede bir indirim sebebi olmayıp Yargıtay uygulamaları ile artık yerleşik ... geldiği gibi borcu söndüren bir nitelik taşımaktadır (Hukuk Genel Kurulu 03.05.2017 Tarih 2017/2097 E., 2017/894 K.).
Somut olayda; davacıya davadan önce davalı tarafından kısmi ödeme yapılmıştır. Mahkemece hesaplanan tazminattan, davadan önceki ödeme güncellenerek düşülmüş, bundan sonra da hatır taşıması indirimi yapılarak tazminata hükmedilmiştir. Yukarıdaki açıklamalar ışığında hesaplanan tazminattan önce hatır taşıması indirimi yapılıp daha sonra güncellenen ödemenin düşülmesi gerektiğinden, kararın bozulması gerekmiştir.
1. Değerlendirme bölümünün (1) numaralı bendinde açıklanan sebeplerle davacı vekilinin tüm, davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının REDDİNE,
2. Değerlendirme bölümünün (2) numaralı bentlerinde açıklanan sebeplerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan kararın BOZULMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz eden davacıya yükletilmesine,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde davalıya iadesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine
14.02.2014 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.