Davanın kabulüne

Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasından dolayı yapılan yargılama sonundaverilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonunda Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesince İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kabulüne karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesi kararı davalı ... vekili, davalı Hazine vekili, davalı ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

Kadastro sırasında, Van ili Muradiye ilçesi ... Mahallesi çalışma alanında bulunan dava konusu 135,153,324,325,326,327,328,329,335,336 ve 337 parsel sayılı taşınmazlar 18.12.1961 tarihli toprak tevzi tapuları uyarınca 1973 yılında Hazine adına tespit edilmiştir. 1978 yılında çıkan yangın nedeniyle 1992 yılında yeniden kısmi kadastro yapılmıştır.

Davacı ... mirasçıları, miras yoluyla gelen hakka ve kazandırıcı zamanaşımı ile zilyetlik sebebine dayalı olarak dava açmışlardır.

İlk Derece Mahkemesinin davanın kısmen kabulüne dair kararının davacılar ve davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesinin 03.07.2008 tarihli 2008/5137 Esas 2008/4835 Karar sayılı ilamı ile "Temyize konu 135,153,324,325,326,327,328,329,335,336 ve 337 sayılı parsellere yönelik olarak Hazinenin temyiz itirazlarına gelince; bu parsellere komşu 150,321,322,323,330,332,334,338,339,340,434 ve 435 parsellere ilişkin davalar kesinleşip Hazine adına tesciline karar verilmiş, kaçak ve yitik kişi yeri olduğu hususu davacılar yönünden kesinlik kazanmıştır. 2.08.1999 tarihli keşifte dinlenilen belirtmelik bilirkişisi tanık 1341 doğumlu M.Ali İlhaner komşu parsellerden 150,322,332,334,338,339 ve 340 sayılı parsellerin tamamının öncesinin kaçak ve yitik kişi yerleri olduğunu açıkça beyan etmiş ve bu beyanına göre hüküm kurulup kesinleşmiştir. Son keşifte dinlenilen yerel bilirkişi ile tespit bilirkişisi tanık, dava konusu parsellerin kaçak ve yitik kişi yeri olmadığını, tespit bilirkişisi, toprak tevzi çalışmaları sırasında ileride köylüye dağıtılması daha kolay olur dendiği için Hazine adına tapular oluştuğunu bildirmiş ise de, bu beyan davanın kabulü için yeterli değildir. Belirtmelik tutanaklarında yalnızca tutanakları kesinleşen 524,527 ve 529 sayılı parsellerde işgalci davacıların murisi ... gösterilmiş, diğer parsellerde gösterilmemiş, tutanaklarda işgalci gösterilen kişilerle davacılar arasında irsi veya akdi ilişki olup olmadığı hususu üzerinde de durulmamıştır. Eksik inceleme ile hüküm kurulamaz. O halde mahallinde yeniden olabildiğince yaşlı, tarafsız yöreyi iyi bilen yerel bilirkişi ve tanıklarla keşif yapılarak dava konusu bu parsellerin öncesinin kimlere ait olduğu kimden kimlere kaldığı, zilyetliğin hangi tarihte başladığı ve ne şekilde devam ettiği, belirtmelik tutanaklarında işgalci olarak gösterilen kişilerle, davacılar arasındaki irsi veya akdi ilişki bulunup bulunmadığı hususları somut olaylara dayanılarak sorulup saptanmalı, fen bilirkişisine keşfi izlemeye olanak veren kroki çizdirilmeli, toplanmış ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre hüküm kurulmalıdır. Kabule göre de, davacıların murisleri ...’den senetsizden intikal edebilecek taşınmazların toplamı 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) 14 üncü maddesindeki sınırlandırılmalara göre sulu toprakta 40, kuru toprakta 100 dönümü geçemeyeceği halde bu sınırı aşan şekilde hüküm kurulmasının" doğru olmadığı belirtilerek bozulmasına karar verilmiştir.

Bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda 1999 yılında dinlenilen toprak tevzi bilirkişisinin verdiği beyanlarda dava konusu parsellerin yakınında olan parsellere yönelik Ermenilerden kalma olduğuna yönelik beyanı bulunmasına karşın dava konusu olarak kalan parsellere yönelik bu şekilde bir beyanının yer almadığı, 1994 yılında yapılan keşifte dinlenilen mahalli bilirkişinin ise bu beyanlara paralel olmayan beyanlarının bulunduğu, toprak tevzi komisyonu çalışmaları sırasında bilirkişilik yapan kişilerin taraflar ile akdi veya ırsi bağının bulunmadığı, dava konusu taşınmazların tablendikatif tutanaklarının incelenmesinde işgalci olarak davacıların dedesi Muhyettin Songül adına kayıtlı olduğu, bir kısım parsellerde ise işgalci olarak ... soyisimli kişilerin adı yazılmış ise de keşif sırasında mahalli bilirkişi beyanlarından bu kişilerle davacıların taşınmazlarını takas yaptıklarına dair beyanda bulundukları gerekçesiyle taşınmazların davacı ve müdahillerin ortak murisi ...'e ait olduğu kabul edilerek davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm davalı ... vekili, Hazine vekili, davalı ... vekili tarafından temyiz edilmiştir.

Mahkemece her ne kadar davacılar murisinin tablendikatif tutanaklarında işgalci olarak adı bulunduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş ise de davacıların adına kazandırıcı zamanaşımı yoluyla zilyetlik sebebine dayalı olarak tescil hükmü kurulabilmesi için dava konusu taşınmazlar üzerinde toprak tevzi çalışmalarının yapıldığı 1960 yılından geriye doğru 20 yıl süresince davasız ve aralıksız malik sıfatıyla zilyet olduklarını ispatlamaları gerekir.

Davacılar dosya kapsamında toprak tevzi çalışmaları öncesine ilişkin olarak mirasbırakanlarının taşınmazlar üzerinde zilyet olduğunu ispatlayamamışlardır. Şöyle ki dava konusu taşınmazlar hakkında düzenlenen belirtmelik tutanaklarında davacılar murisi İbrahim Songülün ya da atalarının işgalci olduğuna dair belirtme bulunmamaktadır. İlk bozma ilamı sonrası 02.08.1999 tarihli keşifte dinlenen 1341 doğumlu mahalli bilirkişinin Hazine adına oluşturulan toprak tevzi tapularının içeriğinin doğru olup taşınmazların kaçak yitik şahıslardan kaldığını beyan etmiş olması karşısında davacı taraf tanıklarının taşınmazların davacılar murisi tarafından kullanıldığına ilişkin beyanına değer verilerek zilyetlik şartlarının oluştuğu kabul edilemez. Ayrıca komşu parseller de kaçak yitik şahıstan kaldığı gerekçesiyle Hazine adına tespit edilmiş ve kesinleşmiştir.

Hal böyle olunca tüm bu bilgi ve belgeler dikkate alınarak davacıların davasını ispatlayamadıklarının kabulü ile davanın reddine karar verilmesi gerekirken davanın kabulüne karar verilmesi doğru olmadığından temyiz itirazlarının kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.

Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı ... vekili, davalı Hazine vekili, davalı ... vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un Geçici 3 üncü maddesi yollaması ile 1086 sayılı Kanun'un 428 inci maddesi uyarınca BOZULMASINA,

Peşin harcın istek halinde temyiz edenlere ayrı ayrı iadesine,

1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,

14.02.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.