İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ

1. Çanakkale 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 28.06.2019 tarihli ve 2019/256 Esas, 2019/401 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında; 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 149/1-a, 35,53,63 üncü maddeleri uyarınca ayrı ayrı 7 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.

2. Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesinin, 04.11.2020 tarihli ve 2019/4848 Esas, 2020/1519 Karar sayılı karar ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükümlere yönelik sanık müdafilerinin istinaf başvurusunun 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.

Sanık Müdafiinin Temyiz Sebepleri
Sanığın yağma suçunu hangi silahla nasıl işlediğinin belli olmadığına, taşın bu olayda silah olarak kabul edilemeyeceğine, tanık olarak dinlenen jandarma personelinin ifadesinin nesnellikten uzak olduğuna, yağma suçuna konu olan olan alacağın hukuki olduğuna yönelik olduğuna,
İlişkindir.

Temyizin kapsamına göre;

A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü

1. Sanık ...’un mağdur ...’in öz, mağdur ...’nin ise üvey oğlu olduğu, 16.01.2019 tarihinde sanık ile mağdurlar arasında bir tartışma ve akabinde mala zarar verme olayının meydana geldiği, bu olay nedeniyle sanığın gözaltına alındığı, sanığın Ezine Cumhuriyet Başsavcılığında alınan ifadesinden sonra tutuklama talebinin reddine karar verildiği, devamında sanığın aynı gün serbest bırakıldığı, aynı gün saat 17.00 sıralarında mağdurların hayvanlarını otlatmaya götürdükleri, bu sırada sanığın, evinin bulunduğu köye geldiği, sanığın, annesi olan mağdur ...’i telefonla aradığı ve mağdura "benim paramı vereceksiniz paramı bulun yoksa camı çerçeveyi indirecem" dediği, devamında eve giderek mağdur ...’ye ait traktörü alarak ... Köyünün su deposuna götürdüğü ve bu sırada arazinin alt tarafında bulunan mağdurlara bağırarak traktörü uçurumdan aşağı atacağını söylediği, mağdurun bu davranışları üzerine korkan mağdur ...’nin Jandarma ekiplerine haber verdiği, mağdurların Jandarmayı bekledikleri sırada sanığın mağdurların yanına geldiği ve mağdurlara "... paramı vereceksiniz, göğsünüzden kan çıkartacağım sizin, sizi yakacağım, malları yakacağım, hayvanları yakacağım" dediği, bu sırada sanığın elinde bıçak bulunduğu, mağdur ...’nin hamle yaparak sanığın elindeki bıçağı aldığı, devamında Jandarma ekiplerinin olay yerine geldiği, bu sırada sanığın yerden taş alarak mağdurlara fırlattığı, sanığın Jandarma ekiplerince kontrol altına alınmasından sonra nezarethaneye götürüldüğü, burada bağırarak mağdurlara hitaben ‘’beni bu duruma düşürdünüz hepinizin kanını akıtacam hayvanları yakacam’’ dediği ve maddi olayın bu şekilde gerçekleştiğinin kabul edildiği anlaşılmıştır.

2. Sanık savunmasında; "17.01.2019 günü serbest bırakıldım. Tekrar alkol aldım. Konuşmak amacıyla köyde bulunan evimize gittim. Annemin ve babamın evde olmadığını gördüm. Annemi telefonla aradım. Gelin, konuşalım dedim. Anneme bağırmış olabilirim ancak iddianamede belirtildiği gibi "Benim paramı vereceksiniz, paramı bulun, yoksa camı çerçeveyi indiririm" şeklinde sözler söylemedim. Annemlerin bulunduğu yere giderek konuşmak amacıyla traktörü aldım ve gittim. Anneme, nasıl olacak diye sordum. Ben Çanakkale'ye giderek ev tutacaktım. Annem de evin eşyalarını alacaktı. Bunu kastederek nasıl olacak demiştim. Ben, jandarma geldiğinde ya da öncesinde kesinlikle anneme ve babama tehdit içeren herhangi bir söz söylemedim. Olay sırasında elimde kesinlikle bıçak yoktu. Anneme ya da babama bıçak doğrultarak tehdit etmedim, atılı suçu kabul etmiyorum.Trabzon Of'ta 2011 yılında annem, anneannem ve babam için ortak bir ev yapmıştık. Anneannem bana o dönem evin yapımında çalıştığım için para teklif etmişti. Ben de kabul etmemiştim. Bu olaydan önce annemden evin yapımında yardımcı olduğum için alacağım olduğunu düşünerek paramın verilmesini annemden istedim. Anneannem bana dört adet bilezik vermeyi teklif etmişti. Ben de anneme bilezikler senin olsun, bana para ver dedim. Annem de bana ben sana eşya alayım, ev tutayım " diyerek suçlamayı kabul etmemiştir.

2. Mağdurların olaydan hemen sonra alınan beyanlarının ayrıntılı, şekilde olduğu ve olay örgüsü ile uyumlu olduğu tespit edilmiştir. Ancak mağdurlar kovuşturma aşamasında beyan değiştirerek mağdur ... sanığın kendisine ve eşine her hangi bir hakarette bulunmadığını, alkollü olması sebebiyle gözdağı vermek amacıyla jandarmaya gittiklerini, jandarmada siz bizimle dalgamı geçiyorsunuz şikâyetçi olacaksınız diyerek okumadan tutulan tutanaklara imzamı attıklarını, tekrar eve dönünce oğlunun yine para konusunu konuştuğunu ve hakkımı istiyorum şeklinde söz söylediğini beyan etmiştir.

3. Dosya arasında bulunan 03.04.2019 tarihli tutanakta sanığın mağdurdan bir alacağının olup olmadığının sorulduğu ve hukuki bir alacaklarının bulunmadığına ilişkin olduğu tespit edilmiştir.

4. Dosya arasında mevcut olan 18.01.2019 tarihli "TUTANAK" başlıklı belge içeriğinde ve olayın oluş ve ortaya çıkış şeklinin ve sanığın olay tarihi olan 17.01.2019 günü saat 17.00 sularında öz annesi ve üvey babası olan mağdurlara ait traktörü alıp ... Köyünün su deposuna getirerek tarktörü uçurumdan aşağıya atmak ile tehdit ettiği, akabinde eyleminin devamında arazide mağdurlara hitaben "paramı verin göğsünüzden kan çıkaracağım, sikeceğim sizi, yakacağım malları, yakacağım hayvanları," diyerek tehditte bulunduğu,yerden aldığı taşı mağdurlara doğru fırlatmak suretiyle silahtan sayılan taş ile cebirde bulunduğunun yazılı olduğu görülmüştür.

B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
İlk Derece Mahkemesince kabul edilen olay ve olgularda, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından bir isabetsizlik görülmediği anlaşılmıştır.

Diğer temyiz nedenleri yerinde görülmemiştir.
Ancak;

Yağma suçları 5237 sayılı Kanun'un 148 inci, 149 uncu ile 150 inci maddelerinde düzenlenmiştir. Yağma, başkasının zilyetliğindeki taşınabilir malı zilyedin rızası olmadan cebir ve tehdit ile yarar sağlamak maksadıyla alınmasıdır.

5237 sayılı Kanun'un 148 inci maddesinin birinci fıkrasında yağma suçunun temel şekli, ikinci fıkrasında senet yağması, üçüncü fıkrasında cebir karinesine yer verilmiştir. 5237 sayılı Kanun'un 149 uncu maddesinde yağma suçunun nitelikli halleri düzenlenmiştir. 5237 sayılı Kanun'un 150 nci maddesinde hukuki ilişkiye dayanan alacağın tahsili amaçlı yağma ile değer azlığı yaptırıma bağlanmıştır.

Bu bilgiler ışığında somut olay değerlendirildiğinde; dosya arasında bulunan 03.04.2019 tarihli tutanakta da belirtildiği üzere, geçmiş zamanda sanığın anneannesinin sanık için evlendiğinde kendisine takılması amacıyla annesine bırakılan (4) adet bilezik ve (1) adet künyenin verileceğini savunduğu, sanığın bu bilezikleri anneannesine ev yapımı sırasında yardımcı olması sebebiyle verildiğini savunduğu, bu durumun mağdur Muazzzez tarafından da kovuşturma aşamasında 28.06.2019 tarihinde alınan beyanında da annesinin ev yapımında çalışması sebebiyle vefa borcu olarak bilezik vaad ettiğini doğruladığı birlikte değerlendirildiğinde; olay günü sanığın, annesi ve üvey babası olan mağdurlardan bu bilezik parasını istediği, vermemesi üzerine bıçakla tehdit ettiği anlaşıldığından, sanığın eylemin alacağının varlığına inanarak ve bu hakkı elde etme özel kastıyla hareket ettiğinin anlaşılması nedeniyle 5237 sayılı Kanun'un 150 inci maddesinin birinci fıkrası yollaması ile 106/2-a maddesini oluşturduğu anlaşıldığından hükümde bu yönde hukuka aykırılık bulunmuştur.

Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Bursa Bölge Adliye Mahkemesinin, 04.11.2020 tarihli ve 2019/4848 Esas, 2020/1519 Karar sayılı Karar kararında sanık müdafii tarafından öne sürülen temyiz sebepleri yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,

Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca Çanakkale 1. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tevdiine,

14.02.2024 tarihinde karar verildi.